Kötü ahlâk eğitimle değiştirilebilir mi?

Allah, insanı, içinde iyiliğe de kötülüğe de yöneliş potansiyeli bulunan bir varlık olarak yarattı. İnsan, eğitim yoluyla yeni yeni bilgiler edinebilen bir varlıktır. İnsan, yeni bilgiler edinerek başarıya ulaşabildiğine göre acaba, ahlâk eğitiminin de böyle bir başarıya ulaşması mümkün müdür? İnsanı uygun (bilimsel) metotlarla bir takım kötü temayüllerden kötü ahlâktan kurtarmak, onları yeni ve müspet bir ahlâki formasyona (yetiştirme, biçimleme) kavuşturmak mümkün müdür? İşte ahlâkın eğitimle değişip değişmeyeceği şeklindeki problem, klasik ahlâk kitaplarımızın belli başlı konularından biridir. Ahlâkın eğitimle değişebileceğini savunanlar ile bu görüşe karşı çıkanlar, kendi görüşlerini ispat için akli deliller getirmektedirler.

Gazzali, bu iki görüşü savunanların delillerinden bir kısmını eserlerinde vermiş ve kendi görüşünü de ortaya koymuştur. Buna göre ahlâkın eğitim yoluyla değiştirilemeyeceğini savunanlar şu iki delile dayanmaktadırlar:

  1. Ahlâk, insanın iç yapısıdır. (Bâtıni sureti) Beden de insanın dış yapısıdır. (Zahiri sureti) Zahiri yaratılışın değiştirilmesi de mümkün değildir. Mesela, kısa boylu insanın boyu uzatılamaz da kısaltılamaz da. İnsanın iç yapısı yaradılışıyla ilgili huylardandır. İşte bunların değiştirilmesi ve bu huylar kötü ise iyileştirmek için çaba harcanması boşuna bir çabadır. Nitekim Hz. Peygamber (sas), “Allah yaratma işini tamamladı.” buyurmaktadır.
  2. Böyle düşünenler, ikinci delillerinin tecrübe ile sabit olduğunu ifade ederek şöyle demektedirler: Reziletlerin (rezillik) kaynağı olan şehvet ve gazaptır. Motiflerini yenerek güzel ahlâka ulaşmak isteyenlerin çabalarının bir sonuç vermediğini, buradan da insanın yaradılıştan sahip olduğu huylarının, kesinlikle ondan kopamayacağını anladıklarını, şu hâlde ahlâki eğitimin, hiçbir yarar sağlamayacağını iddia ederler.

Gazzali, ahlâkın eğitimle düzeltilemeyeceği düşüncesine karşı çıkmakta ve ahlâkın eğitimle düzeltilmesine pratik çözümler getirmektedir. Bu konuda ileri sürdüğü delilleri şöyle sıralayabiliriz:

  1. Öncelikle, ahlâkın eğitimle değişmeyeceğini savunanların sağlam delilleri bulunmamaktadır. Bunların böyle düşünmelerinin nedeni, nefsi tezkiye etmek ve ahlâkı güzelleştirmekle uğraşmanın yani ahlâki cehdin (gayret) ağır gelmesi, bu durumun, kendi acz ve kusurlarından ileri geldiğini kabule yanaşmamalarıdır.
  2. Ahlâkta eğitimin imkânsızlığını benimsememiz hâlinde tavsiyelerin, nasihatlerin ve her türlü eğitim faaliyetlerinin tamamı geçersiz kalır; böylece Hz. Peygamber’in (sas), “Ahlâkınızı güzelleştiriniz.” buyurması gereksiz olurdu.
  3. Halk ile huyu aynı saymak ve huyunda halk gibi değişmeyeceğini sanmak yanlıştır. Gerçekten böyle bir genelleme yapmak yerine, varlıkları, değişime uygun düşüp düşmemek bakımından iki kısımda incelemek gerekir.

        

Varlık yapısının değişime adaptasyonu belirleyicidir.

Yapısını değiştirmek tamamen insan iradesinin üstünde olan varlıklar, gök ve gök cisimleri, insan bedeninin iç ve dış organları, diğer hayvan türleri gibi varlıkları ne kökten ne de bir veya birkaç vasfını değiştirmek mümkün değildir.

Varlıkların yapısında bir eksiklik bulunduğu zaman şartlar yerine geldiği, yani uygun ortamlarda mükemmelleşmeye elverişli varlık olurlar. Mükemmelleşmenin bu şartı, bazen insan iradesi ile gerçekleşir. Nitekim hurma çekirdeği ne elma ne de hurma ağacı olmakla beraber, terbiyeye tabi tutulduğu takdirde hurma ağacı olacak nitelikte yaratılmıştır. Hâlbuki aynı çekirdekten terbiye yoluyla elma ağacı yetiştirmek imkânsızdır. Hatta hayvanlardan bir kısmının huylarının değiştirilebileceğini, mesela vahşi olanların ehlileştirilebileceği tecrübe ile bilinmektedir. İşte, reziletlerin (rezillik) kaynağı olan şehvet ve gazap güçleri de böyledir. Bu güçleri büsbütün yok edemeyiz. Ancak bunları ahlâki çaba ve riyazetle (Nefsin isteklerini yapmama) yumuşatmak istersek başarabiliriz. Esasen insanın ahlâki sorumluluğu da buradadır. 

Prensip itibariyle eğitim konusunda iyimser olan Gazzali’ye göre insanlar, eğitimi çabuk veya geç kabul etmek yönünden farklı durumdadırlar. Bu farklılığın biri psikolojik, bir de tatbiki sebebi vardır.

  1. Psikolojik sebep: İnsanın varlık yapısında ahlâki davranışlara temel teşkil eden üç durum vardır. Bunlar sırasıyla, bedeni arzular (şehvet), korunma gücü (gazap) daha sonra da bu güçlerin kontrolünü sağlayan temyiz (ayırma, seçme, iyiyi kötüden ayırt etme) ve tefekkür (düşünme) faaliyete geçer. Bu psikolojik güçlerin farklı zaman da ve şiddetli gelişmeleri sonucunda, farklı karakterlerin ortaya çıkmasına neden olurlar.  Bu durum ahlâki eğitimi güçleştirir.
  2. Tatbiki sebep: İnsanın sahip olduğu huylar, onlara uygun davranışlarda bulunulduğu, güzel ve arzuya uygun olduğuna inanıldığı sürece daha da güçlenir ve bu durum ahlâkın düzeltilmesini zorlaştırır.

Eğitime uygunluk bakımından insanların durumu

Gazzali, eğitime uygunluğu bakımından insanları dört sınıfta değerlendirir:

1-Bazı insanlar hak ile batılı, doğru ile yanlışı birbirinden ayırmak durumunda olmayarak inançlardan uzak olarak, yaratıldıkları safiyetlerini (Saflık, hâlislik, temizlik) korurlar. Bu yapıdaki insanların bedeni lezzetlere iltifat etmemiş olduklarından şehevi arzuları fazla gelişmemiştir. Bu durumda olanların ahlâki eğitimi oldukça kolaydır. Sadece bir eğitimciye, mürşide ve ahlâki öğrenme gayretine sevk edecek bir etkenin mevcudiyetine ihtiyaç vardır.

2-Bir kısım insanlar kötülüğü bilmelerine rağmen, aşağı (basit) arzuların esiri olurlar ve gayr-i ahlâki davranışları alışkanlık haline getirmişlerdir ki bunların eğitimi daha zor olup hem nefislerindeki kötülüğü yok etmek hem de iyilik yapma alışkanlığı kazanmak için gayret sarf ederler. Bu güçlüklere rağmen bunların ahlâki terbiyeleri imkân dâhilindedir.

3-Bazı insanlar, kötü ahlâkın iyi, doğru ve en güzel yapılacak iş olduğuna inanırlar. Yinede bunların eğitimi nadiren mümkündür.

4-Nihayet bazı insanlar da doğuştan bozuk düşünceye sapmış, nefsanî arzulara aşırı düşkün, her türlü gayr-i ahlâki fiilleri değerli bulan ve böyle yaşayışın kendi şereflerini yükselteceğini sanan kimselerdir. Gazzali’ye göre bunların eğitimi en güç problemdir. Bu zorluk şöyle bir misalle anlatılmıştır: “İhtiyarın riyazeti zor, kurdun terbiyesi ise azaptır.”

Gazzali’ye göre, bu sınıfların ilkinin kusuru sadece cahil; ikincisinin kusuru cahil ve yanlış yolda olmaları, üçüncü sınıftaki insanlar hem cahil hem yanlış yolda hem de fasık (günahkâr) olmaları, nihayet dördüncü gruptakiler; cahil, yanlış yolda, fasık ve şirrettirler.

Gazzali’nin akıl ve bilgi hakkındaki görüşleri incelenince onun bilgiye, daha ziyade pratikteki faydası açısından değer verdiği görülmektedir. Bilgi iyiye de kötüye de kullanılabilecek bir alettir.

Sonuç olarak Gazzali’ye göre insanları; kötü temayüllerden, kötü ahlâktan eğitimle kurtarmak, onları yeni bir ahlâki formasyona (yetiştirme, biçimleme) kavuşturmak mümkün bulunmaktadır.

YORUM EKLE