Kutadgu Bilig’de devlet görevlilerinin taşıması gereken nitelikler nelerdir?

Bir bilge olan Yusuf Has Hacib’in Kutadgu Bilig adlı eseri, maddi ve manevi, dünyevi ve uhrevi, kısacası yaratılışımızdan itibaren bu dünyada ve ahirette mutluluğu yakalayabilmek, kurtuluşa erebilmek için gerekli olan bilgileri vermektedir.

Eserde, mutluluğun elde edilmesi, dört kişi arasında geçen ikişerli diyaloglarla işlenerek anlatılır. Bu dört kişi şunlardır.

Gündoğdu (Kün Todı), yönetimde en üst makamı elinde bulunduran hükümdardır.

Aydoldu (Ay Toldı), devlet yönetimindeki görevi; veziliktir.

Öğdülmüş (Ögdülmiş), başbakanın oğlunun adıdır. Babasının yerine vezir olur.

 Odgurmuş (Odgurmış), kendini Allah yoluna adamış zahit birisidir.

Biz bu yazımızda, Yusuf Has Hacib’in Kutadgu Bilig adlı eserinde; Öğdülmüş ve Odgurmuş’un arsaında geçen diyaloglarla devlete nasıl hizmet edilir, devlet görevlileri nasıl olmalı ve çalışma arkadaşlarıyla ilişkiler başlıklı konulardan bahsedeceğiz.

Devlete hizmet ve devlet görevlilerinin vasıfları nasıl olmalı?

Öğdülmüş:

“Ey benim bahtiyarlığı yakalayan kardeşim, sen artık kendi temelini doğruluk üzerine kurdun. Ben anlattıkça düşünecek ve düğümlerin birer birer çözüldüğünü göreceksin. Eğer hemen öğrenmek istiyorsan konuşmadan beni dinle.

Devlet kapısında hizmet eden görevliler iki türlü olur: İlki, bu işe küçük yaşta başlamış olanlardır. İkincisi ise büyüdükten sonra bu işe başlayanlardır. Küçükken devlet işine girip de benlik ve gururu bir tarafa bırakanlar daha iyidir. Her ne kadar ben sana yarayacak bilgileri anlatmak zorundaysam da önce birinci gruptan başlamak istiyorum. Sözü yeteri kadar açmaz, kapalı söylersen sonunda hamlık olur. Ham olan her şeyin zararı olur. Olgunluk istersen sözünü iyice yoğurup pişirmelisin. İnsan devlet kapısında başarılı olmak isterse küçük yaşta hizmete girmelidir. Töre ve kuralları öğrenmeli, davranışlarını kontrol altına almalı, huzura giriş ve çıkışın nasıl olması gerektiğini bilmelidir. Dilek ve istekleri arz ederken usül gözetmelidir. Söz ve davranışlarında alçak gönüllülük sergilemelidir. İşine zamanında başlayabilmesi için erken kalkmalıdır. Her görevi zamanın da çarçabuk yerine getirmelidir. Kendisinden büyüklere hizmeti görev edinmeli, dilini tutmasını bilmelidir. Rastgele konuşmamalı, düşüncesiz söz söylememelidir. Alt kademelerdeki görevliler ustalaştıkça bey, daha sonra bunların yeni görevlerini bildirir. Bu görevliler akıllı ve dürüst, hükümdara arz ettikleri işler de isabetli olursa çabuk yükselirler.

Cesur ve atak olan, güvenlik görevlisi olarak seçilir. Yaradılışı dürüst ise mühürdar (özel kalem müdürü) olur. Temiz ve nazik davranışlı ise şerbetçilik yaptırılır. Yazı ve muhasebe bilirse hazinedar olur. Anlayışı yerinde ve zeki ise yazıcılık onun hakkıdır.İnsan, bu mevkilerden hangisine yükselirse yükselsin görevinde dikkatli ve tedbirli olmak zorundadır, Canla başla çalışmak da önemli önceliklerdendir. 

Daha sonra gelen kurallar şöyledir: Çok dikkatli olmak ancak görülmeyecek şeylere bakmamak, onları görse bile görmezlikten gelmek; kendini gözetmek, davranışlarını kontrol altında tutmak; özü, sözü bir ve dürüst olmak; davranış ve tavırları ile güzellik ve güven sergilemek; kısa fakat öz konuşmak.

Kendi eserin bil, gördüğün her iyiliği

Kendi hizmetindir güldüren yüzünü.

Kapıdan girerken önce sağ adımını at.

Beyin huzurunda bulunduğun zaman gözün yerde, kulağın baş köşedekinde olsun. Söylenenleri dikkatle dinle. Sağa sola bakma, korku ile karışık saygı içinde ol. Ellerini kavuştur, sağ elini sol elinin üzerine koy, ayaklarını da düz tut. Bir şey arz ederken ellerini aşağıya doğru sarkıt ve diz üzerine çök. Dosdoğru ve samimiyetle sakince konuş.

Alkol alma, yararsız ve başıboş dolaşma; yakışık almayan davranışlarla kötü işlerden bütünüyle uzak dur.

Devlet görevlisi ne kadar yükselirse yükselsin, onun görevi; hizmettir

Devlet görevlileri kendi başlarına çalışmazlar, emirlerine başka insanlar da verilir, onların yaptığı işlerden de sorumlu olurlar. Bunlara takım başı denir. Kimi subaşı, kimi danışman, kimi özel kalem müdürü olur. Kimi de at ve aygır sürülerinin başında ahır emiri olur. Kimi aklını kullanır, yükselerek Türkmen başı olarak tanınır. Kimi güvenlik başı (İnanç Bey), avcı başı (Çağrı Bey) prens eğitmeni (Tigin Bey) tellal başı (Çavlı Bey) görevlerinde bulunur.   

Bu görevlilerin dereceleri bu kadardır. Daha fazla yükselemezler. Bir bey gerçekten çalışanları bu dereceye yükseltirse onlara karşı haklarını ödemiş olur. Bu göreve küstah ve karaktersiz kişiler yerleştirilirse yönetim büyük zarar görür.

Akılsız kişiler bilgiyi tahrif ederler,

Bilgisiz kişiler halkı tahrip ederler.

Eğer bilgisiz biri yükselir ve ona makam verilirse o kimsenin devlete hakkıyla hizmet etmeyeceğini kesin olarak bilmelisin. Akılsız biri de yükseltilirse hükümdarın başını yer. Onun için görevliler, akıl ve bilgi derecelerine göre yükseltilmelidir. Görevliyi ilk önce davranış ve hareketleri bakımından dikkatle incelemeli ve denemelidir. Daha sonra da anlayış derecesinde paye verilmelidir. Devlet görevlisi ne kadar yükselirse yükselsin onun görevi hizmettir.

Devlet görevlisi, hizmetine güvenerek büyüklenmemelidir. Ondan beklenen hizmettir.  Hizmetinde kusursuz olmasıdır. Yalan ve tamahkârlık, devlet görevlisine yakışmayan tutumlardır.

Doğru yap, doğru söyle; doğruyu gizleme,

Ancak gammaz olma dedikodu yapma.

Temiz olan kendini temiz tutar.

Temiz olanlar, temizleri tutar.

Sana saygı gösterene saygılı ol. Kibirli olma, elini kolunu sallayarak saraya girme. Selamlaşma sırasında çok fazla senli benli davranma. Yerini bilerek otur, bağdaş kurma, yan gelip oturma. Bacaklarını ayırıp oturma. İnsanları incitme, daima nazik ol. Aksırıp sümkürmek sarayda hoş karşılanmaz, küstahlık olur. Yüksek sesle, kahkahalarla gülme. Tırnak koparma, kesme.

Senden büyük biri söz söylerken konuşmanı kes ve onu dinle. Konuştuğun zaman doğru söyle, ağzından çıkan doğru söz, senin yüzünü sevindirir. Haddini aşan sözler söyleme.

Saraya sarhoş girme. Sarhoş insan, küstahlık yapar. Münasebetsiz hareketlerde bulunur.

Saray mensuplarının şu üç şeye dikkat etmeleri gerekir: İlk olarak “beyin sözü” daima bey sözü olarak bilmeli, ona göre hareket etmeli. İkincisi; dürüst olarak ülkeye yararlı olmayı gaye edinmelidir. Son olarak da işi ve görevi ile uygunsuz ve yakışıksız işlerden uzak durmalıdır. Bunlardan birini yapan devlet görevlisinin makamı ne olursa olsun ceza görür. Zamanı gelmeden huzura girilmez. Eğer arkadaşlarınla birlikte oturuyorken hükümdar seni çağırırsa hemen huzura gir. Bir şey sorarlarsa cevap ver fakat sözünü uzatma, bildiklerini söyle. Sözünü keserlerse sus, devam etme.

Beyler, yemeğe davet ederlerse icabet et, tok olsan bile beylerin yemeğini reddetme. Edep ile ye. Sağ elini kullan. Yemeğe “Allah’ın adı” ile başla. Başkalarının önündeki yemeğe el uzatma, kendi önünden ye. Kemik sıyırma, yemekte bıçak kullanma, başkalarına yemek uzatma. Oburluk etme, çabuk çabuk yeme ama naz da etme.

Herhangi bir işte görevlendirildiğinde o işi canı gönülden yap. Eğer sana devlet başkanlığı nasip olursa bu görevi bilgi ile yerine getir, bilerek yap.

Eğer yabguluk (Orta Asya'da kurulan ilk Türk devletlerinde kağandan sonra gelen en üst düzeydeki yöneticinin unvanı) nasip olursa doğruluktan hiç mi hiç ayrılma.

Eğer başkomutan olursan cömert ol, daima uyanık dur.

Eğer takım başı ve onbaşı rütbesi verilirse mal derdine düşmemek için malını dağıt, silaha sarıl.

Eğer başbakanlık nasip olur, iktidar eline geçerse akıllıca hareket et ve devlet başkanının yanılması hâlinde ona doğru yolu göster.

Eğer Türkmen başı olursan kendini iyi gözetmelisin. Eğer vali olursan doğruluktan ayrılma, iyi haber almaya bak.

Eğer danışman olursan sakın rüşvet alma. Yoksul, dul ve yetimlerin hakkını koru.

Eğer hazinedar olursan itibarını yitirme, doğru ve dürüst hareket et.

Eğer hacip (hükümdarla saray ve hükümetin irtibatını sağlayan kişiler) ve yazıcı olursan ağzını kapalı tut, sakın devlet sırlarını ağzından kaçırma.

Üst yönetim görevlileri bunlardır. Diğer görevliler bunlara bağlı olarak çalışırlar. Döşekçi, kuşçu ve aşçı gibi bazı işçi ve görevliler de vardır. Bu tür hizmetlere girmemeye çalış. Çünkü bu görevlerin zahmeti çok, huzuru azdır.

Görmek dilersen kendin hürmet,

Başkalarına etmelisin kendin hürmet.

Büyüğü büyük tut, sakın onun itibarına zarar getirme. Büyükler, saygıdeğer kişilerdir. Bir büyük geldiğinde hemen ayağa kalk. Küçüğün büyüğe saygı göstermesi, atalardan kalma bir kuraldır. Küçük büyüğe saygı gösterirse ancak büyükten de karşılığını alabilir. İşte devlet görevlilerinin uyması gereken kuralları, taşımaları gereken nitelikleri böylece saydım. Sen de dinledin ve devlete nasıl hizmet edilmesi gerektiğini anladın.”

Çalışma arkadaşlarıyla ilişkiler

Odgurmuş (Öğdülmüş’e hitaben):

“Evet bu sözleri dinledim. Sana soracak bir sözüm kaldı. Eğer ben hükümdarın kapısına gider, hizmete başlarsam her gün onun kapısında durmam gerekecek. Orada insanlarla birlikte bulunacağım, diğer görevlilerle ve halkla münasebette olacağım. Bu insanların dostlukları ne gibi hareketlerinden belli olur? Onlarla nasıl münasebette bulunmalıyım? Bunları da iyice öğrenmem gerekir.”

Öğdülmüş:

“Çok doğru söyledin kardeşim, bu da çok önemli, üzerinde durulacak bir konudur. İnsanların dostluğunu kazanmak için onlarla münasebetlerin nasıl olması gerektiğini sana anlatayım.

Söylediğin gibi günler hep bu kişiler arasında geçer. Onlardan kimini kardeş, kimini de dost edinmelisin. Birlikte çalıştığın insanlarla iyi anlaşmalı, onların arasına karışmalı ve onlara gidip gelmelisin.

Onlarla anlaşamazsan hayatın tadını çıkaramazsın. Bey, seni ne kadar yakın tutarsa tutsun sen, diğer görevlilerle daima iyi ilişkiler içinde bulun. Sarayın kapısında bulunan kişiler üç gruptur. Bunlardan biri; senin amirlerindir. Büyüklerin sözünü dinle, işlerini yap, hizmet et, onların sözünü tut. Geleceğin onların elindedir. Geleceğin, senin hizmetinin rehinidir. Geleceğini rehinden kurtarmak için karşılığında hizmet vermelisin.

İkinci gruptakiler sana denk görevde bulunan ve akranlarındır. Onları, sakın kendinden uzaklaştıracak davranışlara girme. Uzaklaştırırsan sana düşman olurlar. Onlara daima eşit davranışlar sergile.

Üçüncü gruptakiler ise senden sonra gelen küçüklerdir. Hayatın acısı da tatlısı da bunlarla beraber hissedilir. Onların sana hükmetmelerine sakın izin verme. Onlarla ağız dalaşı yapma. Hizmette kusur gösterenleri uygun şekilde cezalandır. Onları başıboş bırakma. İşlerini her zaman denetle.”

Kutadgu Bilig’de XI. yüzyılda anlatılan, devlete hizmet ve devlet görevlilerinde olması gereken vasıflar günümüze de ışık tutan önemli kültürel değerlerimizdir. İslâmiyet’ten önceki kültürümüz ve İslâmiyet’ten sonraki Türk-İslâm kültürümüzün günümüze kadar gelen uygulamalarında usül farklılıkları olsa da Yusuf Has Hacib’in Kutadgu Bilig’de dediği gibi;  “Dünyada ve ahirette mutluluğu yakalayabilmek için gerekli olan kültürümüzdeki öz ruh, tarihi süreç içerisinde milletimizde her daim var olmuştur.”

YORUM EKLE

banner26