Yüzüm tuttum sana ya Hazreti Pir

Muhammed Nûrû’l-Arabî’nin Risaleler’i bölünmelerden, kavgalardan kurtulup dünyevi ve uhrevi mutluluğu yakalamak için okumamız gereken bir eser. Sarsıcı hakikatlerle yüzleşmeye hazırsak… Zeynep İnan yazdı.

Yüzüm tuttum sana ya Hazreti Pir

H. Rahmi Yananlı’nın araştırmaları ve çalışmaları sonucunda İstanbul Süleymaniye Kütüphanesi’nde bulduğu Risaleler, Osmanlı Türkçesi ile kaleme alınmış. Eeser, Büyüyen Ay Yayınları’ndan çıkmış. Kitap için dört yüz sayfa diyebiliriz ancak yarısı orijinal metnin çevirisi, yarısı sadeleştirilmiş metin olduğundan aslında benim okuduğum kısım iki yüz sayfa.

Bir ilahi vardır, “Yüzüm tuttum sana ya Hazreti Pir” diye başlar… Hasan Fehmi Tezdoğan Efendi’nin bu ilahisinde anlattığı, Muhammed Nûrû’l-Arabî Hazretleri’dir. Ve ilahinin sonlarına doğru şöyle der:

Senin mehdinden ben aciz bendeyim

Vasfın kal’e gelmez ya Hazreti Pir

Şimdi burada tanıtmaya çalışacağım kitap işte o Hazreti Pir’in, yani Seyyid Muhammed Nûrû’l-Arabî Hazretleri’nin eseridir.

Bir hayalin, boşluğun hikayesi

Haliyle bu bir ilgi alanı kitabı! Şayet Şeyhü-l Ekber Muhyiddin İbnü’l-Arabî ve Niyâzî Mısrî Hazretleri’nin eserlerine merakınız varsa, inanın bu kitap tam size göre. Eserde Hazreti Pir, Muhyiddin İbnü’l-Arabî Hazretleri’nden, “Şeyhü-l Ekber Efendimiz” diye söz ediyor. Ayrıca bazı yerlerde de, “Hakikati şöyle buyurur” diyerek, Niyâzî Mısrî Hazretleri’nin şiirlerinden bolca örnek veriyor.

Bu kitabın sayfalarında, varlığın baştan sona bir hayal olduğunu okuyacaksınız. Ayet ve hadislerle delillendirilmiş tespitler bulacaksınız. Zannımca bundan daha ağır, daha karmaşık ve daha geniş kapsamlı bir konu olamaz.

Hazreti Pir, bu ağır mevzuda bolca örnek vererek, okuyucusunun eseri anlamasına yardımcı oluyor. Tıpkı bir kor parçasının, belirli eksen etrafında hızla çevrildiğinde ateş çemberi gibi görüneceği gibi… Şayet işlemin başında o kor parçasını görmemişsek, bizim için var olan sadece bir ateş çemberidir. Yani hayal! Ben bu örneği, ekseriyetle okunmayan dipnotların birinde buldum. Bu anlamda dip notlar çok önemli.

Hakikati bulmak kolaydır, zor olan mürşidi bulmaktır

Risaleler, gerek şeriat, gerek tarikat ve gerek de hakikat sülûkuna dair bilgilerle dolu. Hazreti Pir, bu sülûk/eğitim sürecini anlatırken, hakikatin gayet kolay olduğunu, lakin mürşidi bulmanın zorluğunu tekrar tekrar hatırlatıyor.

Bir’lik temeli üzerine bina edilmiş bu eserde, çokluğa dair mevzuları da bulacaksınız. Peygamberlerden ve hayatlarından, Ehli Beyt’e; günlük yaşantımızın nizam ve intizamından, ibadetlerimizin verimliliğine; ölüm, kabir ve ölüm ötesi âleme kadar o kadar çok konu var ki Risaleler’de… On yedisini birden düşününce bende ilk beliren, “Kutluluk Risalesi” oluyor. Bu, her okuyan için farklı olacaktır elbette.

Muhammed Nûrû’l-Arabî’nin Risaleler’i bölünmelerden, kavgalardan kurtulup dünyevi ve uhrevi mutluluğu yakalamak için okumamız gereken bir eser. Ancak okumakla yetinmeyip anladığımız kadarını hayata geçirmemiz şart. Hâsılı, şayet sarsıcı hakikatlerle yüzleşmeye hazırsak bu kitabı tekrar tekrar okumalı. Varsın yıkılsın şartlanmalarla, zanlarla inşa edilmiş hayali bilgi kalelerimiz… İlla bir imar eden bulunur. Zira Hazreti Pir şöyle müjdeliyor: “Evliyanın tasarrufu kesilmez!”

Zeynep İnan yazdı.

Güncelleme Tarihi: 03 Mayıs 2019, 17:40
YORUM EKLE

banner19

banner13