18 yaşında olsanız n'apardınız?

Eyüp Akyüz bizler için bir soruşturma yaptı. Yazarlarımıza, şairlerimize 18 yaşında olsanız ne yapardınız diye sordu. İlginç cevaplar aldık. Cevat Akkanat ise 18'inde yazdığı bir şiiri verdi bize.

18 yaşında olsanız n'apardınız?

Sadık Yalsızuçanlar: Şu an 18 yaşında olsaydım, İHH"ya katılır, dünyanın dört bir yanında, bilhassa Gazze"de yardım bekleyen mazlumlara ilaç, gıda, silah ve Risale-i Nur götürürdüm. 

Münire Daniş: 18 yaşında olsa idim;  

1-Arapça ve Farsça öğrenmek için var gücümle gayret ediyor olurdum.

2-Atalarımın izlerini taşıyan topraklara sefer eylemek imkanına sahip ve seyahat ediyor olmayı sağlamaya çalışırdım.

3-Bir enstrüman çalmak için (klasik kemençe ya da tanbur) ders alırdım.  

4- Hat sanatına çalışıyor olmak isterdim. 

Bu liste uzayabilir amma nasılsa 18 yaşında değilim, diye hatırlayarak bu numuneleri kâfi sayıyorum. 

Cevat Akkanat:  

İNŞAATÇILAR TÜRKÜSÜ 

nedense

oturup ağlaştık üç gün

üç gece.

sonra...

çıktık en son bitirdiğimiz yapının

en ucuna, en tepesine

biz, inşaat işçileri, hepimiz:

temelciler, demirciler, duvar örücüleri

ve  incecik bütün işçiler

sıvacılar, boyacılar, terleyen bedenler

sefil serseriler

  - açız biz!

  - sebiliz!

  - serseriyiz!

  - tembel değiliz ama, değiliz!

  - peki neden böyleyiz? 

işte

üç gün üç

gece

sonra bıraktık ağlamayı

ve orada

bulunduğumuz

dorukta:

ahhhhh, dedik  şimdi birer genç

olsaydık da mesela

onsekiz yaşlarında

kızlar sarışın

kızgın yaz güneşine karşı açtığımız şu

gövdelerimizde...

düşünün hele:

eritseydi bizi

yanar mıydık?! 

  - yanardık!

  - yoooo, benzemezdi şu halimize!      

  - bir başka yanardık!

  - yanmak denmezdi buna!

  - zevkli bir şey olurdu!

  - zevk,  aaaaaaaah! 

oysa bakın şu yoksunluğumuza, dedi

oradan, kanadından yapının, uçacak gibi

kesik kollu

sıvacı çırak...

boyacı çırak:

burnum!

nefes alamıyorum!

diye ünledi, kükredi.

ve biz, hepimiz,

baktık ki olmayacak

dikildik ve

dedik:

  - hani kollarımız?

  - hani kollarımız?

  - burunlarımız?! burunlarımız?! 

ve haykırıp dağlara

dövüştük üç gün

üç gece. 

İzmir, 1987 

 

 

Eyüp AKYÜZ yazdı

Yayın Tarihi: 09 Şubat 2009 Pazartesi 14:02 Güncelleme Tarihi: 10 Haziran 2011, 15:56
YORUM EKLE
YORUMLAR
*sümeyye akdoğan
*sümeyye akdoğan - 13 yıl Önce

*konu olarak çok güzel ve anlamlı bnce...

esrakrynk
esrakrynk - 13 yıl Önce

böyle bir çalışma..ilk olsa gerek..ne yapacağını bilmeyenler için ideal olmalı, bilenler içinde pekiştirme amaçlı olmalı..her açıdan çok çok güzel bir proje..Eyyüp AKYÜZ hocamı tebrik ediyorum.başarılar..selam ile...

banner19

banner36