2223 camiden 17'si ayakta kalmıştı

1923 yılında yayınlanıp o dönemin komünist rejimince toplatılan Kazan Hanlığı Tarihi, Kazan halkının nasıl bir din ve bağımsızlık mücadelesi verdiğinin en ciddi ve geniş çalışması olarak günümüze ulaşmış bir eser..

2223 camiden 17'si ayakta kalmıştı

 

Rusların Müslüman topluluklar üzerinde yaptığı amansız ve sonu gelmez saldırılar, sindirmeler ve dönüştürme operasyonları, dünya tarihinde çok fazla yer etmemiş ve gündemde olmamışsa da İslam âleminin bağrını yarıp geçen bir mızrak olmuş ve o yara her gün oluk oluk kanamaya devam etmekte. Bu yaralı hatırlayış ve anımsayış Müslüman yüreklerden başkasının umurunda bile olmamıştır. Bunun en çarpıcı örneğini Çeçenlerin yaklaşık üç asırlık şanlı mücadelelerinde görürüz ki, Kafkasya ve Asya’da bu mücadelelerin onlarcasına şahit olmuşuzdur.

1991’deki dağılma süreciyle beraber bazı Türk bölgeleri bağımsızlık imkânına kavuşmuşlarsa da Rus dili, kültürü, yaşantısı ve bu bağımsız bölgelerde yerleştirilen ciddi miktardaki Rus nüfusu, o bağımsız bölgelerin de hâkim unsurları olmuş, soyca ve dince Ruslarla alakası olmayan bu Müslüman topluluklarda ağır bir tahribatın da baş müsebbibi olmuşlardır.

Önce dilini ve buna bağlı olarak kültürünü, eğitim sistemini bu bölgelere demir bir yumruk gibi indiren Rusya, Hıristiyanlaştırma çalışmalarıyla da bu büyük çoğunluğu Müslüman olan coğrafyaya bir karabasan gibi çöküp, insanların dünyalarını altüst etmişti. Bu geniş bozkır coğrafyasında dilini, alfabesini, kitabını, peygamberini unutmuş, öğrenememiş ve bunlardan bir hayli uzak kalmış insanlar yetişmişti. Bugün bile bağımsızlığına kavuşmuş ülkelerde ise Lenin/Stalin özentili diktatörler eliyle bu dinden uzaklaştırma faaliyeti aralıksız şekilde devam ettirilmekte. Geçmişinde din mücadelesi veren halk bugün de baştaki yöneticilerinin hayatı dinsizleştirme zulmüne maruz kalmakta.

“Sovyet Düşmanlığı” suçundan idam edilen yazar

Rusya’nın sindirme, dönüştürme ve dinsizleştirme çalışmalarını 1400’lü yılların sonundan itibaren artırdığı bölgelerden biri de bugün halen özerk bir bölge olan Kazan Hanlığı’dır. 1923 yılında yayınlanıp o dönemin komünist rejimince toplatılan Kazan Hanlığı Tarihi, Kazan halkının nasıl bir din ve bağımsızlık mücadelesi verdiğinin en ciddi ve geniş çalışması olarak günümüze ulaşmış bir eserdir. Bu eserin yanı sıra İslam Ansiklopedisi ve çeşitli tarih ansiklopedileri de Kazan tarihi hakkında geniş bilgi sunmaktadırlar. Kazan Hanlığı Tarihi kitabının yazarı Mihail Hudyakov, Türk ve Fin-Ugor tarihi çalışmalarıyla ünlenmiş ve bu çalışmalarından ötürü 1936 yılında “Sovyet düşmanı” olduğu gerekçesiyle idam edilmişti.

Din uğruna hicreti göze alabilen bir millet

Uluğ Muhammed Han’ın kurduğu Kazan Hanlığı (1437-1552) Ruslara karşı daima dik bir mücadele vermiş ve hanlığın ilk yıllarında Moskova’dan vergi ve haraç alacak kadar güçlü ve dirayetli bir duruma gelmişti. Daha sonraki yıllarda taht mücadeleleri ve güçlenen Rusya’nın hem içerden hem de dışarıdan saldırılarıyla zayıflayan hanlık, önce aldığı vergi ve haraçtan olmuş daha sonra ise bağımsızlığını kaybederek Moskova’ya bağlanmıştı.

Kazan Hanlığı’nın sükûtundan sonraki iki asır boyunca Müslüman Tatarlar siyasi, iktisadî ve dinî takibatların kurbanı olmuş ve yerlerini yurtlarını terk etmek zorunda kalmışlardı. 1700’lü yılların sonlarına doğru yurtlarına dönmeye başlasalar da, zamanla artan baskılar, çatışmalar ve Ruslaştırma operasyonları halkı bir kez daha yurtlarını terk etmeye sürüklemişti. Rusların bu çabalarına küçük çapta isyanlar çıkmışsa da çok fazla etkisi olmamış ve Tatarlar yine göç etmeyi göze alarak İslam’ı yurtlarına tercih etmişlerdi.

İslamiyet’in İdil bölgesine girişi 642 yılında hilâfet ordularının Hazarlar’a karşı yürüttüğü mücadeleler sırasında başlar. İdil-Bulgar Devleti’nin hanı Almış, 921’de Abdullah b. Baştuu başkanlığında bir elçilik heyetini Bağdat’a gönderip Halife Muktedir-Billâh’tan İslam dininin öğretilmesi için din bilginleri ve cami yapımı için ustalar ister. Muktedir-Billâh aynı yıl İbn Fadlân başkanlığındaki elçilik heyetini Bulgar topraklarına yollar, böylece 922’de Bulgar Devleti resmen İslam dinini kabul eder. X. yüzyılın başlarında bölgeyi ziyaret eden Arap coğrafyacı İbn Rüste, İdil-Ural halkının çoğunun İslam’a bağlı olduğunu, köylerinde cami ve medreselerinin bulunduğunu belirtir.

İslamiyet bölgede 100 yıl içinde büyük gelişme gösterir. 1024’te Bulgar Hanı İbrahim, Horasan’a bir elçilik heyeti göndererek Sebzevâr ve Hüsrevcer şehirlerine cami ve diğer binaların inşası için yardımda bulunur. Altın Orda Devleti’nin ikinci hanı Berke (1256-1266) ve İslam’ı Altın Orda’nın resmi dini haline getiren Özbek Han (1313-1340) dönemlerinde İslamiyet daha da gelişir. Ancak Timur’un Altın Orda Devleti’ne karşı yaptığı seferler bölgedeki medenî ve dinî hayata büyük darbe vurdu. Kazan Hanlığı’nın 1552’de Ruslar tarafından yıkılmasıyla bölgenin Ruslaşması ve Hıristiyanlaşması başlamıştır.

70 yıl sonra gelen Kurban bayramı

Tatar ve Başkırtlar’ın yoğun olarak yaşadığı İdil-Ural, Ural ötesi ve Sibirya’da 1916 yılında toplam 6081 cami varken bunların 2223’ü Tataristan’da idi ve 3683 imam mevcuttu bu camilerde. 1941’de bu cami sayısı onda bir oranına kadar düşüp 220 tane kalır. Ve bu tarihten sonra ise ülkede toplam 17 cami kalır. Milyonluk başkent Kazan’da sadece bir tane ibadete açık cami kalmıştır. 1990 yılının sonunda ortaya çıkan dinî serbestiyle beraber yeniden bir dinî hareketlilik başlar ve Kazan’da 7 cami ibadete açılır. 1550 yılındaki Rus baskınında, Kul Şerif Camii yakınındaki meydanda medrese talebeleri, hocalar, imamlar ve müezzinlerle Ruslar arasında şiddetli bir çatışma olur ve Seyyid Kul Şerif orada şehid olur.

Yakın zamanda tekrar ibadete açılmış olan Kul Şerif Camii, eski caminin yerine yapılmış bir cami olarak faaliyet gösterir. Hudyakov, kitabında ayrıca bu cami ile ilgili her hangi bir kroki bulunması halinde ciddi bir inceleme yaparak aslına uygun olarak tekrar yapılabileceğini/yapılması gerektiğini belirtir. Zira Kul Şerif Camii’nin Ruslar tarafından yıkılan ilk halinden 8 minareli ve çok büyük bir cami olarak bahsedilmektedir.

11 Haziran 1992’de Kurban Bayramı 70 yıl aradan sonra ilk defa resmi bayram ilan edilmişti.

1801-1917 yıllarında sadece Kazan’da basılan Arapça kitapların sayısı 4000 civarında olup büyük bölümünü dini kitaplar oluşturmaktaymış. Tatarlar, Din ve Maişet (1906-1918), ed Din ve’l-edeb (1906-1908, 1913-1017), İslam ve Maarif (1916-1918), Ma’lumat-ı Şeri’iyye-i Orenburgiyye (1908-1910, 1916-1917) adıyla dergiler de yayımlamışlar. İhtilalden sonra iç Rusya ve Sibirya Müslümanlarının dini idaresinin yayın organı şeklinde çıkan İslam Mecellesi (1924-1928) komünist dönemdeki en önemli dergi olmuş.

 

Yavuz Ertürk yazdı

Güncelleme Tarihi: 15 Mayıs 2017, 11:19
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Y. T. Günaydin
Y. T. Günaydin - 6 yıl Önce

kazan'da 9. yüzyılda islâmı kabul eden itil-volga bulgar türkleri karahanlılardan iki yüz yıl önce bir müslüman türk devleti kurmuşlardı. Kazan, 9. yy.da, karahanlı devleti XI. yy.da kurulmuştu.

banner19

banner13