Yusuf suresini fehmetmeye niyetlenmiş

Ömer Faruk Dönmez’in Ölü Bir Yazarın Anlattıkları kitabında, yıllar evvelinden ölen ve fakat bir türlü yazmaktan vazgeçemeyen İbrahim adlı bir yazarın tuhaf bir şekilde ahiretten bize postaladığı bir metinle karşı karşıyayız..

Yusuf suresini fehmetmeye niyetlenmiş

Yazdıklarıyla arada bir Müslümanların zihinlerini tırtıklayan bir yazar. “Nasıl yaşıyorsunuz?” davetiyesiyle değil de daha çok “Müslüman böyle yaşamalı” tebliğiyle okurlarını rahatsız eden bir yazar o. Kimden mi bahsediyorum? Ömer Faruk Dönmez’den tabii ki.

Bu sefer kütüphanemize Ölü Bir Yazarın Anlattıkları isimli kitabıyla konuk oluyor yazar. Ölü bir yazardan nasıl konuk olur demeyin lütfen. En olmaz temalı filmleri izlemek için sinemalarda kuyruk oluşturanları bilmiyorum sanmayın. O sebeple kimse ses etmesin ve ölü bir yazarın “öte taraf”tan bize neler yazabildiğine dikkat kesilelim.

Yıllar evvelinden ölen ve fakat bir türlü yazmaktan vazgeçemeyen İbrahim adlı bir yazarın tuhaf bir şekilde ahiretten bize postaladığı bir metinle karşı karşıyayız. Dünyadayken sürekli adaletsizlikten ve usulsüzlükten şikâyetçi olan yazar, okurun beklentisini hemen başından kesip atıyor. Durun, hemen öyle umutsuzluğa pirim vermeyin efendim. Yani ki şöyle demeye getiriyor sevgili yazar: “Ey okur, şimdi sen, benim ahiretten haberler vereceğimi, burada (yani öte dünyada) işlerin nasıl yürütüldüğünü anlatmamı bekliyorsun. Böyle bir beklenti içine girme, çünkü anlatmayacağım.” Nedendir diye sormak elbette okurun hakkıdır. Efendim, her şeyi kitabın sohbetini yapan yazardan beklemeyin. Ne mi yapalım? Azizim elbette okumak lazım!

Bir karşı-duruş sergilememizi salık veriyor

Müslümanca yaşama kaygısı güden her okurun okuduğu zaman mutlaka bir şeyler bulacağı bu ilginç kitap, İz Yayınları’ndan geçtiğimiz aylarda çıktı. Modernizm algısı ve modern yaşama üzerine kafasını yoran yazarın gerçekten de şu seküler zaman düzleminde ve içindeki bizlere söyleyeceği çok şeyler var. Özellikle kitabın geneline hâkim olan Yusuf Suresi için yazarın kaleminden dökülenler kalbimizi ve gönlümüzü yeniden tezkiyeye zorluyor. Bir karşı-duruş sergilememizi salık veriyor. Gittikçe uçuruma yakınlaşan ahir zaman Müslümanları adına uyarıcı birer mızrak fırlatan yazar, sanırım farkındadır. Biz Müslümanlar bu mızraklardan kaçmanın yolunu da buluruz. Nasıl mı? “Canım o mızrak bana değildir herhalde…”

Demokrasi, ulus devlet, Liberalist ahlak, kapitalistler, bireycilerin oluşturduğu yurttaşlık anlayışı, seküler laik düzen, rasyonalist kafalar, bilim tanrısı, pozitivist algılar, adalet anlayışını değil eşitlik kavramını güncellemeler, eleştirme, tartışma, özgürlük, köşeyi dönmek, kariyer, para, konfor, haz peşinde koşma… Dahası mı? Şehvet, erotizm, kadın ticareti, kara para aklama, kendini küçük bir ilah gibi görme… Evet, demokrasi kelimesinden itibaren yazdığım kelimelerin hepsi tehlikelidir.

Kitabı okuyan bir okurun haklı olarak şöyle de bir itirazı olacak. Ne de olsa bir Kur’an meali alarak oradan da Yusuf Suresi’nin mealini okuyabilirdi. Fakat iş hiç de öyle düşünüldüğü gibi değil. Nasıl mı? Ölü Bir Yazarın Anlattıkları sizi çağırıyor.

Son olarak, Dönmez’in bu kitabının temelinin Cafcaf mizah dergisinin 46. sayısında atıldığını da belirtelim.

Mehmet Akbulut yazdı

Güncelleme Tarihi: 03 Mayıs 2019, 17:57
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13