Zarafeti ve ince duyarlılıkları hatırlatıyor yine

Hikâyenin çıngıraklı kapısından İstanbul’a hüzünlü bir giriş... Muaz Ergü, Sevinç Çokum'un 'Onlardan Kalan' kitabı hakkında yazdı..

Zarafeti ve ince duyarlılıkları hatırlatıyor yine

Baş döndürücü bir hız çağındayız. Hatıraların çok uzakta kaldığı gibi hatıraların yaşandığı mekânlar da birer birer kayboluyor. Hatıralar bahçesini betonlar kaplıyor. Betonlar soğuk, betonlar acımasız… Geleneksel mahalle kültürü, komşuluğun güven veren iklimi, dostluğun sıcaklığı, yüzlerdeki gülüşün samimiyeti… Beton duvarlarda akis bulmuyor.

2014 yılında Kapı Yayınları'nın okuyucuyla buluşturduğu Onlardan Kalan adlı hikâye kitabında Sevinç Çokum, yukarıdaki anlattıklarımızın hüzünlü hikâyesini yazmış. Hem fiziki, hem ruhi değişim ve dönüşümün içinde çırpınıp duran İstanbul’u anlatıyor. Dev akasyalar, mezarlıklar, yaz bahçeleri, tren istasyonları, yolcular, ahşap konaklar, loş sokaklar, eski dostluklar, bahçeler… Çokum hikâyelerinde “Hep bir soylu güzelliği arayıp’’ duruyor. Çevresini derinlemesine bir dikkatle gözlemliyor, mekânsal değişimi mesela... Eski ahşap evlerin yıkılıp apartmanların yapılması, sokakların değişmesinin insan ruhu üzerindeki etkilerini çarpıcı bir şekilde betimliyor. Betonlara yenilen doğa, kaybolup giden doğallık yazarın üzerinde durduğu önemli sıkıntılardan.

Hikâyenin çıngıraklı kapısından İstanbul’a hüzünlü bir giriş

Sevinç Çokum’un oturmuş bir üslubu var. Dili ustalıkla kullanabiliyor. Öyle ki, hikâyeleri okurken bir anda hikâye kahramanlarının geçmişine gidip oradan tekrar normal akışa dönüyoruz. Bu da okuyucuyu sürekli tetikte tutuyor, merakı muhafaza ediyor. Soyutla somutun iç içe geçtiği, düşselliğin süslediği bir anlatım var hikâyelerde. Yazarın seçtiği kahramanlar genelde hep iyi insanlar, insancıllar. Kötülük yapmayı beceremeyen, yardımsever, kadirşinas, güngörmüş, beyefendi… Çokum, bir medeniyet dünyasının içinden yazıyor. Klasik kültürümüzün yanında yer alarak söylüyor söyleyeceklerini. Bu sebepten kahramanları belli terbiye altında yetişmiş, olgun insanlar. “Küller” hikâyesindeki Nariye Nine ve Sultan Ana, “Dosteli” hikâyesinde Feyyaz, “Hasretlik” hikâyesindeki Asım, “Haliç Akşamları” hikâyesinde Tevfik Amca ve Raife Teyze gibi…

Kitap birbirinden değerli on altı hikâyeden oluşuyor. Genzimizde on altı buruk tat… Hikâyenin çıngıraklı kapısından İstanbul’a hüzünlü bir giriş. Evlerden çekilip giden huzur. Çekingen, ezik, mahcup, küf kokulu eski evler. Loş karanlıklara terk edilen çocukluğun sokakları. Oyunlar, oyuncaklar. Şimdilerde zor görünen tevekkülün, teslimiyetin kalesi nineler, dedeler. Kendi işine dalıp göğe bakmayı unutan insanlar. Değişimin hülasası bunlar işte.

İnce duyarlılıkları hatırlatan bir kalem

Kitapta yer alan “Küller” adlı hikâye okumaya giden ve şehirde yurtta kalan bir kızın gözünden köylerindeki değişimi yansıtıyor. Şehir özentisi içindeki babası köylerindeki evlerini değiştirip şehir evleri gibi yapmak istiyor. Kız, duvarlarlarda çınlayan çekirge sesleri susmuş, ocaklı odayı yok olmuş ve üzerinde emekledikleri yerleri değişmiş olarak düşününce içi sızlar. Evi değiştirmenin bir tarihi değiştirmek olduğunu bilir. Bu sebeple hiç sevinemez. Babası ve diğer kardeşleri içinde yaşadıkları doğallığın, nimetlerin farkında bile değillerdir. O ocaklı odada söylenen türküler, anlatılan masallar, yaşlı-genç bir arada oluşlar bir daha olmayacak. Herkes kendi odasına, yalnızlığına çekilecek. Hayat kolaylaşacak ama doğallık yok olacak. Sevinç Çokum her değişimin mutlaka iyi olmayacağının, kültürel seviyenin sürekli artmayacağının hikâyesini anlatıyor. Kültür ve medeniyet değişimlerinin alıp götürdüğü erdemi, insanlığı… İstanbul’un ve Anadolu’nun değişime direnen insanları ahlâkın ve edebin de yardımıyla dimdik duruş gösteriyorlar. Karınca kararınca dürüst yaşıyorlar. Bu basit ve sıradan insanlar birer dev kahramanlar olarak karşımıza çıkıyor.

Sevinç Çokum’un derin ve asude sesine kulak vermeli. Etrafımızı çeviren çirkinliklere, kabalıklara karşı onun yitip giden güzellikleri arayan, eski zarafetleri anlatan, ince duyarlılıkları hatırlatan kaleminin takipçisi olalım.

Muaz Ergü yazdı

Yayın Tarihi: 20 Ocak 2015 Salı 13:41 Güncelleme Tarihi: 20 Ağustos 2020, 15:54
banner25
YORUM EKLE

banner26