Yobaz Süleyman Çobanoğlu!

28 Şubat’ın karanlık günlerinde bir mevkutenin arka sayfasında bir yazı yayınlanmıştı.

Yobaz Süleyman Çobanoğlu!

 

Gerekçeli kararı beklemeye kalmadan, bütün bir milletin üstünden silindir gibi geçen 28 Şubat darbesi, ‘el el epenek’ tekerlemesine takılı kalmış Müslümanları adeta serseme çevirdi! Karar okundu. Saflar dağıldı. Ateş söndü. Önce sakallar sinekkaydı aboneliğine, sonra çarşaflar moda rüzgârıyla defilelere terfi etti. Hele yüzükler, o gümüş yüzükler ceplerin astarına çoktan gizlenmişlerdi bile. Artık ‘reel politik’ vizyondaydı ve mürteciliğin lüzumu yoktu hem. Mürteciliğin lüzumu yoktu, çünkü ‘Avrupa’ya bir kısrak başı gibi uzanan’ bu davet bizim değildi artık. El kapıları kapanmış, kımız tadındaki iktidar sarhoşluğu ‘biz iktidarda iken…’ salvolarına dönüşmüş, süngü düşmüş ve pastanın tadı şeytanı bile metroda hayrete gark etmişti.

‘İşte çağdaş Türkiye bu!’ diyen zevat şapkasına daha bir sıkı, sımsıkı sarılmıştı işte. Yıllar boyu solun gölgesine sirke satan çehresi güller dermeye başladığında ise, ‘Nurlu Süleyman’a oy deposunu kiraya verenler, ‘Onbaşı Mesut’tan pandomim dersi alanlar ve ‘Karaoğlan’ın mavisine hayran olanlar, pastanın bulaşığına bile razı oldular! Balans ayarı yaptırılan otomobil sahipleri ise milletin galerisinde bin yıl süreceği söylenen fırtınanın dinmesini beklemeye koyuldular. Bütün bunlar olurken, 28 Şubat’ın takvimlerden bir yaprak olmadığını, ön liberoda şehitlerin bulunduğunu, kutsanmış aşkların bu savaşı kazanacağını söyleyen necip Türk matbuatının fazıl bir gazetesinde, diklendikçe diklenen Süleyman Çobanoğlu’nu unuttular. Aman ne iyi ettiler! Zira kebapçıların, kokoreççilerin, limoncuların yer aldığı bir listede memleket ahvaline dair umuma haiz meşrebi kavi, meclisi bahri olan bir yazarın bulunması şık olmasa gerektir! Hem, Süleyman Çobanoğlu bir mevkutenin en arka sayfasında düpedüz yobazlığı övüyordu işte. 28 Şubat şarlatanlığının iç yüzüne ince ince giydirerek tellendirdiği yazılar, şair tabiatında gizlediği niyet okuyuculukla birleştiğinde, karşıt devrimci haneye bir çığlık daha katıyordu.

Anadolu, sesini yükselttiğinden beri, Kırım Kongo Kanamalı’dan mütevellit sıtmaya tutulan silahlı ‘kahir ekseriyet’, nam salmak hususunda ettiği yeminlerle bu milletin yetimlerine ‘hizaya giriş’ dersleri veriyordu. Bu derslerin müfredata uygunluğunu denetleyecek bir müfettiş arayanlara ise Çobanoğlu’nun yazılarına bakmalarını salıkveririm. Yobazlığa Övgü’nün ‘bu kadar da olmaz’ dedirten sakinliği karşısında bendeniz hepten lal oldum. Bir gericinin günlüğüne övgüler dizen bir başka gerici olarak, günlük tadında akan ve kangrene dönüşen meş’um zaman diliminde, şu satırlar geçti gözlerimin önünden: ‘Sevgili günlük, bugün ülkemizin güzide askerleri, yani o çok sevdiğimiz peygamber ocağının tüttürücüleri sessiz sakin bir darbecik yaptılar!.. Ekonomi rayına oturdu, bütün gerici marka otomobillere bedeli Çanakkale’de ödenmek üzere balans ayarı yapıldı! Yaşadığına dair şüphelerimin bir türlü yerini gerçeğe bırakmadığı Anadolu Kaplanları, kediye döndüler! Biliyor musun sevgili günlük, aslında sermayenin sadece yeşil olmadığını, namazın okunup ezanın kılınmadığını, tavuktan da kurban olabileceğini yenilerde öğrendim…’

28 Şubatın canhıraş çığlığına çok yakından kulak kabartan bir yazar olarak Süleyman Çobanoğlu, sistemin çarkları arasında bir başka bahar hasreti duyanları kıyasıya eleştirmekle modern düşünce biçimlerinin reddine, Türk entelijansiyasının üç maymun pıtırcıklığına nanik yapmaktadır. Çünkü ‘Barat Hacı azad edilmiş, aranılan demirciler bulunmuş, Barabas bağışlanmış, hain sağduyu artık galip gelmiştir. Çeliklenmeyen bünyelerin bir üfürükle zatürreye tutulduğu nevzuhur cemaat ehlinin de huzurunu ziyadesiyle kaçırmıştır.

Şimdi Çobanoğlu’nun yobazlık babında kaleme aldıkları ile ilgili belgesel yapımcıları ‘el el epenek’ tekerlemesine dair düşüncelerini görsel olarak ifade edebilirler. Yapımcı arkadaşlara başarılar dilerim!      

Arif Akçalı hatırlattı

 

Yayın Tarihi: 18 Ekim 2011 Salı 23:03 Güncelleme Tarihi: 01 Kasım 2011, 19:09
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
alperen buğra
alperen buğra - 10 yıl Önce

arif akçalı'yı tebrik ediyorum. harika bir cemazıyelevvel eleştirisi olmuuş yazı. cemil meriç'in yobazlık üzerine söylediklerini de bütün bunlara bir zeyl olarak alabiliriz. yobaz biziz, en güzel taraflarımızla biz... çünkü adımız müslüman...

Serkisof Ekspresyan
Serkisof Ekspresyan - 10 yıl Önce

Muhtevası zaten ehemmiyetli de üslûbu zaviyesinden yazıyı/yazarı tebrik ediyorum.

Alerneket
Alerneket - 10 yıl Önce

Evet, doğru .

f şükrü coşkun
f şükrü coşkun - 10 yıl Önce

yobaz mobaz anlamam atamgibi atam okadar

banner26