banner17

30 yıl önce de katsayı eylemi!

3 Ocak 1976'da Taksim'de bir ''İhtar Yürüyüşü'' düzenlenmiş. Ne için? Meslek liselerine uygulanan katsayı problemini protesto için!

30 yıl önce de katsayı eylemi!

Gölge DergisiSiyasetsizleştirilen nesil

Genç nüfusunun siyaset yapmadığı bir ülkede yaşıyoruz. Bırakın siyasetle uğraşmayı, siyaset konuşmaktan bile uzak duran bir nesil var ortada. İçinde yaşadığımız vatanda olup bitenler hakkındaki şahsi fikirlerimiz, önce okullarda ve diğer resmi kurumlarda beyandan men edildi. ''Şşşt! Siyasi meselelere girmeyin!'' diye sıkı sıkı tembihledi öğretmenlerimiz bizi. Siyasi konuşmaların, büyükleri kızdıracağı, rahatsız edeceği ve bunların ‘’başımıza iş açacağı’’ fikri kazındı beyinlerimize. Derken üniversite sıralarına kadar geldik. Devlet baba, bizi artık karar verebilecek olgunlukta gördüğünden oy kullanma hakkını lütfetti bizlere, sağolsun! Lakin gençlerin biyolojik olarak gelişmeleri, ülke yönetiminde doğru kararı vermeleri için yeterli midir? Siyasetten bu derece uzak tutulduktan sonra gençlerin bu konuda isabetli bir görüşe sahip olmalarını beklemek tuhaf değil mi? Bugün üniversite gençliğini ele alacak olursak, büyük bir kısmının siyasi konulara girmediğini görmekte zorlanmayız. Neden? Bir ''fikri'' yok ki konuşsun. Öz vatanında ne olup bittiğinden haberi yok. Çünkü o daha ilkokuldayken, büyükleri ''Cıs!'' dedi, ''Kimse duymasın, başına bir iş gelir!'' Veya ''Sen dersine bak, bu işlerle uğraşma!'' Böylece kendi çocukluğundan başlayan ve yaşadığı anda da devam eden bir gafletin içine gömüldü genç nesil.

 

Gölge Dergisi70 kuşağı

Peki eskiden böyle miydi? Hep kargaşalarla hatırlanan 1970'li 80'li yıllar mesela... Sahi, o zamanlar neden sürekli bir kavga içindeydi üniversite öğrencileri? Neydi derdi bunların? Şimdiki büyüklerin telkinleriyle büyümüş olan ben, bu derdi anlayamam. Çünkü sadece derslerle ilgilenmem ve etliye-sütlüye karışmamam gerektiği söylendi ''büyüklerim'' tarafından. Peki bu insanlar dersler yüzünden mi birbirlerini hiç çekinmeden vurdular? Her akl-ı selim buna ‘’Hayır!’’ cevabını verir. Bu arada yanlış anlaşılmasın, öğrenciler birbirlerini çekip vursunlar, ortalık karışsın demiyorum! Anarşi savunucularından değilim, anarşist de! Üzerimizde bir numara büyük elbise gibi iğreti duran, yapay bir sağcı-solcu ayrımı yüzünden gencecik insanların ölümüne sebep olan bir düzeni, Müslüman olarak savunmam mümkün değil. Ancak insan şunu demekten de kendini alamıyor:’’ O dönemin gençlerinin ‘’fikir’’leri vardı. Yani düşünen insanlardı. Doğruya ulaşıp ulaşmamaları ayrı bir konu. Ama düşünüyorlardı. Felsefe yapıyorlardı. Fikirleri sadece dilde değildi. Hayatlarının tamamına sirayet etmiş, kendilerini ‘’doğru bildiklerine’’ adamışlardı. İşte onlar bu yönüyle takdir edilmeliler. Bir de farklılıklarla beraber yaşamayı bilselerdi…

Gölge Dergisi

Kimin ‘Gölge’si?

Gölge Dergisiİşte o ‘’kendilerini adayan’’ gençlerin çıkardığı bir dergiyle karşılaştım geçenlerde:’’Gölge’’ İlk sayısı 1976’nın Mart’ında çıkmış. Kapağında yazan ‘’Aylık Siyasi Kavga Dergisi’’ ibaresini görünce, gençliğimden olacak, heyecanlandığımı hissettim. ‘’Kavga’’ ifadesiyle neyi kastettikleri de yazılıydı:’’İnsanımızın ve inancımızın kavgası’’ Katmerlenen heyecanım, parmaklarımı harekete geçirdi ve sayfaları çevirmeye başladım. Anlaşılan, İslamcı bir dergiydi. Hem Türkiye’de hem de dünyada yaşanan güncel siyasi olayların haberleri, analizleri, yorumları yer alıyordu. Doğru bildiklerini söylemekten çekinmeyen, niyetlerini ve hedeflerini açıkça belirten, bir şeyler yapma çabasında olan ve heyecanlı bir dergiydi. Genel yayın yönetmenliğini Yalçın Turgut’un yaptığı 30 sayfalık bu derginin yazar kadrosu; Salih Mirzabeyoğlu, İkbal Abdülhamit, Ümit Ufukta, Kurtuluş Tezbil, Atilla Özdür, Fettah Korkmaz’dan müteşekkil. Bazılarının müstear isim kullandığı anlaşılan bu yazarlar, birer üniversite öğrencisi! Ne manidardır ki -şimdiki gençlere, bize örnek olsun- 20’li yaşlarında ‘’var olan fikir’’lerini savunmak için dergi çıkartan bir nesil geçmiş bu diyardan. ‘’Ne ABD ne Rusya ne Çin! Her şey ‘Mutlak Bir’ için!’’ diyen ve bağımsız İslam devleti idealiyle yanan bir nesil… İslam birliğini isteyen ve bunu, dünyanın dört bir yanında yeryüzü nöbeti tutan Müslümanları gündemlerine almakla göstermeye çalışan bir nesil… Filipinler, Balkanlar, Kıbrıs, Pakistan, İran, Lübnan ve daha birçok yerdeki Müslümanların mücadelelerine genişçe yer veren dergide elbette ülkemizle ilgili haberler de var. O haberlerden biri içimi tam anlamıyla acıttı ve beni acı acı güldürdü! 3 Ocak 1976’da Taksim’de bir ‘’İhtar Yürüyüşü’’ düzenlenmiş. Ne için? Meslek liselerine uygulanan katsayı problemini protesto için! ‘’Allah’ım!’’ dedim, ‘’Biz bir arpa boyu yol alamadık mı şu 30 sene içinde? Hâlâ aynı mevzuular mı var gündemimizde!’’ O an isyan etmek istedim! Ama kime? Sustum. Yaşadıklarımız, fail-i meçhul değil failleri meçhul bir cinayetti belki de. Bu düşünceler içindeyken elimdeki dergiyi kapattım. Arka kapaktaki manifesto gözüme ilişti. Okuyunca, bu gençlere hayranlığım daha da arttı.

 

Gölge Dergisiİşte o manifesto!

Eşya, olay, doğa yoruma muhtaç; çağ bizi bekliyor. Biz aydınlığın bekçileri, şafağın ölümsüz akıncı erleriyiz. Kimseye kinimiz yok. Herkesin ve her şeyin sorumluluğunu yüreğimizde taşıyoruz. Her hıçkırık, yankısını bizde bulacaktır.

Emeğin ürüne en adil ölçüler içinde yansıdığı ve emekçinin alın teri kurumadan hakkını en adil ölçüler içinde aldığı, emeğin de ürünün de kutsandığı ‘’Çağlarüstü mutlak fikir’’in savaşçılarıyız.

Hiçbir politik kadroya dahil değiliz. Ancak bu, politik tercihimiz olmadığı anlamına gelmemelidir. Zaman ve şartlar içinde bize yakın olan bizdendir.

İnsanımız ve inancımızın kavgası için çıktık.Salt aklın ürünü her türlü rejimin insanoğlunu sürüklediği helak meydandadır. Komünist, kapitalist, Siyonist rejimler ve nüanslarının çizdiği tablonun vahşeti karşısında bu çıkışımız zaruri idi.

Çelik ve beton medeniyetinin bize armağan ettiği dünya; bunalımlar, eksoz dumanları ve palyaçolarla dolu… İlim ve politika ağababaları, çürüyen ruhları pudralamakla meşgul…

Kendi öz şahsiyetimizi bulmak ve ona dönmek istiyoruz.

Ve akın başlamıştır.

Çağlar üstü mutlak fikre doğru…

İnanıyoruz, onun için güçlüyüz!

 

Şeyma Derbeder Gölge’nin ruhunu aradı.

Güncelleme Tarihi: 09 Ocak 2010, 14:51
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Kamil Akın
Kamil Akın - 9 yıl Önce

Sayın yazar arkadaşımız, 1976 yılında yapılan İhtar Yürüyüşleri meslek liseleri katsayıları için yapılmamıştır. MTTB öncülüğünde yapılan katsayı yürüyüşleri vardır ama bunlar ihtar yürüyüşleri değildir. İhtar yürüyüşleri komünistlerin doğu mitinglerine karşı yapılmıştır. lütfen kontrol edelim yazıyı.

ali
ali - 9 yıl Önce

ibdacılar, apocular kadar olamıyorsa...

mehmet y
mehmet y - 9 yıl Önce

GÖLGE gibisi yapılamadı.. Yazar kadrosuna bakıyorum da ne mutlu onlara..

selim tektaş
selim tektaş - 9 yıl Önce

30 sene önce tüm islami camia sistemi değiştirip yerine şeri bir sistem kurmaktan bahsediyordu,20 sene önce bir kısmı uyum sağlayarak da islamı yaşayabileceğini keşfetti.10 sene önce ise ,artık "islam demokrasiye uygundur-cular,hoşgörüyle tüm dinleri kucaklayalımcılar ve islamcı ikoncanlar türedi..gelinen noktada biz "GÖLGE" peşinde feda olmayı göze alanlar, İBDA,cılar..aynı çizgide yürüyoruz,yürüyeceğiz.bakın artık sistemle sorunu kalmadı kimsenin,çünkü sistemi yaşatan onlar artık..

Şeyma Derbeder
Şeyma Derbeder - 9 yıl Önce

Kamil Bey, resimdeki yazıyı okuyabiliyorsanız şöyle başladığını göreceksiniz: ''Meslek okulları mezunlarının üniversiteye alınmalarını engellemek isteyenlere karşı, İstanbul'da MTTB öncülüğünde tertiplenen ve binlerce akıncı gencin iştirakiyle muhteşem bir havaya bürünen; 3 0cak 1976 Cumartesi günkü ihtar yürüyüşünün akisleri devam ediyor...'' Rusya'ya karşı da yürüyüşler düzenlenmiş olabilir ama burada bahsedilen durumda herhangi bir yanlışlık yok. Selametle...

Mehmet Yılmaz
Mehmet Yılmaz - 8 yıl Önce

http://www.anadoluhaberim.com/haber_detay.asp?haberID=7113

banner19

banner13

banner20