banner17

Zafer yiğit insanların işidir!

Adem Özköse'nin yeni çıkan 'Söz Direnişçilerde' kitabı, Müslümanların isyan ahlakını ne güzel anlatıyor.

Zafer yiğit insanların işidir!

“Bana göre insan olmak, zulme karşı mücadele etmek demektir” diyor İrlandalı kadın direnişçi Cueeva. Ardından ekliyor: “Direnişçilerin ve devrimcilerin hayatı dünyanın en zor, en meşakkatli hayatıdır. Fakat onlar hayatı onur ve şerefle yaşarlar.” Bu ifadeler, aslında dünyanın çeşitli yerlerinde zulme başkaldıran herkesin ortak davasını özetlemeye yetiyor. Bizler de kendimizi bu davanın ortakları olarak görüyor ve dualarımızın sonunda “adını bile bilmediğimiz bölgelerde direnen Müslümanlar için” zaferler niyaz ediyoruz. Dualarımızda da samimiyiz, çünkü gerçekten direniş coğrafyalarının ne adını tam biliyoruz ne de haritadaki yerini.

Müstesna insan Adem Özköse, giriştiği faaliyetlerde, yazdığı yazılarda ve kitaplarda bu derin problemi çözmeye çalışanlardan biri. O, Müslümanlar için en önemli problem olarak bu kopukluk halini gösteriyor ve gelecek adına gerçekten umut dolu bir söylem geliştiriyor:  “Benim okuyucularım daha çok İttihad-ı İslamcı, yumrukları sıkılı; Gazze, Afganistan, Patani, Irak ve Ümmet-i Muhammed diye bir derdi olan İslamcı gençlerden oluşuyor. Bu gençler Şam’ı, İsfahan’ı, Bosna’yı, özellikle de Kudüs’ü deli gibi özlüyorlar. Ömer Muhtar’ı, Malcom X’i, Abdullah Azzam’ı, Aliya’yı çok seviyorlar ve Sezai Karakoç’a, Necip Fazıl’a, şehid Seyyid Kutub’a, Said Nursi’ye büyük saygı duyuyorlar. Son derece samimi olan ve kimi zaman âşık olarak, kimi zaman kavga ederek, kimi zaman da dünyanın farklı yerlerindeki mazlum kardeşleri için sokaklara çıkarak slogan atan bu arkadaşları ben de çok seviyorum.”

Söz sırası direnişçilerde!

Adem Özköse, Söz DirenişçilerdeAdem Özköse'nin yoğun emekleri ve mesleki başarılarıyla oluşturduğu “Söz Direnişçilerde” adlı kitabı, samimiyetin bir ürünü olarak ortaya çıktı. Hiç kuşkusuz, fildişi kulelerden ve entelektüel kaygılardan arınmak, bu samimiyetin çok önemli bir bölümünü oluşturuyor ve kitaba gösterilen teveccühün en önemli nedenini oluşturuyor.

Direnişçilerle yapılan söyleşilerden oluşan Söz Direnişçilerde, ilk olarak Allah’ın bir yardımı, ikinci olarak ise esaslı bir gazetecilik başarısı. Savaş bölgelerinin gazeteciler için ayrılmış korunaklı bölgelerinde haber yapan meslektaşlarına göre, Adem Özköse'nin yaptıklarının, birkaç gömlek üstte olduğu çok açık bir şekilde ortada. Zira, Amerikan işgalindeki Afganistan dağlarından, tecrit halindeki Veziristan bölgesine, Tayland işgalindeki Patani’den, İsrail katliamlarının aralıksız sürdüğü Gazze’ye kadar birçok direniş bölgesini, kitabı okurken göz önüne getirmek bile oldukça zor oluyor. Bu aynı zamanda, zulme karşı direnişin, mü’minlerin ve insanlık vicdanının ortak paydası olduğunu ortaya koyuyor. Direnişin ve şehadetin tüm nesillere ve çağlara bir çağrı olduğu adeta bayraklaşıyor.

Direnişçilerin söylediklerini okurken, azmin ve imanın insanları nasıl olgunlaştırdığı ve nasıl korkusuzlaştırdığı gözlemlenebiliyor. Bunun yanında, farklı bölgelerde direnen direnişçilerin, birbirleriyle ilişkileri olmasa da ortak ilkeler benimsediğini görülebiliyor. O ilkelerin en önemlisi, hiç şüphesiz masum insanların ve sivillerin hedef alınmadığı bir direniş ahlakı. Bu sebeple hemen her yerdeki direniş grupları, ilahi yardımı ve halklarının yakınlığını kazanabiliyorlar.

Çiçekleri koparmak baharın gelmesini engellemez

Söz Direnişçilerde, birbirinden ilginç ve ibretlik hikâyelerle dolu. Uçak kaçırma eylemleriyle tanınan ve 4 yaşında ailesiyle birlikte Filistin’den göç etmek zorunda kalan Filistin’in ünlü kadın direnişçisi Leyla Halid’in ilk uçak kaçırma eylemi, bunlardan yalnızca bir tanesi. Roma’dan kalkıp Tel Aviv’e inecek olan ve içinde üst düzey İsrailli yetkililerin bulunduğu uçağı kaçıran Leyla Halid ve arkadaşları, Suriye’ye inmeyi planlamışlardır. Ancak çocukluğundan beri Filistin’den ayrı yaşayan Halid, Filistin’i havadan da olsa görmek ister ve kendi ifadesiyle “pilota Suriye’ye inmeden önce Filistin üzerinden uçmasını” söyler. Filistin üzerinde birkaç tur attıktan sonra uçağı Suriye’ye indirirler. Leyla Halid’in bu olayı anlatmasından sonra söyledikleri ise mücadelesindeki kararlılığı özetliyor: “İsrail, Filistinli gençleri öldürerek çiçeklerimizi koparabilir. Fakat çiçekleri kopararak baharın gelmesini engelleyemeyecektir.”

Bu defa isabet alacak

Görevinin sona ermesi sebebiyle Irak’a gelen ABD Başkanı Bush’a ayakkabılarını fırlatan ve uzun bir süre işkencelere maruz kalan Iraklı gazeteci Muntazar El Zeydi, yaptığı bu eylemi, “Iraklılar adına bir veda öpücüğü” olarak nitelendiriyor. “Bush boydan kurtardı, Obama gelirse alnının ortasına patlatırım” diyor. Hizbullahın kazandığı zafer sonucunda, İsrail’in serbest bırakmak zorunda kaldığı Filistinli direnişçi Semir Kuntar’ın, 17 yaşında girdiği ve 47 yaşında çıktığı İsrail zindanlarını anlattığı satırlar da, mücadelenin büyüklüğünü gösteriyor. Kendisine 542 yıl hapis cezası veren İsrailli hâkime; “Bana bu cezayı veremezsin; çünkü İsrail asla 542 sene yaşayamayacak” diyen Kuntar, hapishanelerin direniş ruhuna zarar veremeyeceğini anlatıyor.

İnsanlara doğruları ulaştırmanın, kutsal bir çaba olduğuna inanan Adem Özköse, bu çalışmasıyla yeni ufuklar açıyor. Medya kuşatmasını bir anda kıramasa da bu yolda çalışmaya devam ediyor. Onun gayretleri şehid annesi Ümmü Nidal’ın samimi sözleriyle de birebir örtüşüyor: “Zafer, ancak şehitlerle, cesur ve yiğit insanlarla kazanılır.”

 

 

 Hüseyin Buladı okudu, yazdı

Güncelleme Tarihi: 06 Mayıs 2016, 11:27
YORUM EKLE
YORUMLAR
Muhammet Fatih
Muhammet Fatih - 8 yıl Önce

Cennete otostop kitabı çok güzeldi. Bu kitapta en az onun kadar güzeldir eminim. Bozguncuların pencerisinden değil mücahitlerin penceresinden olaylara bakmamıza yardımcı olacaktır. Allah devamını nasip etsin.

banner8

banner19

banner20