Abdullah Hoca'nın derste aklına bir fikir gelir

Yıl 2003’tür.. Henüz kitap bir fikir aşamasındadır. Yıl 2006 olduğunda ‘Yusuf’un Üç Gömleği’ kitabı doğar..

Abdullah Hoca'nın derste aklına bir fikir gelir

 

 

Tok sesi, vakur hali ve samimi üslubuyla ilk defa bir televizyon programında görmüştüm Abdullah Yıldız Hoca’yı. Bazı insanların ihlâsından mıdır bilinmez, anlattıkları kulağı aşar, kalbe nüfuz eder. O kıymette hocalardan biridir Abdullah Yıldız. İstersiniz ki iman hakikatlerini hep ansın, anlatsın. Bizler de hep dinleyelim, anlattıklarıyla dinlenelim.Abdullah Yıldız

Perdeyi araladıkça ışık daha da artıyor

Abdullah Yıldız Hoca’yı yalnızca TV’deki programıyla tanırken, perde arkasında kalan ışıklı yanlarını sonradan fark edecektim. Öyle ki o aynı zamanda Namaz Gönüllüleri Platformu’nda yer alıp şehir şehir gezen kervanın da arasındaydı. Üstelik 23 yıllık emektar bir öğretmendi. Ve 10 küsur kitabın da yazarıydı. Takdir edersiniz ki yazmak fiili zihindeki yoğun çalışmanın yalnızca son demidir. O kitaplar doğup ortaya çıkasıya kadar ne sancılara gebedir güzel insanların özel kalpleri.

Yusuf’un üç gömleğinde üçer mana

Abdullah Hoca yine ayet ayet motifler işlediği bir gün Araştırma ve Kültür Vakfı’nda Peygamberler Tarihi’ni anlatır. O gün derste aklına bir fikir gelir. Yusuf Peygamber’in hayatında üç önemli evre vardır. Ve her evreye bakan bir de gömlek yer alır. Bunlar: Sahte Kanlı Gömlek, Arkadan Yırtılan Gömlek ve Yusuf Kokulu Gömlek’tir.  Sahte Kanlı Gömlek içinde masumiyet, mazlumluk ve mağduriyeti taşırken Arkadan Yırtılan Gömlek iffet, ismet ve ihlası simgeler. Son gömlek olan Yusuf Kokulu Gömlek’te ise; iktidar, istikrar ve istikamet gizlidir.

Üç gömlek ve iç içe örgülenmiş bir çok hakikat!.. Peki, bu hakikatler ve onların öğretileri yalnızca Yusuf Peygamberi ve onun dönemini mi ilgilendiriyordu? Her çağa seslenme yüceliği bulunan İlahi Kelam’a  elbette ki zıt bir düşünceydi bu. Öyleyse her kıssa gibi bu kıssanın da asrımıza bakan yönleri vardı. İşte bu düşünceler Abdullah Yıldız Hoca’ya yeni bir köşe yazısı yazdırır.

Abdullah Yıldızİlkin ‘Yusuf’un Üç Gömleği’ başlığıyla bir köşe yazısı yazar

Henüz Yusuf’un Üç Gömleği kitabı yokken bir köşe yazısı yazar Abdullah Yıldız. Ve yazı 2003 yılında ‘Yusuf’un Üç Gömleği’ başlığıyla Vakit Gazetesi’nde yayınlanır. Bu köşe yazısı Yusuf’un Üç Gömleği kitabının özü ve çekirdeği gibidir adeta. Fakat Abdullah Hoca bu yazının kitap olması konusunda ilk etapta adım atmaz. Bu noktada da, “değerli kardeşlerim” dediği Uğur Altun ve Zafer Özdemir kendisini cesaretlendirir ve kitap için iç yolculuğa çıkar.

Kitabın bir meyvesi daha olur

Yusuf’un Üç Gömleği kitabı iç yolculuğunu tamamladığında 2006 yılında Pınar Yayınları’ndan çıkar. Ne bereketli bir fikirdir ki bir meyvesi daha olur. Yazar Senai Demirci de 2011 yılında Üç Yusuf Üç Rüya Üç Gömlek isimli kitabı çıkarır. Ve bir yazısında dipnot geçerek “bu yazıda ve –inşallah- takip edecek yazılarda işlemeyi umduğum, Yûsuf kıssasında geçen ‘üç gömlek’in şimdiki hallerimize göndermeler olarak yorumlanması gerektiği fikrini muhterem Abdullah Yıldız’ın Yûsuf’un Üç Gömleği (Pınar Yayınları, 2006) adlı zarif ve çarpıcı çalışmasına borçluyum” der.

Abdullah Hoca’nın vesile olduğu yolda bu kitap da nur’un âlâ nur olur sanki. İki kitabın da iki ayrı tadı vardır. Aynı sofradaki iki leziz çeşni gibidir. Bu değerli eserleri hizmetimize sunan, ayetlerle hemhal olan ve bizleri Rabb’e yakınlaştırma gayretinde olan değerli büyüklerimize teşekkürü bir borç bilir, daha nice hayırlı çalışmalara imza atmalarını Cenab-ı Hak’tan dilerim.

 

Özge Sena Bigeç kitapları gezerken yazdı

Güncelleme Tarihi: 11 Mayıs 2016, 14:11
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13