Zeytindağı’ndan İttihatçılar'a bakmak

Birinci Dünya Savaşı’nda 4. ordu komutanı Cemal Paşa’nın emir subayı olan Falih Rıfkı Atay, Kudüs’te, Suriye’de ve beraber çıktıkları Avrupa seyahatlerindeki Cemal Paşa’ya dair anılarını ve panoromik bir bakış açısıyla İttihat ve Terakki’ye dair gözlem ve değerlendirmelerini 1932 yılında yazdığı Zeytindağı adlı kitapta toplamıştır. Sakine Odabaşı yazdı.

Zeytindağı’ndan İttihatçılar'a bakmak

Birinci Dünya Savaşı’nda 4. ordu komutanı Cemal Paşa’nın emir subayı olan Falih Rıfkı Atay, Kudüs’te, Suriye’de ve beraber çıktıkları Avrupa seyahatlerindeki Cemal Paşa’ya dair anılarını ve panoromik bir bakış açısıyla İttihat ve Terakki’ye dair gözlem ve değerlendirmelerini 1932 yılında yazdığı Zeytindağı adlı kitapta toplamıştır. Hiç şüphesiz yakın tarihe dair birçok ipuçları içeren bu kitap, Falih Rıfkı’nın da aralarında bulunduğu kadronun İttihatçıların ‘’b takımı’’ndan olduğunu bilerek eleştirel bir gözle okunmalıdır.

İttihatçılar, Enver, Talat

İttihat ve Terakki’nin doğuş ve çöküşüne şahit olan Falih Rıfkı, “bütün bir devlet iktidarını teslim alıp da hükümeti eski devir adamlarına bırakan başka bir parti var mıdır?’’ diye kendi kendine sorarak başlıyor kitabına. İttihatçıların iktidarında fikir ve düzen sisteminin hüküm ve nüfuzu görülmemiş bilakis anarşi ve şahsi istibdadın çilesi çekilmiştir. Ferdiyetçilik, bölünmüşlük ve hizipçilik o kadar ileri gitmiştir ki herkes birinin adamı olarak anılmaktadır. Tepedeki üç isim bile birbirleriyle sürtüşmektedir. Bir bakarsınız Enver Paşa ile Cemal Paşa, Cemal Paşa’ya takılan bir nişan münasebetiyle barışmıştır; bir de bakarsınız Cemal Paşa, kendisi hakkında ipek ticareti yaptığı yolunda dedikodu çıkaran Talat Paşa’yı ‘’sille-i tedip’’le tehdit etmektedir.

Falih Rıfkı, Zeytindağı’nda bir dönem özel kalem memuru olarak çalıştığı Talat Paşa’yı “Ne yalanı ne de zulmü ahlaksızlık sayan, fikre benzer bir sözü bile bulunmayan” bir adam olarak tanıtır bize. Allah tarafından büyük Türk hakanlığını kurmaya gönderildiğine inanan Enver Paşa ise ‘’tımarhanelik bir deli’’dir. Bomboş kafasıyla boş bir hayal uğruna Türk askerinin Sarıkamış’ta donarak şehit olmasına sebep olmuştur. Enver Alman, Cemal Fransız dostudur. Cemal Paşa’nın da İngilizler’den Mısır’ı alma gibi boş bir hülyası vardır. Bununla birlikte Falih Rıfkı, Enver yerine Cemal harbiye nazırı olsaydı Birinci Dünya Harbi’ne girmez ve batmazdık diye düşünmektedir.

Kumandan Cemal Paşa

Cemal Paşa, bir taraftan zor bir taraftan imar ve ıslah siyasetlerini kullanarak Araplık akımını durduracağını düşünmektedir. Bu maksatla Arap milliyetçilerinin önde gelenlerini idam ettirmiştir. Bölgede öyle bir güce ulaşmıştır ki onun için halk arasında yarı şaka yarı ciddi olarak burnunu kaşımasının sürgün, sakalını karıştırmasının af, bıyık burmasının ölüm anlamı taşıdığına dair bir efsane dolaşmaktadır. Doğrusu “Suriye’yi Osmanlılaştırmak fikriyle estirdiği tethiş (korkutma) politikası olmasa Suriye’de isyan çıkar mıydı?’’ sorusu Falih Rıfkı kadar bizlerin de zihinlerini kurcalamaktadır.

Zaman zaman yazdıklarıyla kumandanına saygısızlık edip etmediğini düşünen Falih Rıfkı, bazen onu ‘’iyi bir asker olmasa da iyi bir levazımatçı olması, bürokrasiyi yıkmış bir iş adamı oluşu, yolsuzluk yapmayan, ihtisası iyi kullanan ve verimlileştiren bir enerji fırtınasına sahip olması’’ gibi iyi yönleriyle de anar.

Kudüs

Yazar, Zeytindağı’nın tepesinden Filistin’e bakınca “Hepsinin üstünde bizim bayrağımız, ben bu büyük imparatorluğun çocuğuyum.” diye övünmekten kendini alamıyor. Fakat Kudüs’te dolaştıkça bizim gerek dilimizle gerekse de kültürümüzle Halep’ten öteye geçemediğimizi, Kudüs’te bir kiracı gibi olduğumuzu, çeşitli cemaatler kavga etmesin diye Kamame Kilisesi’nin anahtarlarını muhafaza eden hocadan farkımız olmadığını düşünmeye başlar Siyonist sömürgeciliği Arapları topraklarından sürmeye ve hizmetçi gibi kullanmaya başlamıştır.

Paşaların gözyaşları

Falih Rıfkı; Enver ve Cemal Paşalarla tren yoluyla Medine’ye, Ravza-i Mutahhara’ya gider. Bu bölümdeki satırlarda yazarın çöl Araplarının sefaletine ve paraya tamahlarına dair gözlemleri ve bütün dinlere istiskal ederek bakan pozitivist körlüğü hakimdir. Fakat bu ziyarette herkes Falih Rıfkı kadar nasipsiz değildir zira Ravza’yı ziyaret eden Enver Paşa, vecd içinde gözyaşlarına boğulmuştur.

Harbin sonuna doğru Kudüs’ün İngilizler tarafından alınması karargaha bir ölüm haberi gibi yayılmıştır. Cemal Paşa’nın odasına giren Falih Rıfkı, onu gözleri ağlamaktan yorulmuş halde bulmuştur. Öte yandan Bulgar bozgununu işiten Talat Paşa, “Keşke bugün ölmüş olsaydım.’’ demekten kendini alamamıştır. Harp kabinesi çekilmiş, Enver-Talat-Cemal Paşalar bir Alman torpidobotuyla ülkeyi terk etmişlerdir. Böylece en sağlam sütunlar üzerinde durduğu sanılan bir devir, karton kale gibi yıkılmıştır.

Sakine Odabaşı

  

     

   

Yayın Tarihi: 23 Nisan 2021 Cuma 17:00 Güncelleme Tarihi: 01 Temmuz 2021, 07:39
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mim sin elif
Mim sin elif - 4 ay Önce

Tesekkurler

banner26