Zarifoğlu'nun Hikayeleri de Şiiri Gibi Hemen Kendini Ele Vermiyor

Cahit Zarifoğlu, hikâyelerinde de kendine özgü bir çizgi yakalamış ve edebiyatını bir adım daha ileri taşımayı başarmıştır. Şiirleri gibi kapalı bir anlatım hikâyelerinde de mevcuttur ancak hikâyeler okundukça kendini açmaktadır. Mustafa Bostan yazdı.

Zarifoğlu'nun Hikayeleri de Şiiri Gibi Hemen Kendini Ele Vermiyor

Cahit Zarifoğlu, edebiyat dünyasında çoğu zaman şiirleriyle anılmış ve ünlenmiştir. İşaret Çocukları, Yedi Güzel Adam, Menziller, Korku ve Yakarış adlı şiir kitapları olan Cahit Zarifoğlu’nu sadece şair olarak bir kalıba sığdırmak yersizdir çünkü o edebiyatın hemen her sahasında yazmış ve yetkin eserler bırakmıştır. Şiirden hikâyeye, romandan tiyatroya, günlükten denemeye, radyo oyunlarından çocuk hikâyelerine kadar pek çok alanda kalem oynatmıştır. Bütün bu yazı türlerinin merkezinde şiir, şiirinin yanında ise hikâyeleri vardır çünkü “sanatçı şiirleriyle yazı hayatına başladığında öyküleriyle de görünür. Diğer türler zamanla gelişir. Şiir ve öykü yazı serüveninin temelini oluşturur.” (Ali Haydar Haksal, Zarif Şair Cahit Zarifoğlu, İz Yayıncılık, İstanbul 2016, s:75)

Cahit Zarifoğlu hikâyelerinin tıpkı şiirleri gibi ilk bakışta kapalı, soyut bir yanı vardır. İlk okumada hikâyeler hemen kendini ele vermez çünkü “şiirinin hemen yanı başında yer alan öyküleri şiiri gibi imge yüklüdür. Bu bakımdan Zarifoğlu öyküsü de şiiri gibi güç anlaşılır. Okundukça intibak edilen ve sevilen bir tarzı vardır.” (Haksal, 2016:76)

Çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlanmış olan öyküleri Beyan Yayınları tarafından ‘Hikâyeler’ adı altında bir araya getirilmiştir. Bu kitapta yer alan hikâyeler sırasıyla; İns, Sizi Görmeliyim, Savunma, Kentin Ortasında Bir An, Suçlular, Zal Tepesine Doğru, Yabancılık, Bir Şey Var Belirmiyor, Sessizlik, Karşı Çıkış, Şeyhana şeklindedir.

Hikâyeler hem anlatım hem de mizanpaj teknikleriyle desteklenmiş

Toplam on bir hikâyesi bulunan Zarifoğlu konu seçimi bakımından zengin bir yelpazeye sahiptir. Hikâyelerinde ele aldığı konular insanın anlama ve anlamlandırma yolculuğundan (İns) kendini arama ve eşyanın esaretinden kurtulmaya (Savunma), varolmayı anlamlandırma çabasından (Zal Tepesine Doğru) kalabalık içinde yalnızlaşarak kendini sorgulamaya (Karşı Çıkış), ölüm karşısında duyarsızlaşmadan (Kentin Ortasında Bir An) kendi benliği ile yüzleşmeye (Yabancılık) kadar geniştir.

Hikâyeler hem anlatım hem de mizanpaj teknikleriyle desteklenmiştir. Bu özellik de Zarifoğlu hikâyelerinin ayırt edici bir özelliğidir çünkü hikâyeler hem içten hem de dıştan desteklenmiştir. Hikâyenin anlatımını güçlendirmek ve durağanlığı kırmak için çeşitli mizanpaj teknikleri denenmiştir. Tiyatral bir özellik olan parantez içi anlatımlar/açıklamalar hemen her hikâyede kullanılmış, hikâyedeki bölümleri daha keskin bir hale getirmek için çoklu noktalara başvurulmuş (Sizi Görmeliyim, Kentin Ortasında Bir An), modernitenin ötesinde yenilikler denenmiştir. Bu noktada “Sessizlik” adlı hikâye dikkat çekicidir çünkü hikâye boyunca dikkat çekilen ‘ses’ daima büyük harflerle yazılmıştır. Ayrıca “Zal Tepesine Doğru” adlı hikâye de kahramanların isimleri ve bunların daima büyük harflerle yazılması bakımından dikkat çekicidir. Hikâyede kahramanlara isim olarak bazı Arap harflerinin okunuşları seçilmiştir.

Zarifoğlu hikâyeciliğinde zaman ve mekân

Cahit Zarifoğlu, hikâyelerinde ayrıntılı mekân tasvirlerine çok fazla yer vermemiştir. “İns” ve “Zal Tepesine Doğru” hikâyelerinde mekân tamamen dış mekân yani saf doğadır. “İns”te ele alınan doğa el değmemiş bir yerdir. “Zal Tepesine Doğru” hikâyesinde geçen doğa ise bir dizi dağ silsilesidir. “Kentin Ortasında Bir An” adlı hikâyede olay bir kent meydanında geçer fakat çevre tasvirleri ayrıntılı değildir. Olayların tamemen iç mekânlarda geçtiği hikâyeler de vardır. “Suçlular” baştan sona bir doktorun odasında geçer. “Sizi Görmeliydim” adlı hikâyede mekân tam olarak ifade edilmemiştir çünkü hikâyede yazar/anlatıcının muhtemelen bir yazı masasından yazdıkları okuyucuya anlatılır. “Yabancılık” adlı hikâyede de mekân olarak içinde bir boy aynasının bulunduğu bir oda seçilmiştir. “Karşı Çıkış” hikâyesi mekân ve eşya tasvirlerinin ayrıntılı yapıldığı hikâyelerdendir. Kahramanın eşyanın esaretine başkaldırıp kendi benliğini bulma arayışı eşyalar üzerinden verilmiştir. Köy atmosferinin hissedildiği hikâye ise “Şeyhana”dır.

Hikâyelerde zaman algısı çeşitlilik gösterse de hiçbir hikâyede aktüel zaman belli değildir. Herhangi bir tarihe yer verilmemiştir. Bazı hikâyelerde zaman bir adamın aynaya bakması ve o an düşünmesi kadar kısa iken (Yabancılık) bazı hikâyelerde ise bir adamın doğması, büyümesi, çoğalması ve yaşlanmasına kadar (İns) uzundur ancak zaman anlatımında belirsizlik hâkimdir. Zarifoğlu açık bir şekilde ‘üç gün geçti, bir ay sonra’ gibi zamanı belli edecek ifadeler kullanmamıştır. Sabah/akşam kavramları daha sık kullanılmıştır.

Hikâye kahramanlarının isimsiz olması

Cahit Zarifoğlu’nun hikâyelerinde erkek kahramanlara daha çok yer verilmiştir. “İns” anlatısında merkez İns üzerine kurulmuştur. “Kentin Ortasında Bir An” hikâyesinde at arabası sürücüsü, ölen adam, ölen adamın etrafına toplananlar erkeklerden seçilmiştir. Yine “Zal Tepesine Doğru” hikâyesinde dağa tırmananlar da erkektir. Kadın kahramanların yer aldığı hikâyelerin başında ise “Şeyhana”, “Sessizlik” ve “Suçlular” gelir.

Cahit Zarifoğlu hikâyelerinin bir diğer özelliği ise hikâye kahramanlarının isimsiz olmasıdır. İns’te bir tek İns vardır, kadını vardır. “Sizi Görmeliydim”de yazar anlatıcı isimsizdir. “Savunma”da kahramanın ismi yoktur, arada İslam Bey adı geçer. “Kentin Ortasında Bir An”da at arabası sürücüsü, zalim müşteri, yerde kanlar içinde yatan adam, melon şapkalı adam gibi ifadelerle kahraman anlatılmıştır. “Suçlular”da doktor, hasta, kız ve D. Adam vardır. “Sessizlik” hikâyesinde anlatılan kahramanların da ismi yoktur, onlar çocuk, nine ve annedir. “Zal Tepesine Doğru” hikâyesinde daha farklı bir durum vardır. Hikâye boyunca kahramanlar isimleriyle ele alınır. Bu isimler Sad, Cem, Nun, Kaf, Gayn ve Mim olarak seçilmiştir. Kahraman isimlerinin en belirgin olduğu hikâyeler ise “Karşı Çıkış” ile “Şeyhana”dır. “Karşı Çıkış”ta Orhan ve Selçuk isimleri, “Şeyhana”da ise Fehim Kul ile Şeyhana isimleri kahramanın isimleridir.

Hikâyeler nicelik olarak az olsa da nitelik olarak yetkin eserlerdir. Cahit Zarifoğlu, hikâyelerinde de kendine özgü bir çizgi yakalamış ve edebiyatını bir adım daha ileri taşımayı başarmıştır. Şiirleri gibi kapalı bir anlatım hikâyelerinde de mevcuttur ancak hikâyeler okundukça kendini açmaktadır. Zarifoğlu hikâyeciliği Türk hikâye tarihinde önemli bir yere sahiptir. Gerek içerik gerek biçimsel özellikleri hikâyelerin gücünü göstermektedir.

Cahit Zarifoğlu, Hikâyeler, Beyan Yayınları

Mustafa Bostan

Güncelleme Tarihi: 21 Kasım 2018, 15:47
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26