Zenginlik adeta seyirlik bir malzeme haline geldi

Nazife Şişman, 'Günün Kısa Tarihi'nde bu yüzyılda meydana gelen büyük değişimin bütün insanlık üzerinde, aile ve toplum hayatımızda husule getirdiği tahribatı, çözülmeyi, kırılmayı anlatıyor. Metin Uygun yazdı.

Zenginlik adeta seyirlik bir malzeme haline geldi

Özellikle son yarım asırda bütün dünyada ve ülkemizde çok büyük değişiklikler yaşandı, çok büyük gelişmeler kaydedildi. Bütün bunlar çok hızlı bir şekilde gerçekleşti. Değerler altüst oldu. Daha dün diye tabir edebileceğimiz yakınlıkta var olan erdemler bugün yerle bir olmuş durumda. Nazife Şişman'ın, bu yüzyılda meydana gelen büyük değişimin bütün insanlık üzerinde, aile ve toplum hayatımızda husule getirdiği tahribatı, çözülmeyi, kırılmayı anlattığı kitabı Günün Kısa Tarihi, Şubat 2015'de, İnsan Yayınları tarafından tekrar yayınlandı.

Yazar, her bir yazıya ya başından geçen bir olayı anlatarak veya bir hikaye ile yahut dünyadan veya ülkemizden konuyla örtüşen bir haberle ya da bir anekdotla başlıyor. Daha sonra sosyolojik değerlendirmeleri devreye girer. Çok uzak değil, bir iki kuşak kadar ötesi diyebileceğimiz bir geçmişte arpa unundan yapılmış ekmek ve su sofrada bulunuyorsa, bunu zenginlik alameti sayarmış büyüklerimiz. Kanaat sahibiymiş herkes. Elindekiyle yetinilir ve elindekiyle mutlu olmak bilinirmiş. Bir de elindekileri ihtiyaç sahipleriyle paylaşırlarmış. Paylaşmanın mutluluğu yaşanılır ve çokça da şükürler edilirmiş. Bunları kendi büyüklerimizden dinlemişliğimiz de vardır mutlaka. Belki de yetişmişliğimiz de vardır bu hasletlerin yaşandığı dönemlere...

Zenginliğin görselleşmesi ve seyirlik bir malzeme haline gelmesi

Nazife Şişman, “çağımızda yaygın olan yoksunluk hissini besleyen en önemli unsurun, zenginliğin görselleşmesi ve adeta seyirlik bir malzeme haline gelmesi” olduğunu belirtir. Yine yazara göre, ‘tele-vole hayatlar’ mütevazı insanların sıradan hayatlarına tecavüz ederek, onların kanaat dengesini ve daha da önemlisi şahsiyetlerini tahrip etmektedir. Zira modern kimlik, cinsellik, güzellik ve tüketim ekseninde bir yapılanmaya sahip olduğu için, tüketim çarkına ayak uyduramamak, doğrudan doğruya negatif kişilik algısı şeklinde bir muhtevaya bürünebilmektedir. Çocuğuna bir paket cips bile alamadığı için intihar eden baba, bu algının ifrat noktasını gözler önüne seren patolojik bir örnektir. Neticede kanaat gibi bir zenginliğin olmadığını, kanaatın büyük bir zenginlik olduğunu biliriz.

Modern insanın mutluluk anlayışında da büyük değişiklikler meydana gelmiştir. İslam filozoflarından Farabi’ye göre mutluluk ‘en büyük hayırdır.’ İnsanın en büyük amacı mutluluğa ulaşmaktır. İnsan, mutluluğa, iyiyi, doğruyu, güzeli ortaya çıkaran bilimle, sanatla, felsefeyle uğraşarak, ruhunu temizleyip saflaştırarak ulaşabilir.

Yazarın dikkat çektiği bir diğer husus, gençlerimizin kolaycılığa yönelmesidir. Dönem dönem tercih edilen meslekler olmuştur. Bir zamanlar öğretmenlik mesleği çok tercih edilirdi. Doktorluk ve mühendisliğin popüler olduğu dönemler oldu. Sonra işletmecilik tercih edilen meslekler arasına girdi. Şimdilerde ise genç erkeklerin tercihi futbolculuk, genç kızların tercihi mankenlik meslekleri oluyor. Bu meslekler hem çok paralı hem de değişik tatminlerin elde edildiği bir meslek olarak kabul ediliyor gençler arasında. Yalnız bu meslekler çok kısıtlı, dar bir kesimin elde edebildiği ve başarabildiği meslekler. Ama diğer orta halli ve dar gelirli gençler üzerinde olumsuz etki bırakıyor bu durum.

Müslümanlar Müslümanca hareket etmeli

Başörtüsü, sarık ve cübbe gibi giysiler üzerinden bir değerlendirmede bulunan yazar, bunları giyenlerin Müslüman olarak değerlendirildiğini, ama iyi bir Müslüman olabilmek için bunları giymenin yeterli olmadığını savunur ve bu hususta hepimizin bildiği İmam-ı Azam hazretlerinden bir kıssayla bu konuya açıklık getirmeye çalışır: “İmam-ı Azam Hazretleri çarşıdan geçerken arkasından şöyle konuşulmaktadır. Birisi der ki, ‘şu giden adam var ya, yatsı abdestiyle sabah namazını kılar.' Bunu duyan İmam-ı Azam kendisi hakkındaki bu hüsnü zannı boşa çıkarmamak için o günden itibaren ölünceye dek yatsı abdestiyle sabah namazı kılar.” İslami kimlikleriyle öne çıkan kimselerin bu kimliklerine yaraşır tarzda hareket etmediklerini anlatıyor yazar ve çok bilinen şahıslardan somut örnekler veriyor.

Günün Kısa Tarihi, “Ambalajlı Mutluluk”, “Seküler Hayaller Rüyasız Zamanlar” ve “Seyirlik Dünya” isimli üç bölümden oluşuyor. Bu bölümlere ait değişik konular işleniyor. Modern insanın içinde bulunduğu mutsuz durum, ayrıntılarıyla ve çelişkileriyle anlatılıyor. Çok güzel sosyolojik bir dille, sosyolojik değerlendirmeler yapılıyor. Ayna işlevi görebilen bir kitap olarak değerlendirebiliriz bu kitabı. Zira, anlatılanlarda, birey olarak kendimizi, aile hayatımızı ve toplumumuzu çok net bir şekilde görebilmekteyiz kitapta. Bu aynayla yüzleşelim derim ben. Bu aynaya bakabilme cesareti gösterebilelim. Bu da kitabı okumakla olur.

Metin Uygun yazdı

Güncelleme Tarihi: 13 Şubat 2019, 18:19
YORUM EKLE

banner19