banner17

800 yılda sadece iki bilgin mi çıkardık?

Müslümanların Altın Çağı’nı anlatan bir kitap “İslam ve Bilim”..

800 yılda sadece iki bilgin mi çıkardık?

 

Kopernik, Galile, Newton vb. gibi bilginlerle doldurulmuş olan zihinlerimiz, ‘Avrupa Merkezli Bilim Anlayışı’nın, bilginin (bilimsel), Antik Yunan kültüründen alınıp Müslümanların yalnızca taşıyıcılık ve koruyuculuk göreviyle Rönesans Avrupasına aktarıldığı bir hikâyeyi bizlere sunar.

Kilise-bilim çatışmasının etkisiyle Kavimler Göçü ve Rönesans’ın doğuşu arasındaki döneme Karanlık (Orta) Çağ nitelemesini yapan Batı Medeniyeti, bilimsel devrim ile temellerini kurduğu ‘pozitif bilim’ anlayışı çerçevesinde skolastik felsefenin etkili olduğu bu çağı (Karanlık Çağ) tarih çizelgesinden makasla kesip çıkarmak misali ortadan kaldırır. Kilisenin dogmatik kalıplarla şekillendirmiş olduğu Batı’nın bu çağında, ne yazık ki gözden kaçan bir şeyin olduğu özellikle 19. yüzyılın sonrasında fark edildi. Karanlık Çağ olarak nitelendirilen dönem sadece Batı medeniyetinin yaşadığı bir dönemdi. Dünyanın farklı coğrafyalarında hüküm süren bazı medeniyetler için ise bu dönem karanlık olmaktan ziyade bir ‘Altın Çağ’ idi.

İhsan Mesud, İslam ve BilimBilim tarihçileri Altın Çağı keşfediyor

İlk bilim tarihçisi George Sarton’un ‘The History of Science’ isimli, türünün ilk ve (kanımca) en önemli eseri olan çalışmasının yanında, E.S.Kennedy, Otto Neugebauer, Rüşdi Raşid, David Pingree, David King gibi önemli bilim tarihçilerinin de özverili çalışmalarıyla aslında “Karanlık” olmaktan ziyade “Altın” niteliğinde bir çağ ile karşılaşıyoruz.

“Bunca övündüğünüz İslam, (bilimsel) bilginin geliştirilmesine nasıl bir katkıda bulundu, kaç tane bilim adamı (bilgin) sayabilirsin ki?” sorusuna, İbn Sina, Harezmi ve ne yazık ki büyük bir sessizlikle cevap verebilmekteyiz. Sanki koca 800 yıl boyunca sadece iki bilgin yetiştirebilmiş bu medeniyet. Batı’nın zihinlerimize aşılamaya çalıştığı anlayışta yer bulabilmiş iki bilgin… Bu kadar uzun bir sürede, üstüne üstlük Rönesans olarak bilinen önemli bir dönüşümün arifesinde sadece iki Müslüman bilginin yaşamış olduğuna ihtimal vermeyen (büyük çoğunluğu Müslüman olmayan, Batı Medeniyeti’nde yetişmiş) bilim tarihçileri bu dönemi araştırdıklarında sayıları yüzleri bulan bilginin isimlerine ulaşabilmişlerdir.

"İslam ve Bilim" belgeselinin kitabıJim el Khalili

Yazmış oldukları makalelerde bu bilginlerin tanıtılması adına büyük işler başaran bilim tarihçilerinin açmış olduğu bu yolu, üç bölüm halinde yayınlanan, BBC’nin desteklediği ‘Science and Islam’ isimli belgesel ile genişleten Jim el-Khalili’nin gayreti de göz ardı edilmemelidir. Surrey Üniversitesi (İngiltere)’nde Fizik profesörü olan Jim el-Khalili, doğmuş olduğu topraklardaki (Müslüman bilginlerin gerçekleştirdiği) bilimsel çalışmaların tanıtılması adına öncülük ettiği bu belgesel ile dünyanın yabancısı olduğu ‘Müslümanların Altın Çağı’nı kamuoyuna başarılı bir şekilde yansıtabilmiştir.

Bu başarının altında yatan en önemli etkenlerden birisi hiç kuşkusuz Ehsan Masood’un bu belgesel için yazmış olduğu, Picus Yayınları tarafından Türkçeye kazandırılan, belgesel ile aynı adı taşıyan İslam ve Bilim isimli eseridir. Bölümleri, içeriği ve üslubu ile belgeseli izlerken alınan tadı okurken de hissettiren bu eser, bilginlerimizin çalışmalarıyla şekillenen ‘Altın Çağı’ yansıtması açısından göz atılması gereken önemli bir eser olduğu kanaatindeyim.

 

Berkehan Kıran önerdi

Güncelleme Tarihi: 24 Ocak 2013, 23:34
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20