2. Abdülhamid dönemine tutulan bir ayna

Hatıralar, mazinin derinlerine tutulan aynalardır. Sultan 2. Abdülhamit'in “Siyasi Hatıratım” kitabı da bu aynalardan biri..

2. Abdülhamid dönemine tutulan bir ayna

 

Hatıralar, mazinin derinlerine tutulan aynalardır. Bu nedenledir ki aynaların derinliğine bakmasını bilmek gerekir. Sultan 2. Abdülhamit'in Dergah Yayınları’ndan çıkan ve Türkiye'de ilk defa yayınlanan Siyasi Hatıratım kitabı da bu aynalardan birisidir.

Kitap, Sultan Abdülhamit’in 1909’da İttihat ve Terakki tarafından hal edilmesi sonrasında bizzat kendisi tarafından kaleme almış olduğu notlardan oluşur. Daha çok devrin siyasi olayları karşısında takındığı tavırların altında yatan sebepleri görmemizi sağlamakta olan kitap, Sultan Abdülhamit'in kişisel görüşlerini ve yaşantısını da görme fırsatını yakalamamızı sağlıyor. Bir nevi devrin aydınları tarafından acımaz eleştirilere maruz bırakılan ve tahttan inmek zorunda kalan bir padişahın, devletin bekası için katlandığı sıkıntıları görmemize yardımcı oluyor.

Sultan Abdülhamit, Osmanlının en zor zamanlarında 33 yıl boyunca tahtta kalmasının sebebini, Avrupa'nın Osmanlıyı parçalamak için birbirine girdiği bir dönemde bunlardan faydalanarak kaybedilen yerlerin bir kısmını geri alma uğraşına bağlar. Ve yine hatıralarına yansıttığı kadarıyla, tam bunu başaracakken 2. Meşrutiyet’le tahttan inmek zorunda bırakıldığını ifade eder. Sultan Abdülhamit, hatıralarında ayrıca 2. Meşrutiyet üzerinde de durarak, gerçeklerin topluma gösterildiği kadar basit olmadığını dile getirir. Nitekim Sultan Abdülhamit'in tahttan indirilmesiyle birlikte başlayan İttihat ve Terakki hâkimiyeti, ilk zamanlardaki coşku ve sevincini yitirir. Çünkü halk, Sultan Abdülhamit tahttan indirildikten sonra refah, huzur ve mutluluğa kavuşacağına inanırken büyük bir baskı altına girer. Ve Meşrutiyet öncesi birlik içerisinde olan kuruluşlar, fikir ve düşünce ayrılığı içerisine düşerler. Sultan Abdülhamit'in hatıraları bu nedenle bir yerde toplumun yanılsamalarını da görmemizi sağlar.

Bağdat Demiryolları hakkındaki düşünceleri

Kitap, ilerleyen sayfalarda Sultan Abdülhamit'in Avrupa'ya tahsile gönderilen zabitler hakkındaki düşünceleriyle devam ediyor. Ve Avrupa'ya gönderilen zabitlerin hem kendi nazarında hem de civarındakilerinin nazarında Osmanlı’nın iyi yönde ilerlediği intibaını oluşturduğunu dile getirir. Fakat olayları değerlendirme noktasında büyük bir farklık vardır. Çünkü Sultan Abdülhamit olayları Avrupa'nın sinsi düşünceleriyle gözlemlemeye çalışır. Ve Avrupa nazarında bu durumun, Osmanlı ordusunun istenilen seviyeye gelmek için fedakârlık yaptığı intibaını oluşturduğunu ve bu gelişmelerin Avrupa'yı ziyadesiyle memnun ettiğini bilir.  Fakat düşünülenlerle eylemler arkasındaki uçurumun da farkında olarak bu şekilde hareket eder.

Öyle ki olayın arka planında Berlin sefirinin Osmanlı gençleri hakkında olumsuz raporları, Sultan Abdülhamit'i bu şekilde hareket etmeye sevk etmiştir. Ve Abdülhamit Han'a göre eğer Avrupa'ya zabitler eğitim için gönderilmeseydi Osmanlı yalnızlaşacak ve yalnız kalırsa da ayakta kalma şansı azalacaktı. Abdülhamit Han’ın tüm ihtimalleri düşünerek eyleme geçiyor olduğunu öğrendiğimiz bu mektuplar, sanırım kendisine yapılan suçlamaların ne derece mesnetsiz olduğunu da açıkça gösteriyor.

Sultanın olaylar karşısında farklı düşündüğü bir başka durum ise Bağdat Demiryolları hakkındaki düşünceleridir. Sultan Abdülhamit, bu yol sayesinde Avrupa- Hindistan yolunun yeniden işler hale gelmesini planlar. Nitekim bu yol sayesinde Suriye-Beyrut/İskenderiye-Hayfa ile irtibat kurarak birleştirilirse yeni bir ticaret yolu ortaya çıkacak ve aynı zamanda orda tekrar güçlenilecektir. Bunun yanı sıra demiryollarıyla askerin çabuk hareket edeceğini de düşünen Abdülhamit Han, büyük stratejik öneme sahip olan demir yollarını bu bakımdan çok lüzumlu görür.

Fakat demiryollarının yurdun düşmanlar tarafından istilasını da kolaylaştıracağının da farkındadır. Bu yüzden de mektuplarında mantıklı olanın şimdilik sadece Almanlara itimat etmek olacağını yazarak, demiryollarının gerekliliğini bildirir. Nitekim Sultan Abdülhamit'e göre bu süreç içerisinde Almanlar için önemli olan iktisadi ve mali cephedir. Ve bu nedenle de demiryollarını mali kaynak sağlayacak bir çalışmaymış gibi gösteren Abdülhamit Han, İngilizlere de zarf atar. Almanların bu duruma kayıtsız kalmayacağını bildiği için de yol masraflarını Almanlardan çıkarır.

II. AbdülhamidKitabın ilerleyen bölümlerinde Meşrutiyet idaresine de geniş bir perspektiften bakmasını bilen Sultan Abdülhamit, İngilizlerin bizim memleketimizde Kanun-u Esasi’yi getirmek için ellerinden geleni yaparlarken, aynı şeyleri Hindistan için reddettiklerini görmesini de bilir. Ve Kanun-i Esasi için bugün inkılap fikriyle sevinen kişilerin, yarın tavsiye ettikleri bu yeniliklerin felakete götüren bir yol olacağını ifade eder. Ki söyledikleri de yıllar sonra gerçekleşir.

Sultan Abdülhamit, memleketin ahvalinin dışında dünya meseleleriyle de yakından ilgilenir. Mektuplarından bir örnek verecek olursak, Mısır-Fransa arasındaki durum hakkında yapmış olduğu yorumlar dikkate değerdir. Sultan Abdülhamit Mısır’da hiçbir zaman Fransa’nın yalnız başına hâkim olamayacağını bir türlü anlamak istemeyen Fransız mebuslarının, çok kısa görüşlü oldukları kanaatindedir. Fakat bunu kendilerinin göremediğini ifade eder.

Kitap bu şekildeki birçok olay ve arka planında yatan sebepleri gün yüzüne çıkarmakla devam eder. Avusturya-Macaristan imparatorluğunun şarka dair düşünceleri, Osmanlı üzerindeki siyonist oyunları, Balkanlar gibi meseleler üzerinde duran Sultan Abdülhamit, bu kitapla okuruna kapalı kalmış kapılar ardındaki gerçekleri aralar. Bizlere düşense bu kitapla gerçeğin kapılarını bir nebze dahi olsun aralamaktır.

 

Enes Yaşar yazdı

Güncelleme Tarihi: 18 Mayıs 2016, 14:37
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13