Kıymetli hocalarım

Kıymetli hocalarım! “Din nasihattir” (Müslim) hadis-i şerifini daha çocuk yaşlarımızda sizlerden öğrendik. Nasihat almaktan çok nasihat etmenin sevildiği zamanlarda yaşıyoruz. Nasihat kavramı yıpratıldı, yoruldu. Oysa nasihate en çok ihtiyacımız olan günlerden geçiyoruz. Nasihat nutuk çekmek, fırça atmak, bağırıp çağırmak, üst perdeden konuşmak, dinle ve hayatla ilgisi olmayan şeyleri en önemli şeylermiş gibi toplumun önüne getirmek olarak algılanmaya başlandı. Özellikle gençler bu anlamda hiç kimseden nasihat dinlemek istemiyorlar. Gönüllerine ve hayatlarına dokunan, kalplerinde manevi esintiler hissettirecek şeylere açlar.

Nasihat; saf ve halis kılmak, samimi olmak, öze ve fıtrata çağırmak, hatırlatmak, yardımcı olmak demektir. Yapmadığımız şeyleri başkalarından istemek, güzele davet etmek yerine en ideal olanı beklemek ve insanları vicdanen kötü hissettirmek değildir nasihat. Âlimlerimiz, “Usîküm ve nefsî bi takvallahi/Size ve kendime Allah'tan sakınmayı tavsiye ediyorum” diyerek söze başlarlardı.

Diyanet görevlisi olmasam da kendini bu camiadan hisseden biri olarak “Din nasihattir”  hadisinden ve nasihat kavramının anlam haritasından cesaret alarak temiz vicdanlarınıza seslenmek istiyorum. Siz de çok iyi biliyorsunuz ki bu toplumun istikametinin marufa yönelmesi akademi, eğitim ve din görevlilerinin üzerine düşeni yapması ile gerçekleşecektir.

Güzel ülkemizin en küçük mahallesine varıncaya kadar her yerde camilerimiz var. 100 bin cami ve 100 bin imam, 40 bin Kur'an kursu öğreticisi, 3 bin vaiz, 1250 müftü ve yeni alınacak personel ile birlikte 155 bin kişilik din görevlisi/gönüllüsü… Devasa bir kadro. Sizler bu toplumun kılcal damarlarına temas etme imkânına sahip insanlarsınız. Size saygı duyan biri olarak diyorum ki:

  • Görevinizi sadece meslek ve iş olarak görmeyin.
  • Yıllarca bu görevi yapacaksanız ve rızkınızı buradan kazanacaksanız n’olur kendinizi geliştirin. Ezanı ve Kur'an'ı güzel okuma dersleri alın. Hitabetinizi güzelleştirin. Ülkemizde ve dünyada olup bitenleri takip edin. Toplumun dilini, gençlerin dilini yakalamaya çalışın.
  • Cemaatin karşısına temiz ve şık kıyafetlerle çıkın.
  • Başka bir işle meşgul olmayın (Olursanız da bu işi görevinizin önüne geçirmeyin, demiyorum. Meşgul olmayın.)
  • Görev yaptığınız mahalleden haberdar olun. Hasta, yetim, fakir, dertli oranları bilin, tanıyın.
  • Mahalle sakinlerini ziyaret edin. Belki de kısa bir ziyaret bir aileyi camiye ve namaza bağlayabilir.
  • Camiye en erken siz gelin ve cemaatinizi şefkatle karşılayın. Onlarla sohbet/muhabbet ortamları kurun. Belki de o insanların birçoğu evdeki dertlerini unutmak için erken geliyor olabilirler.
  • Yakın işyerlerini ziyaret edin.
  • Gençler, çocuklar, yaşlılar ve hastalar ile özel olarak ilgilenin.
  • Namaz aralarında mümkün olduğu kadar camide vakit geçirin. Okuma ve yazma etkinliklerinizi burada yapıp mahalleye örnek olun.
  • Yapacağınız güzel şeylerin bu göreve saygınlığı artıracağı bilincinde olun. Yanlış yaptığınızda ise belki de sizin yüzünüzden tâbisi olduğunuz dinin zarar göreceğinin farkında olun.
  • Namazlardan sonra cemaate döndüğünüzde cemaat ile göz teması kurun. Şefkatli bakışlarınızla onlara “Hoşgeldiniz, beni de rabbinizi de memnun ettiniz, sizi gördüğüme çok memnun oldum.” mesajı verin.
  • Cemaatin eleştirisine sebep olacak görev ihmalleri yapmayın. Bazen izinli olduğunuz günlerde de camiye gelip “Cemaatim iznimden daha önemli” mesajı verin.
  • Mahallede gördüğünüz herkese, özellikle çocuklara selam verin.
  • Hutbe ve vaazlarınızı kâğıttan ya da kitaptan okumak yerine şifahi olarak yapmaya çalışın. Göz teması olmadığında cemaat dinlemiyor.
  • Vaaz ve hutbe konularını dinin ve Müslümanların önceliklerini dikkate alarak seçin. İnsanların gönlüne dokunmayan konulardan uzak durun.
  • Caminizi mahallenin en aktif sosyal yaşam merkezi haline getirmeye çalışın. Mümkünse camide aşevi, kütüphane, çocuklar için oyun alanları oluşturun. Çocukların ve gençlerin etkinliklerine katılın.
  • Caminizi -eski köy odalarında olduğu gibi- sohbet ve muhabbetin, yardımlaşmanın, dayanışmanın merkezi haline getirmeye çalışın.
  • Tefsir, hadis, fıkıh, kelam gibi İslami İlimlerde temel düzeyden başlayarak ilim sahibi olun.
  • Toplumun ve gençlerin dilinden uzaklaşmamak için teknolojiyi iyi takip edin.
  • Vakit buldukça aile ziyaretleri yapın.
  • Vaaz ve hutbelerinizde eleştiri ve şiddet dilinden uzak durun, cemaati yargılamayın, olması gerekeni anlatın.
  • Anlattığınız konuları cemaatinizin dünyasından somut örnekler ile destekleyin, açıklayın.
  • Mütebessim olun, ses tonunuzu iyi ayarlayın, cemaati azarlarcasına bağırmayın. Cemaati uyutmayacak konu ve anlatım teknikleri seçin.
  • Cami ve çevresini temiz tutmaya çalışın, “görevim değil” diye düşünmeyin. Allah rızası için yaparsanız ibadet olur.
  • Çevrenizdeki ilim erbabı ile iletişim halinde olun, onlardan faydalanın. Başarılı cami-cemaat örneklerini araştırın, caminizde uygulayın.
  • Camide parçalayan değil bütünleştiren bir dil kullanın.
  • İmam ismi ile müsemma olup camide cemaatin önüne geçtiğiniz gibi topluma da öncülük edin, bu milletin önderleri olun.
  • Rasulüllah’ın (s.a.v) mescidi nasıl kullandığını ve onun imamlığını örnek alın.
  • Görevinizi sevemiyorsanız veya sorumluluğunuzun hakkını veremiyorsanız lütfen bu görevi yapmayın.

Not: Girişteki Defterdar Mahmut Çelebi Camii Mihrap ve Minberi’nin fotoğrafı Caner Cangül’e aittir.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Hıdır KÜÇÜKDELEN
Hıdır KÜÇÜKDELEN - 2 yıl Önce

Allah razı olsun. Gönlünüze kaleminize sağlık.