banner17

3. Milli Kültür Şurası ve Bazı Sorular

Seferber dergisi yayın hayatına başladı... Mesnevi’nin yeni bir tercümesi... III. Milli Kültür Şurası ve bazı sorular... Reis Bey sahnede... M. Murtaza zeren, haftanın öne çıkan bazı kültürel olaylarını derledi.

3. Milli Kültür Şurası ve Bazı Sorular

Seferber dergisi yayın hayatına başladı

Haftalık havadislerimize yeni bir derginin haberini vererek başlayalım. Mustafa Nezihi Pesen idaresinde Seferber dergisi bu ay itibarıyla çıkmaya başladı. İki aylık gençlik ve edebiyat dergisi olan Seferber, ilk sayısında kapağına Kudüs Fatihi Selahaddin Eyyubi’yi taşımış. İlk sayının yazarları arasında Ahmet Murat Özel, İshak Kızılaslan ve Gökhan Ergür gibi isimler yer alıyor. Allah yollarını açık kılsın…

Mesnevi’nin yeni bir tercümesi

Sezai Karakoç, yanılmıyorsam, Mesnevi’nin Farsça yazılmasının büyük bir şans olduğundan bahsediyordu. Dilinin Farsça olması sebebiyle bu eser her dönemde yeniden çevrilerek, şerh edilerek döneme has manalar kazanabilmektedir. Daha önce bu Mesnevi tercümeleri eserin kendi veznine uygun olarak yapılmıştı. Abdullah Öztemiz Hacıtahiroğlu yakın dönemde Mesnevi’nin bir kısmını eserin kendi veznine uygun olarak tercüme etmişti. (Maalesef bu tercümenin baskısı bugün yok.)

Geçenlerde ise Hicabi Kırlangıç hece veznine uygun bir şekilde bu şaheseri yeniden tercüme etti. Hece Yayınları arasından çok güzel bir baskı ile çıkan bu eser meraklılarını bekliyor.

III. Milli Kültür Şurası ve bazı sorular

III. Milli Kültür Şurası dün itibariyle toplandı. Şurada çok çeşitli başlıklar altında ülkenin kültür meseleleri konuşulacak. Kültüre bu toplantı sonrasında alınan kararlar mı yön verecektir? İstişare güzeldir elbet ancak ne vakit bu kültür meselesini masa başında değil de sahada halledebileceğimizi anlayacağız!? Kitap okunmuyor, tarihe biganeyiz, bilim yok vaveylalarını bir kenara bırakıp, kültürün yegane taşıyıcıları, dönüştürücüleri olan gençlere bakıp onların halinden anlamaya ne zaman başlayacağız? (Bu halden anlama hususu da ayrı bir yazı mevzusudur.) Kelli ferli ilim ve fikir adamları kültürün “ne olması ve nasıl gerektiğini” tartışırken kültürü yarına taşıyacak olanlar Snapchat’te vakit geçirip Twitter’da civildeşiyor. İşte aradaki bu boşluk bizim kültür meselemizdir.

Reis Bey sahnede

Reis Bey bu dönem Şehir Tiyatroları’nda gösterime girmiş. Çok güzel bir gelişme bu. (Ancak maalesef daha şimdiden Haldun Taner Sahnesi’nde bütün biletler tükenmiş.) 50 sene evvelinden ses veren Necip Fazıl bugünün televizyonzede izleyicilerine neler söyleyecek. Rahmet olukları inşa etme fikri kaçının zihnine yerleşecek, ve kaçı ağlayabildiği için anlayabilecek.

Bu güzel eseri (ve diğer tiyatro eserlerini) şöyle görmek lazım diye düşünüyorum: Necip Fazıl bugün yaşasaydı on küsur tiyatro eseri yazmaz, muhtemelen dizi yahut film senaryosu yazardı. Kalabalıklara seslenmek istiyordu çünkü. Tiyatroları, Necip Fazıl’ın kollarını makas gibi açarak haykırmasının bir yoluydu. Türk sinemasının bugün çok tartışılan konumu bu haykırma isteği ile başa baş duruyor. Kısacası haykıracak senaristler ve yönetmenler gerek ve tabii bundan önce haykırtacak meseleyi hamil insanlar.

 

Derleyen: M. Murtaza Özeren

Güncelleme Tarihi: 04 Mart 2017, 12:22
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Serpico
Serpico - 2 yıl Önce

Şura'da alınan kararlarla birtakım rijit uygulamalar yoluna gidilirse hapı yuttuğumuzun resmidir. Tepeden inme şuurlanmayla her şey sadece daha da berbat olacaktır. İnşallah böyle bir şuurlanma yaşamayız!

banner8

banner19

banner20