Maktul ve mazlum bir padişah: Sultan Genç Osman

         

                                                                              

Osmanlı padişahlarının 16.sı, İslâm halifelerinin 95.si olan olan II. Osman, nam-ı diğer Genç Osman, mazlum ve maktul bir padişahımızdır. 3 Kasım 1604(10 Cemâziyelâhir 1013) tarihinde payitaht merkezi İstanbul'da doğan II. Osman'ın babası I. Ahmed'dir. Annesi Mahfîrûz Sultan'dır. I. Ahmed’in dünyaya gelen ilk oğlu olması dolayısıyla kendisine Osmanlı hânedanının kurucusu Osman Gazi’nin adının verildiği rivayet edilir.

II. Osman, kendisinden beş ay küçük olan Şehzade Mehmed ile birlikte büyümüştür. Annesi Mahfîrûz’un saraydan çıkarılıp Eski Saray’a gönderilmesi nedeniyle şehzadelik yıllarında I. Ahmed’in hanımı Kösem Vâlide Sultan’ın gözetimi altına girdiği belirtilir. II. Osman'ın eşleri Akile Hanım ve Ayşe Sultan'dır. Oğlu ise Şehzade Ömer'dir. Sultan Genç Osman, Fatih Sultan Mehmed devrine kadar yapıldığı gibi saray dışından, Şeyhülislâm Es’ad Efendi'nin ve Pertev Paşa’nın kızları ile evlenmiştir.

Genç Osman kelimelerin de sultanıydı

Fatih'ten Kanunî'ye kadar Osmanlı padişahlarının önemli bir kısmı şairdi. Bunlardan birisi de genç yaşta tahta oturan II. Osman'dır. Genç Osman olarak da bilinen II. Osman, "Fârisî" mahlasıyla divan tarzında, aruz ölçüsüyle şiirler yazan bir sultan şairimizdi. Şiirlerinin yer aldığı Divan, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi'nde yer almaktadır. Çok genç yaşta (18 yaşında) vefat eden Fârisî, kısacık ömrüne 30 gazel, 1 müseddes, 67 nazm, 2 kıt’a, 1 rubâ’î ve 18 müfred olmak üzere 6 farklı nazım şekliyle toplam 119 şiir sığdırmıştır.

II. Osman sarayda iyi bir eğitim görmüştür. I. Mustafa, Şeyhülislâm Es’ad Efendi ve Sadaret Kaymakamı Sofu Mehmed Paşa’nın onayıyla tahttan indirilince 26 Şubat 1618 tarihinde onun yerine II. Osman tahta çıkmıştır. Tahta çıktığında henüz 14 yaşındaydı. Küçük yaşta tahta çıkması güçlü bir otorite sahibi olmasına engel olmuştur. Tahtta kaldığı süre içerisinde Bostanzade Yahya Efendi, hocası Ömer Efendi, Darüssaade Ağası Süleyman Ağa, Hekimbaşı Musa-yı Naşi gibi kişilerin etkisi altında kalarak yanlış kararlar da vermiştir.

İdare ettiği insanlar tarafından tahttan indirilerek katledilen ilk ve tek padişah...

Osmanlı'nın en bahtsız padişahlarından biri olan Genç Osman, Osmanlı Devleti tarihinde, idare ettiği insanlar tarafından tahttan indirilerek hunharca katledilen ilk ve tek padişahtır. Bu vahim durum tarihin en acı tablolardan biridir.

İlimden nasibini alan II. Osman'ın hocası Ömer Efendi'ydi. Rivayetlere göre Genç Osman Arapça, Farsça, İtalyanca ve Antik Yunan(ca) dillerini öğrenmişti. Bu da onun kısa bir ömür sürmesine rağmen kültürlü ve ehl-irfan bir padişah olduğunu gösteriyor.

Genç Osman namıyla da bilinen II. Osman'ın, normal şartlarda 1617 senesinde babasının vefatı üzerine tahta geçmesi gerekirdi. Fakat babasının getirdiği ekber ve erşed sistemi dolayısıyla, hanedanın en büyük yaştaki üyesi olan amcası I. Mustafa padişah olmuştur. Ama I. Mustafa devleti yönetecek ehliyete sahip değildi. O yüzden I. Mustafa'nın ilk saltanat dönemi ancak 96 gün devam edebildi. Zira ruhsal meseleleri mevcuttu. Bu yüzden belli bir müddet sonra I. Mustafa tahttan indirilerek bir odaya kilitlendi, onun yerine II. Osman tahta getirildi. Ertesi gün Eyüp’te kılıç kuşanma töreni yapıldı. Henüz on dört yaşında olan II. Osman, atalarının türbelerini ziyaret ederek saraya döndü. Cülûs münasebetiyle askere yeniden bahşiş dağıtıldı. Zamanın hicivleriyle tanınan büyük şairi Nef'i, genç yaşta tahta geçen II. Osman Han’ın cülusunu şu mısralarıyla anlatmıştır: "Şehinşâh-ı adâlet-pîşe Osmân Hân-ı sânî kim/Vücûdıyla hayât-ı tâze buldı mülk-i Osmânî" (Şahlar şahı, adaletli II. Osman Han’ın tahta cülusu ile Osmanlı mülkü taze hayat buldu).

Doğru işi yanlış zamanda yapmak yahut cesaretin bedeli

Heyecanlı ve yaş itibariyle toy bir padişah olan II. Osman'ın tahta geçtikten sonraki ilk işi devlet himayesindeki görevlilerini değiştirmek oldu. Bunun en büyük gerekçesi de amcası I. Mustafa'yı tahta geçirenleri bu şekilde bertaraf etmekti. Bu kapsamda Sadaret Kaymakamı, Şeyhülislâm, Rumeli Kazaskeri ve Hekimcibaşı gibi görevlere yeni kişiler getirdi. Bu esnada kuzeyde yeni bir karışıklık peyda olmuştu. Kazaklar, Karadeniz kıyılarındaki Osmanlı topraklarına akınlar yapıyor ve Lehistan'a sığınıyorlardı. 1620 yılının Ağustos'unda Lehistan ve Kazak kuvvetleri, Osmanlı tarafından büyük bir yenilgiye uğratıldı. Lehistan sulh istiyordu. Fakat genç padişah II. Osman bunu kabul etmedi, çevresindeki devlet görevlilerinin de telkinleriyle Lehistan üzerine büyük bir sefer yapmayı kararlaştırdı. Sefer için hazırlıklar devam etmekteyken Sultan Osman, 12 Ocak 1621'de kardeşi Şehzade Mehmet'i, kendisine rakip gördüğü için boğdurttu. Böylece muhtemel taht kavgasını bu şekilde bertaraf etti.

Sultan Genç Osman ecdadı gibi cesur, heybetli ve yiğit bir insandı. O da destanlar yazan ataları gibi yeni zaferler kazanmak, İslâm'ın yüce adını ve ilâhî nizamını her tarafa duyurmak istiyordu.  Yaşadığı dönemde İstanbul büyükelçiliğinde görev yapan İngiliz Thomas Roe onun için şunları söylüyordu: “Osman mağrur, yüksek ruhlu ve cesurdu. Hıristiyanların can düşmanlarından biriydi. Atalarının seferlerine imrenmekte, büyük işler planlamakta ve namını hepsinin üzerine çıkarmak için gayret sarf etmekte idi.”

Bu tarafsız yabancı gözlemcinin de belirttiği üzere o, kıymetli vaktini sarayda geçirmek istemiyordu. Kanı damarında durmuyordu adeta. Savaş meydanlarına çıkıp yeni yerler fethetmeyi arzuluyordu. İ'lây-ı kelimetullah fikrini hayata geçirmek istiyordu.

Cesaret timsali bir yiğit olan II. Osman'ın Hotin Seferi

Cesaret timsali bir yiğit olan II. Osman tahta çıktığı zaman (1618), Osmanlı Devleti ile Lehistan arasındaki Kazaklar yüzünden meydana gelen gerginlik ve sürtüşme devam ediyordu. II. Osman'ın Lehistan üzerine sefere çıkmasında İskender Paşa'nın kazandığı zaferin etkisi olduğu söylenir. Yine onu Lehistan seferine veziri Ali Paşa'nın ikna ettiğini iddia edenler de vardır. II. Osman'ın Lehistan Seferi’ne çıkmasıyla son yirmi beş yıldan beri süren padişahların sefere katılmama geleneği de terk edilmiş oldu.

Lehistan'la ilgili olarak Vezir-i Azam Ali Paşa, sefer hazırlıklarını yapmakla görevlendirildi. Ancak, o bir müddet sonra vefat edince yerine Hüseyin Paşa getirildi. İlkbaharda Lehistan üzerine sefere çıkılacağı bütün Osmanlı ülkesinde duyuruldu. Yeniçerilerin ve tımarlı sipahilerin bir an önce sefer hazırlıklarını tamamlayıp İstanbul yakınlarındaki Davutpaşa Sahrası'nda toplanmaları istendi. Anadolu ve Rumeli'ye gönderilen fermanlarda savaş hazırlıklarının derhal yapılması, asla ihmal edilmemesi, askerlerin toplanma mahallinde bizzat padişah tarafından denetleneceği, bu yüzden gelmezlik etmemeleri, şayet emirlere uyulmazsa bu sefere gelmeyenlerin dirliklerinin ellerinden alınmakla kalınmayıp haklarından gelineceği sıkı sıkıya tembih edilmişti.

Bütün bu ağır tehditlere rağmen merkezî disiplinden iyice kopan askerler(yeniçeriler) durup dururken böyle bir savaşa gitmeye rıza göstermemişlerdir. Öte yandan mevcut devlet erkânı ise padişahın sefere katılmasını uygun görmemişler, seferin başlamasının güneş tutulmasına rastlamasını ise bir çeşit uğursuzluk saymışlardır.

Genç Osman'ın yeniçerilerle yıldızı hiç barışmadı

II. Osman, Hotin Seferi’nde yeniçerilerin vurdumduymazlığı ve gayretsizliği yüzünden, askerî bir başarı elde edemedi; fakat Boğdan'ın güvenliği sağlanmış oldu. Lehistan(Polonya) seferinden, Hotin Kalesi uzun süre kuşatılmasına rağmen alınamadan Ocak 1622’de İstanbul’a geri dönüldü. Lehistan seferindeki bu başarısızlığa, yeniçerilerin sebep olduğunu gören ve devlette köklü düzeltmeler yapmak gerektiğine karar veren II. Osman, yeni bir askerî teşkilat kurmak için harekete geçti. Yeniçeri mevcudunu tespit etmek için yapılan yoklamalarda, mevcut olmayan askerlerin de var gibi gösterilerek, maaşlarının ocak ağaları tarafından alındığı anlaşıldığından, fazla ödemeler kesildi. Genç Osman, yeniçeri ocaklarını teftişlerinde ocak ağalarını askerlerin önünde azarladı. Genç Osman'ın, Halep, Şam, Erzurum ve Mısır beylerbeylerine, bölgelerinde asker yazdırmak için gönderdiği gizli talimatların, yeniçeriler tarafından öğrenilmesi yeniçerilerin Genç Osman’a karşı tavır almalarına yol açtı. Meşhur tarihçimiz İsmail Hakkı Uzunçarşılı bu konuda şu görüşleri dile getirir:

“Bilhassa Kızlarağası Süleyman Ağa ile hocası Ömer Efendi, bu hususta padişahı tahrik etmişler ve hatta kendisine Osmanlı askeri olmaya layık Mısır ve Şam askeridir, yoksa bunlara verilen ulufeye günahtır, diyerek padişahı, maiyeti askerinden soğutmuşlar ve maksatlarını kuvveden fille çıkarmak isteyerek, planlarını örtmek için de bilhassa Kızlarağası ile hocası Ömer Efendi, Sultan Osman’ı hacca gitmeye teşvik eylemişlerdi.”

Kendisinden önce hiçbir Osmanlı padişahı hacca gitmediği halde, Genç Osman hacca gideceğini ilân ederek hazırlıkları başlattı. Yeniçeriler, padişahın hac bahanesiyle Anadolu’ya giderek, yeni bir ordu düzenleyip kendilerini gözden çıkaracağı endişesiyle, Genç Osman’ın hacca gitmesine karşı çıktılar. 18 Mayıs 1622′de At Meydanı'nda toplanan yeniçeriler: "Padişahın bu şekilde Hicaz’a gitmesi bizden yüz çevirmesindendir. Nizam-ı âlem için padişahlar haccı terk edegelmişlerdir. Payitahtı bırakıp gitmek hatadır. Bu işten vazgeçmelidir.” diye bağırıyorlardı. İsyancılar aynı gün, padişahın hocası Ömer Efendi’nin konağını yağmalayıp, Sadrazam Dilaver Paşa’nın konağına da saldırdılar. Padişahın kayınpederi olan Şeyhülislâm Esat Efendi ile ünlü şeyhler ve ordu, II. Osman’ın Hicaz’a gitmesine karşıydı. Esat Efendi, “Padişahların hacca gitmesine gerek yoktur” diye bir de fetva çıkartmıştı. Fakat II. Osman, tecrübesizliğinden dolayı tüm bu sözleri kulak ardı etmişti.

Kısa bir ömrün acılı serencamı yahut vefa duygusunun tükenişi

Padişahın bu tavırları yüzünden asker ocakları ayaklanarak Sultanahmet Meydanı’nda toplandılar ve önce padişahın hocası Ömer Efendi’nin konağını yağmaladılar. Genç Osman, akşama doğru durumun kötüye gittiğini anlayarak, ulemaya isyancıların isteklerini sordurdu. Onlar da: "Kul taifesi, padişahın Anadolu’ya gitmesine razı değildir. Hoca Ömer Efendi’nin ve Darüssaade Ağası Süleyman Ağa’nın görevden alınmasını isterler” deyince, Genç Osman: "Varın söyleyin, hacca gitmekten vazgeçtim, fakat hoca ile darüssaade ağasını görevden almam” dedi. Bu kez askerler müftü ve kazaskeri de aralarına alarak tekrar Sultanahmet Meydanı’nda toplandılar. Şimdi artık iki kişinin azlini değil, Veziriazam Dilaver Paşa da dâhil, birçok kişinin kellesini istiyorlardı. II. Osman kellesi istenen kişilerin öldürülmesini reddetti. Saraya gelen ulema heyeti ise padişahtan bu isteklere uymasını rica ediyor, yoksa ayaklanmanın büyüyeceğini söylüyorlardı. Ama Genç Osman, ödün vermemekte direndi. Ve sözcü olarak gönderilmiş ulema heyetini sarayda alıkoydu.

Delege olarak saraya gönderilen ulemanın gelmediğini gören isyancılar, saraya girmeye karar verdiler. 19 Mayıs 1622′de tekrar At Meydanı'nda (Sultanahmet Meydanı) toplanan isyancılar padişahtan, Sadrazam Dilaver Paşa, Hoca Ömer Efendi, Vezir Ahmed Paşa, Darüsseade Ağası Süleyman Ağa, Baş Defterdar Vezir Baki Paşa ve Sekbanbaşı Nasuh Ağa’nın öldürülmelerini istediler. Genç Osman, isyancıların taleplerini kabul etmeyince, sarayın kapısına dayandılar. Saraya giren isyancılar, padişahı ayak divanına çağırdılar. Şimdi artık üç beş kişinin kellesini istemiyor, aynı zamanda “Sultan Mustafa’yı isteriz” diye de bağırıyorlardı. Genç Osman divanı kabul etmeyince: "Sultan Mustafa’yı isteriz” diye bağrışmaya başladılar. Şehzade Mustafa’nın bulunduğu Kadınlar Dairesi’ne gittiklerinde, dairenin kapısını açamadıklarından dama çıkıp kubbesini deldiler ve Sultan Mustafa’yı damdan dışarı çıkardılar. I. Mustafa’yı oradan alıp Orta Cami’ye götürdüler. Bu arada isyancılar hapishaneleri boşaltarak şehri yağmalamaya başladılar.

İsyancılar, Ağakapısı’ndan aldıkları Genç Osman’ı, Orta Cami’ye götürmek üzere yola çıktılar. Yolda rastladıkları bir ata bindirdiler. Genç Osman, yolda su istediğinde bir testiyle su getirip Genç Osman’a vermeden yere attılar. Hakaretler, küfürler eşliğinde, Orta Cami’ye doğru yola koyuldular. Orta Cami’ye gelindiğinde Genç Osman’ı bir odaya hapsettiler. Daha sonra II. Osman’ı bir pazar arabasına koyup Yedikule Zindanı’na götürdüler. Yedikule’ye vardıklarında, Genç Osman’ı bir odaya hapsettiler. Askerler dağıldıktan sonra, Davud Paşa, kethüdası Ömer Ağa, Cebecibaşı ve birkaç adamla, Genç Osman’ı katletmek üzere harekete geçtiler. Cebecibaşı kement atıp kendisini boğmak istediyse de II. Osman güçlü ve heybetli olduğundan hepsine karşı direndi. İçlerinden birisi, Osman’ın omzuna balta ile vurarak yere düşürdü ve nihayet Kilindir Uğrusu denilen subaşı kethüdası, husyelerini sıkmak suretiyle kendisini katlettiler. (20 Mayıs 1622)

II. Osman'ın cenaze namazı şeyhülislâm Yahya Efendi tarafından kıldırıldı ve naaşı babası I. Ahmed Türbesi’ne defnedildi. Atâyî, ayrıca II. Osman’ın bir darbe ile tahttan indirilip vahşice öldürülmesi üzerine 7 bentlik bir mersiye yazmıştır. Bu mersiyede şöyle seslenmiştir: "Ey nakş-bend-i kârgeh-i câh-ı bî-direng/Lâyık mı sâde dillere bu gûne gûne reng//Senden bilür konılsa kimüñ sâgarına zehr/Senden tutar tokunsa kimüñ ayagına seng."

         

YORUM EKLE

banner19

banner26