Kötülüğün açık öğretimi kaç yılda biter?

Kötülük nasıl yapılır? Bunu hiç düşünen var mıdır acaba? Geçenlerde çok haksızlığa uğramış bir arkadaşla dertleşirken ciddi ciddi bana “kötülüğün inceliklerini öğrenmek istiyorum, bildiğin kötülük eğitimi veren bir kurum var mı?” diye sormaz mı, şaşırıp kaldım, ne diyeceğimi bilemedim. “Bu isteğini şaka olarak kabul ediyorum” dediğimde büsbütün kızdı ve elindeki boş A4’ü yırtıp tomar yaparak yere doğru fırlattı. Ne demek istediğini tam anlamasam da bu hareketinden bir şeyleri kestiremiyor değildim. Bir A4’ü insan durup dururken ne diye cart diye yırtar. Üstelik bu arkadaş bir de yazar. A4’ün masumiyetini en az benim kadar bilir. Haydi yırttın diyelim ne diye tomar yapıp orta yere doğru fırlatıyorsun? O kızgın halinde göz göze geldik. Başını eğip ne dese beğenirsiniz: “Elimden gelen budur!”

Kötülük ve kötülere karşı bir insanın yapabileceği o kadar az şey var ki. Dudaklarını ısırmak, yumruğunu sıkmak, bir mezbeleliğe tükürük fırlatmak, önündeki kola kutusuna tekme atmak falan. Ha şimdi bunlara arkadaş sayesinde bir şey daha eklendi: Bembeyaz bir A4’ü yırtıp buruşturarak ortalığa atmak! Buna da şükür dedim içimden, ya arkadaş kötülük kurslarına gitmekte ısrar etseydi ben ne yapardım? Kötülük henüz kursiyere ihtiyaç hissedecek kadar azalmadı dünyamızda ne yazık ki. Keşke Çince gibi Sümerce gibi Hititçe gibi çok dolaşıp az rastlanan kurslarla aynı kaderi paylaşsaydı kötülük. Kötülüğün profesyonelleşmesi gibi bir durumla karşı karşıyayız galiba. Çünkü yaptığı kötülük kişinin yanına kâr kalıyorsa bunun mutlaka bir işletmecisi var demektir. Korunaklı bir kötülüğe sahipseniz iyiliği bile üçüncü ligden alıp amatör lige yerleştirebilirsiniz.

Kötülüğün bu kadar örgütlenip kurumsallaşmasının sebebi nedir acaba? İyiliğin ve iyilerin kendi aralarında örgütlenememelerinden olsa gerektir. Gerçekten de siz çevrenizde iyi insanların bir çatı altında iyiliği bulaşıcı hale getirip yaygınlaştırmak için seferber olduklarını gördünüz mü? Ben görmedim. Belki de iyilerin çok fazla bulunmadığı bir muhitte yaşadığımdan dolayı olabilir bu. Baudelaire boşuna yazmamış “Kötülük Çiçekleri”ni. Sahi kötülüğün çiçek açtığı nerede görülmüş? Kulak verelim Baudelaire’e:

Meşhur ozanlar şiir diyarının çiçekli bölgelerini çoktan bölüşmüşlerdi

Kötülükten “güzellik”i ise çıkarmak zordu

Gene de hoş geldi bana bu durum.

Baudlaire’e göre kötülük peşinde koşanlar “iniş mutluluğu”nu tatmak isteyenlerdir; Tanrı ve de güzellik peşinde koşanlar ise yükselme isteğini gerçekleştirmeye çalışanlardır. Kötülüğün yatağında da türlü mahluk üreyebilir. Kötülüğün de kendine özgü yaratıcılığı vardır elbet. Bunu anlamak güç değil. Bir de kötülüğü gerçekleştirirken iyilikten yardım isteyenler vardır ki en bedbaht olanlar bunlardır. İyiliğe ve güzelliğe kötülük bulaştıran, iyiliği kötülüğe alet edenlerdir bunlar. Niyetlerinde sımsıkı sıkıştırdıkları kötülüğü kafalarında tasarladıklarını elde ettikten sonra azgın bir boğa gibi dışarıya salıverirler.

Arkadaşıma kötülüğe karşı kötülükle baş edebileceği bir “kötülük eğitim merkezi” (KEM) gösteremedim. İster istemez o da örgün kötülükten yaygın kötülüğe razı oldu. Geçen gördüğümde yüzü gülüyordu, ne yaptığını sordum. Ne dese beğenirsiniz? Elbette bu tarz kişiler ne dese beğenirsiniz. Ama ben başka bir şey diyorum; arkadaş bana ne dese beğenirsiniz? Gözlerini kısarak şöyle söyledi: “Artık kötülüğün açık öğretim fakültesinde okuyorum!”

Gözünü kısması ve sözünü bitirdikten sonra kıs kıs gülmesinden hayli endişe etmiştim. Bu adam sahiden kötülüğe dair hayli bir şey öğrenmişti. Üstelik bunları söylerken ortaya çıkan dişleri de sapsarıydı. “Desene” dedim içimden “son kuşlar da çekip gittiler”.

Sonra oturup oracıkta bir kaldırım taşının üstüne Sait Faik’ten şu satırları okudum:

“…Kuşları boğdular, çimenleri söktüler, yollar çamur içinde kaldı… Dünya değişiyor dostlarım. Günün birinde gökyüzünde, güz mevsiminde artık esmer lekeler göremeyeceksiniz. Günün birinde yol kenarlarında, toprak anamızın koyu yeşil saçlarını göremeyeceksiniz. Bizim için değil ama çocuklar, sizin için kötü olacak. Biz kuşları ve yeşillikleri çok gördük. Sizin için kötü olacak. Benden hikayesi…" (Sait Faik, Son Kuşlar)

YORUM EKLE
YORUMLAR
Bilinmeyen
Bilinmeyen - 8 ay Önce

Aslında hocam, yazılarınızı severek okuyorum.Elleriniz dert görmesin!..Bu yazınızla ilgili şunu demek istiyorum. Kötülüğün açıköğretim fakültesinde okuyalım ki iyiliği de öğrenelim...