Kitapların ikliminde büyüyen şanslı çocuklar ve çocuk şiirleri bahsi

                                                                                         

Kim demiş çocuk küçük bir şeydir? Belki çocuk her şeydir.

Hayatımızın öznesidir çocuklar… Onlar dünya bahçesinin gonca gülüdürler… Gülü olmayan bahçe ne kadar renksizse çocuk olmayan ev de o derece sönük bir viranedir. Onların sonu gelmeyen istek ve şikâyetlerinden ‘illallah’ desek de onlarsız bir gün bile yapamayız. Hayatımıza renk ve ahenk katar onlar… Onların öfkesi camdaki buğu gibidir. Azıcık sıcaklık görünce yok olur gider yüreklerine sinen öfke ve alınganlık… Gülümseme yayılır yüzlerine…

Yarınların yükünü onların omzuna yükleyeceğiz. Yakın bir gelecekte bugünkü makam ve mevkileri çocuklarımıza teslim edeceğiz. Günü gelince her şeyden elimizi eteğimizi çekeceğiz. Onlar emaneti alarak daha ileriye götürecekler şüphesiz... Vazifelerinde başarılı olmaları için çok donanımlı olmaları şarttır. Onlara o bilgi birikimini bugünden kazandırmalıyız. Körpe beyinlerini zehirli düşüncelerden uzak tutmalıyız. Onlara vatan ve millet sevgisi, saygı, hoşgörü, vefa, adalet, doğruluk gibi ölümsüz kavramları aşılamalıyız.

Kim demiş çocuk küçük bir şeydir? Belki çocuk her şeydir... Zira onlar bizim istikbalimizin sönmeyen güneşidir. Onları mutlu etmek ve güzel şartlarda büyütmek biz ebeveynlerin en büyük ödevidir. Bizler onlara sağlıklı bir hayat ortamı sağlamanın mücadelesini vermeliyiz. Sorumluluklarımızı askıya alarak görevlerimizi ihmal etmemeliyiz.

Çocukların zekâlarının gelişiminde edebiyatın tesiri çok büyüktür.

Çocuğun fiziki ihtiyaçlarını karşılamak asla yeterli değildir. Ona iyi bir eğitim ve terbiye vermek de bizim asli vazifelerimiz arasında yer alır. Kim ne derse desin her şeyin başı eğitimdir. Fakat eğitim terbiyeyle takviye edilmedikçe pek bir mana taşımaz. Bilgilerimiz ne kadar geniş ve derin olursa olsun bunları terbiyeyle taçlandırmadıkça solda sıfırdırlar. Yani müspet bir değerleri yoktur. Eğitimle terbiye bir bütün olmalıdır. Bu dengeyi iyi sağlamalıyız.

Çocuklara pozitif ilimlerin yanında sosyal bilimleri ve güzel sanatları da sevdirip öğretmeliyiz. Çünkü pozitif ilimler tek başına eksik kalırlar. Küçük yaşlardaki fertlere hayatı anlamlı kılacak ve maneviyat dengesini sağlayacak değerler de kazandırılmalıdır. Çocuklara şiiri, hikâyeyi, romanı sevdirirsek onların sosyal zekâsını da takviye etmiş oluruz. Nasıl kuş tek kanatla uçamazsa çocuklar da tek yönlü bilgi ve becerilerle hedeflerine varamazlar.

Ülkemizde çocuklar nedense kimlik ve kişilik sahibi fertler olarak görülüp muhatap kabul edilmezler. Ciddiye almayız sözlerini. Onları ite kalka bir noktaya getiririz. Oysa çocuk da bir ferttir. Onun da tam gelişmemiş olsa da bir benliği ve kimliği vardır. Eğer onları hep kendi dairemiz içerisine hapsedersek ufuklarının gelişmesini ve genişlemesini engelleriz.

Dünya edebiyatına, özellikle de Avrupa edebiyatına baktığımızda çocuklara yönelik eserlerin büyüklere yönelik olanlardan eksik olmadığını görürüz. Demek ki elin Avrupalısı çocuğu bir fert olarak kabul edip önemsiyor. Onun ruh cephesini yok saymıyor. Ona hayatı öğretmek için elinden geleni yapıyor. Fakat bizdeki gibi aşırı derecede kollayıp gözetmiyor.

Çocukların zekâlarının gelişmesinde edebiyatın(şiir, hikâye, roman) tesiri çok büyüktür. Fakat ülkemizde bunun bilincine yeterince varıldığı söylenemez. Onun içindir ki bizde çocuk edebiyatının nüfusla kıyaslandığında hiç de zengin olmadığı ortaya çıkar. Bunun yanında yetişkinlere yönelik eserler, küçüklere hitap edenlerle kıyaslanmayacak kadar çoktur. Demek ki yazarlar olarak bu hususta biraz büyükleri(kendi akranlarımızı) kayırıyoruz.

Çocukların kişiliğinin gelişmesinde ailenin, okulun ve çevrenin etkisi fevkalâde önemlidir.

Çocuk edebiyatı deyip geçmeyin. Çocuklar için yazan yazarları sakın küçümsemeyin, aksine onlara sahip çıkın, destek olun, el verin. Çocuklara yönelik yazılan eserleri basit(sıradan) bulabilirsiniz. Lakin o eserlere biraz da çocukların dünyasından, onların gözüyle bakmaya çalışın. Onların bu eserlerden aldığı keyfi tahmin bile edemezsiniz.

Çocukların en çok sevdiği türlerden birisi şiirdir. Şiirler onların dünyasında çok şey ifade ediyor. Kısa ve sade oldukları için şiirleri daha kolay anlayabiliyorlar. Fakat ülkemizde çocuklara yönelik şiir yazanların sayısı iki elin parmakları sayısıncadır. Nedense bu alana pek ilgi duyulmuyor. Bu alanda kalem oynatanlar anlaşılmaz bir mantıkla küçümseniyor. Oysa çocuk şiirleri, vaktiyle hepimizin hafızalarını süslemiş, zihnimizde kalıcı izler bırakmıştır.

Çocuklar hayatımızın vazgeçilmez değerleridir. Onlar için ne yapmayız ki?.. Her şeyimiz onlara adanmıştır. Gecemizi günümüzü onlara ayırmaktan yorulmayız, hatta onlarla geçirdiğimiz her an büyük mutluluk ve haz duyarız. Canımızdan bir parçadırlar. Onların eğitimi için varımızı, yoğumuzu harcarız. Onların başarılarıyla gururlanırız her zaman…

Çocukların kişiliğinin gelişmesinde ailenin, okulun ve çevrenin etkisi çok büyüktür. Çocuk ilk terbiyesini anne babasından alır. Ebeveyn ne yaparsa onlar da aynı şeyleri yapmaya çalışır. Devamlı taklit ederler büyüklerini.  Çocukların güzel huylar edinmelerini istiyorsanız onlara iyi örnek olun. Yapmadığınız şeyleri onlardan istemeyin ve beklemeyin. Öncelikle onları bağımsız bir fert olarak kabul edin. Onları anlamaya, dünyalarına girmeye çalışın.

Çocuğun yetişmesinde anne babadan sonra okulun tesiri en büyüktür. Okul daha çok öğretim ağırlıklı olsa da burada eğitim de verilir. Öğretmenler bilginin yanında, terbiye de verir öğrencilerine, vermelidir de… Gün boyu öğretme gayesi güden öğretmen, vazifesini hakkıyla ifa etmiş, başarılı bir öğretmen sayılamaz. Öğretimin yanında, hayatta lazım olan edep de asla ihmal edilmelidir. Her fırsatta çocuğun ahlâki gelişimine katkıda bulunulmalıdır.

Çocukların kişiliklerinin şekillenmesinde kitapların etkisi çok büyüktür.

Çocukların çevreden etkilendiği, karakterlerinin oluşumunda çevrenin de büyük tesiri olduğu bilinen bir gerçektir. Aile ve okul kadar olmasa da çevre de çocuğun kişiliğini olumlu veya olumsuz şekilde etkiliyor. Bunu bilen ve önemseyen aileler çocuklarının arkadaş çevresini mercek altına almayı ihmal etmezler; çocuklarının arkadaş çevrelerini tanırlar.

Çocukların kişiliklerinin şekillenmesinde okudukları kitapların etkisi de çok büyüktür. Çocuklar okudukları kitapların tesiri altında kalabilir. Okuduklarından yola çıkarak hareket edebilirler. Kitabın içeriği müspetse okunanlar kazanca, menfiyse kayba yol açabilir. Bu hususta aile reisinin titiz ve uyanık olması şarttır. Yoksa dönüşü olmayan yollara sapabiliriz.

Çocuklara okuma alışkanlığı kazandırmak ve kitap sevgisini arttırmak için her yıl Kasım ayının ikinci pazartesi günü ile başlayan hafta, Çocuk Kitapları Haftası olarak kutlanmaktadır. Bu haftanın kutlanmasını ilk kez, 1917 yılında Amerikan izcilerinin kitaplık yöneticileri önermiş ve 1919 yılından itibaren kutlanmaya başlanmıştır. Ülkemizde ise bu haftanın kutlanmasına 1947 yılında başlanmıştır. O tarihten beri bu hafta içerisinde değişik etkinlikler gerçekleştirilmektedir. Hafta boyunca kitaplar çocukların zihinlere nakşedilmektedir. Özellikle bu hafta içerisinde kitaplar, çocukların gündemine oturmaktadır.

Bilindiği gibi Türkiye’nin en büyük meselelerinden birisidir okumamak… Okumamak nasıl mesele olur demeyin. Bunu ferdi planda değerlendirme hatasına düşmeyin. Okumazlık toplumsal bir hastalıktır. Şayet insanımız yeterince okusaydı cehalet yüzünden başımıza bunca felâket gelmezdi. İnsanlar hak ve sorumluluklarını bilirdi; hainlerin oyununa gelmezdi.

Çocuk, okuma alışkanlığını öncelikle ve özellikle ailede ve okulda kazanır. Eğer aile fertleri kitaba değer veriyorsa ve düzenli olarak okuyorsa, çocuklar da belli bir zaman sonra okumaya başlayacaktır. Bu durum zamanla okuma kültürüne ve davranışa dönüşecektir.

Çocuk, okumayı bir zorunluluk, bir ödev değil de bir zevk olarak görmelidir. Çocuklar kitapları oyuncakları yerine koymalıdır; onlardan zevk almalıdır. Bu zevki kazandırmak için evde ailece kitap okuma saatleri düzenlenmelidir. Anne babayla birlikte okunan kitaplar, çocuğa kitap ve okuma sevgisi kazandıracaktır. Böylece çocuk okumayı angarya olarak görmekten kurtulacaktır. Okumak onun için bir davranış haline dönüşecektir.

Çocuklarımıza küçük yaşlardan itibaren okuma sevgisi kazandırmalıyız.

Çocuklar dil zevkini ailelerinden ve öğretmenlerinden kazanırlar. Okudukları kitaplar ise kelime dağarcıklarını zenginleştirir, algılama güçlerini artırır. Dil imkânlarını genişletir, hayal gücünü zenginleştirir. Çok okuyan kişiler kendilerini ifade etmekte güçlük çekmezler.

Kalıcı davranışlar küçük yaşlarda kazanılır. Çocuklarımıza küçük yaşlardan itibaren okuma sevgisi kazandırmalıyız. Fakat bu hususta onları başıboş bırakmamalıyız. Kitap seçimine çok dikkat etmeliyiz. Çocukların abur cubur okumalarına müsaade etmemeliyiz. Onların zevklerine ve seviyelerine uygun kitaplar seçmeliyiz. Aksi takdirde onlara kitap sevgisi kazandıracağız derken onları kitaptan soğutabiliriz. Okunacak kitap ne çok basit, ne de çok ağır olmalıdır. Kitabın basiti de, ağırı da çocuğu sıkar ve okuma sevgisini köstekler.

“Çocuk bir cihandır” diyen Tanzimat Edebiyatı şairi Abdülhak Hamit Tarhan’a hangimiz hak vermeyiz ki?... Bizler de anne babalar olarak bu dünyanın mürebbileriyiz. Bizim ehliyetimiz ve maharetimiz ölçüsünce bir eser çıkmaktadır ortaya. Bu arada çocukların yetişmesinde onların okuduğu kitapları da göz ardı edemeyiz. Zira çocuklar kitapla beslenir.

Türkiye’de çocuk kitapları alanında ciddi boşluklar vardır. Yazarlarımız nedense bu alana fazla ilgi duymuyorlar. Ülkemizde çocuk kitapları piyasasında daha çok çeviri eserler dolaşıyor. Bu eserlerin bir kısmının içeriği kültürel değerlerimize aykırıdır. Bazıları Hıristiyan propagandası yapmaktadır. Bu, geleceğimiz için son derece tehlikeli bir durumdur. Cephede bizi yenemeyen Batılılar kültürel vasıtalarla, geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızı zehirlemektedirler. Basiret nazarlarımız köreldiği için biz de bu adi tuzağa düşmekteyiz.

Türkiye’de yayınlanan çocuk kitaplarının yüzde 40’ı çeviri kitaptır. Bu kitapların bir kısmı çocuklarımız için sakıncalı olsa da yine de çevrilmektedir. Buna müdahale eden, bunu düzenleyen ciddi bir kurum yoktur. Bunun yanında başka dillerden dilimize çevrilen çocuk kitapların önemli bir kısmında Türkçe katledilmektedir.  Çevirenlerin basiretsizliği ve dile hâkim olamayışları da çocukların dil zevkini ciddi biçimde baltalıyor. Bu aslında çocuk kitapları için önemli bir sorundur ve büyümeden önüne geçilmesi gereken bir durumdur. Bugünün çocukları dil zevkini tadamazsa ve çirkin bir Türkçeyle yetişirse onların şekillendireceği bir gelecek de o derece çirkin ve sorunlu olur. Bu sorunu ciddiye almalıyız.

Çocukların, kitapların sevgi ikliminde büyüdüğü bir dünya inşa edilmelidir.

Şüphesiz ki en iyi hediye kitaptır. Zira kitap zihinleri uyarıcı ve de kalıcıdır. Anne babalar her fırsatta çocuklarına kitap hediye etmelidir. Bu davranış onlardan çocuklarına da intikal ettirilmelidir. Bunun yanında her evde mutlaka bir kitaplık oluşturulmalıdır. Okul ve sınıf kitaplıklarına katkıda bulunularak bunların yeni yayınlarla zenginleştirilmesi sağlanmalıdır. Ders kitabı dışındaki eserlerin okunması mutlaka teşvik edilmelidir. Zira çocuk, asıl okuma zevkini bu eserlerin gizemli dünyasına girerek alacaktır. Yeni çıkan çocuk kitapları takip edilmeli, satın alınmalıdır. Böylelikle bu alanda kalem oynatanlara da destek olunmuş olur. Çünkü marifet iltifata tabidir. Şartlar uygunsa çocuklar, yazarların imza günlerine götürülüp onlarla tanıştırılmalıdır. Böylelikle çocukların ilgisi kitaplara çekilmelidir. Çocuğu bir noktaya getirdikten sonra okuma zevki onun ruhuna işleyecektir.

Ülkemizde çocuklara yönelik şiir kitapları hem sayı hem de kalite bakımından yetersizdir. Büyüklere yönelik şiir yazanların sayısı aşırı derecede fazlayken çocuklara yönelik şiir yazanların sayısı son derece azdır. Bu dengesizlik önemli bir sorun teşkil ediyor. Şair ve yazarların çocuk edebiyatına yönlendirilmesi için başta devlet olmak üzere, özel kurum ve kuruluşlar teşvik önlemleri almalıdır. Kültür Bakanlığı bu hususta önderlik yapmalıdır. Zira bu, aslında devletin mühim bir görevidir. Bu çocuklar bizim geleceğimizdir. Onların zihin dünyası geleceğimizin rengini de belirleyecektir. Millî ve manevî değerlerden yoksun bir ferdin gelecekte ne gibi sorunlar yaşayacağını ve yaşatacağını tahmin etmek zor değildir. Onun için çocuk kitapları devletin en büyük kültürel teşkilatı olan Kültür Bakanlığı’nın gözetiminde ve desteğinde yayınlanmalıdır. Devlet bu konuda şair ve yazarları desteklemelidir. Birçok şair ve yazarın maddî imkânsızlıklar yüzünden kitaplarını okuyucusuyla buluşturamadığı acı bir gerçek olarak bilinmektedir. Böyle bir durumda devletin kabiliyetli şair ve yazarlara şefkat elini uzatması geleceğimiz açısından da önemlidir.

Çocuklara yönelik şiirlerin temel konusu sevgi, şefkat ve hoşgörü eksenli olmalıdır. Çocuklar kitapların sevgi ikliminde büyüyerek sevgi dolu bir dünya inşa etmelidir. Sevgi, dostluk ve barış içerikli şiirler onların şiddet duygularını törpüleyecektir. Çocuk şiirleri bir kısım ahlakî kazanımlar sağlarken, öte yandan da bıkkınlık oluşmaması için çocuğu eğlendirmelidir. Eğlenmeyen ve heyecan duymayan çocuğun okumayı sevmesi beklenemez.

Çocuk edebiyatı sahasında kalem oynatanların, çocukları çok iyi tanıması şarttır. Bu, çocuklarla iç içe olmayla, gözlemle mümkündür. Çocukların ilgi alanlarını bilmeyen bir şairin çocukların seveceği türden şiirler yazması beklenemez. Çocuk edebiyatının kalite ve eser sayısı bakımından zenginleşmesi geleceğimizin sağlam temellere oturmasını sağlayacaktır.

YORUM EKLE

banner26