21. yüzyılda bir Davut efsanesidir Hattab

Unuttuğumuz, unutturulan, rafa kaldırılan, gündemden düşürülen, göz ardı edilen bir direniş/cihad hattımız vardır bizim: Çeçenya. Şeyh Şamil’den tevarüs eden bir destanı yürütenlerin yılmaz sürdürücülüğü vardır Çeçen direnişinde. Ve nice şehidler… Fatih Pala yazdı.

21. yüzyılda bir Davut efsanesidir Hattab

 

 

Unuttuğumuz, unutturulan, rafa kaldırılan, gündemden düşürülen, göz ardı edilen bir direniş/cihad hattımız vardır bizim: Çeçenya. Şeyh Şamil’den tevarüs eden bir destanı yürütenlerin yılmaz sürdürücülüğü vardır Çeçen direnişinde. Ve nice şehidler… O büyük destana dâhil olanlardan ve o ulvi gemiyi kanlarıyla yüzdürenlerden birisi de Şehid Emir Hattab’dır.

Genç Birikim Dergisi, Haziran 2002 sayısının kapağına, Hattab’ın şehadetin hemen sonra çekilen heybetli bir resmini taşımıştı. Ve şu başlık vardı kapakta: “21. Yüzyılda Bir Davut Efsanesi: Hattab”. Derginin o ayki sayısında Abdullah Bera ismine ait, Şehid Hattab’ı konu edinen güzel bir makale ele alınmıştı. Biz burada, o makaleden faydalanarak bu aziz “mücahid”i tanıtmaya çalışacağız.

Suudi Arabistan’da, 1970’de dünyaya gelen Hattab’ın, künyesi Abdullah es-Süveylim İbn Salim İbn Samir olarak geçer kayıtlarda. Tarih, 19 Mart 2002’yi gösterdiğinde, mücahidlerin arasına karışıp onların güvenlerini kazanan bir hain, Hattab’a başka bir komutandan mektup taşır. Mektubu, Rus gizli servisinden aldığı zehirle bezeyerek Hattab’a getirir. Ve Hattab, mektubu açtıktan beş dakika sonra zehrin büyük etkisiyle canını Yüce Mevla’ya teslim eder.

Eğitimini bırakıp cihada gider

Hattab, anadili olan Arapça ile birlikte Rusça, İngilizce ve Peştuca’ya da vakıftı. Zeki, cesur ve güçlü bir kişiliğe sahipti. Askerleriyle yakından ilgilenmiş, kişisel problemlerini çözmede onlara yardımcı olmuş ve ihtiyaçlarını alışveriş yapıp da karşılamaları için, onlara para desteği sağlamıştı.

Emir Hattab, 1987 yılında lise tahsilini görmek için Amerika’ya gider. Orada, Rus işgaline karşı Afganlı mücahidlerin savaştıklarını ve yardıma muhtaç olduklarını duyunca, Amerika’daki eğitimini bırakarak Afganistan’a akın akın yol alan Arap mücahidlerin kervanlarında yerini alır. Sovyetlerin yenilip Afganistan’dan çekilmesinden sonra, Hattab ve kendisiyle birlikte olan bir grup arkadaşı, Tacikistan’da düşmana karşı sürdürülmekte olan bir savaşı duyarlar ve hemen mücahid safları arasına katılırlar. Her türlü mahrumiyetin baş göstermesine, silah ve yiyecek kıtlığının, üstüne üstlük bir de şiddetli soğukların olmasına rağmen, burada iki yıl kıyasıya bir mücadele verirler.

Mücahid Hattab, nerede cihad var ise, yüreğini oraya süren bir mümindi. 1995 Afganistan cihadından sonra, aynı yıl Çeçenistan’da başlayan cihada dâhil olur. 1997’de cihadın bitmiş gibi olduğu günlerde, boş durmaz ve (9 Temmuz 2006’da şehid olan) Şamil Basayev ile mücahidlere askerî eğitim verirler. 1999’da ikinci Çeçen Cihadı başlayınca, yine kendine cihad saflarının tam ortasında yer edinir Hattab.

“Bir operasyona çıkarken Allah’ın bize şehadet nasip etmesi için, dualar ediyoruz…”

Ondaki şehadet sevdasını anlamak için, Tacikistan Cihadı’nda el bombası atacağı sıra bombanın elinde patlaması sonucu sağ elinin eki parmağını kaybettikten bir müddet sonra dile getirdiği şu sözlerine dikkat kesilmelidir: “Hepimiz Allah’ın elindeyiz. Buradaki üç kişiden birimizin tek eli, diğerinin tek gözü, öbürünün de tek ayağı yok. Üçümüz de bir şekilde yaralı ve sakatız. Biz de, diğer mücahidlerin arasındayız. Operasyonlarda bizzat yer alıyoruz. Aynı diğer mücahidler gibi, ön cephelerde ağır silahlarla çatışıyoruz. Bir operasyona çıkarken Allah’ın bize şehadet nasip etmesi için dualar ediyoruz. Allahu Teâlâ’ya, canımızı yolundayken alması için yalvarıyoruz. Allah yolunda ölmek en büyük şereftir.”

Hattab, bir konuşmasında, mücahitlerin cihada gitmelerini engelleyenin aileleri olduğunu söyler. Eğer aileler dinlenilseydi geri dönüleceğinin ve cihadı üstlenecek kimsenin kalmayacağının altını çizer Hattab. Bazen annesine telefon açtığında dönmesi için kendisine yalvardığını söyledikten sonra; ailelerin yanına ziyaret amaçlı bile gidilse, savaş meydanlarının hiçbir şekilde ve sebeple boş bırakılmamasına dikkat çeker.

Hattab’ın ilme ve Müslüman’ca kültüre verdiği önemi, Afganistan’da, Tacikistan’da ve son olarak Çeçenistan’da insanları önce namaz kılmaya, zekât vermeye ve Kur’an okumaya çağırmasından anlıyoruz. Yine, dinî medreseler kurarak insanların İslam’ı doğru anlamalarına yönelik çabası da başka bir takdire şayan davranış halidir. O, Çeçenistan’da insanları ihtilafa sevk eden meselelere girilmesini istemediğinden, çoğu zaman Arap arkadaşlarının çarşıya çıkmasını yasak etmiştir.

Şehid Emir Hattab, kişiliği, takvası ve mücahid kimliğiyle Müslüman gençlere numune olacak bir şahsiyet

Zekâsı ona ne güzel şeyler yaptırmış. Çeçenistan’da Çeçenleri iyi tanımak ve ona göre insanlara muamele etme şeklini tespit için, bir Arap muhabiriymiş gibi davranarak çarşı-pazar gezermiş. Mücahidlerin bulunduğu ülkelerdeki insanlarla iyi geçinip çatışma ve anlaşmazlık yaşanmamasına azami derecede özen gösterirmiş. Ve Hattab’ın yöneticiliği vesilesiyle Çeçenistan’da cihad, tefrikasız, kavgasız ve ihtilafsız bir şekilde sürmüş. Direnişçilerin tümünün kalbi hep birlikte atar imiş.

Şehid Emir Hattab, kişiliği, takvası ve mücahid kimliğiyle Müslüman gençlere numune olacak bir şahsiyet. O, zengin bir ailenin çocuğu olmasına rağmen, kerim kitabımız Kur’an’daki Rabbimizin vaadine uymuş ve canını-malını Rabbine cennet karşılığında satmıştır. Kalbindeki cihad sevdasını, azmini; ne açlık, ne susuzluk, ne yokluk, ne soğuk ve ne de başka bir olumsuzluk söndürebilmiş değildir. O, dolarlarla zillet içinde geçecek bir hayatı yaşamaktansa; Afganistan’da, Tacikistan’da, Dağıstan’da, Kosova’da, Bosna’da ve Çeçenistan’da; karlı ve buzlu dağlarda zayıf bırakılmış, evleri-barkları yıkılmış, tecavüze-katliama uğramış kadın, çocuk ve yaşlı mazlumlar için mücadeleyi tercih etmiştir. Müslümanların zalimlere ve kâfirlere karşı açtığı cihad bayrağını yükseltmiş ve o bayrağın onurunu korumanın kaygısını gütmüştür hep.

İslam gibi yüce bir dinin ve davanın derdini taşımış ve ölümsüzlerin safında yerini almış olan Emir Hattab, bugün, yani 12 koca yıl sonra, Çeçen direnişinin hala idolüdür. Onunla yeşererek filiz veren cihad toprakları, yine ve yeniden insan ister, mücahid ister, şehid ister.

 

Fatih Pala yazdı

Güncelleme Tarihi: 09 Kasım 2016, 11:24
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26