Yiten güzelliklere ağıt bu Portakal Bahçeleri

Cemal Şakar’ın Portakal Bahçeleri kitabındaki öykülerinde dikkat çektiği şey bir yıkım, çöküş… Esfel’i Safilin halinin kanıksanışı… Muaz Ergü yazdı..

Yiten güzelliklere ağıt bu Portakal Bahçeleri

Portakal Bahçeleri, Cemal Şakar’ın İz Yayıncılık'tan çıkan yeni öykü kitabı. Bundan önce on öykü kitabı daha kaleme almış Şakar. Necip Tosun’un da ifade ettiği gibi Cemal Şakar öykücülüğümüzün farklı, özgün seslerinden biri. Portakal Bahçeleri bu özgün ve farklı sesin yankılarıyla dolu. Kitabı okumaya başladığımızda klasik öykü kalıplarını zorlayan, şiirsel bir anlatıma yaslanan, imgelerle yoğunlaşan bir dille karşılaşıyoruz. Okuyucu, kendini güçlü tasvirlerin, insanı derinden yakalayan öykü atmosferinin içine girmiş hissediyor.

Cemal Şakar’ın her ne kadar deneme türünde çalışmaları olsa da yazı serüveninin odağında öykü var. Sıkı bir öykücü. Öykülerine konu olarak her zaman insanoğlunun kadim problemlerini, varoluşa ilişkin otantik hallerini, acılarını, dünya yolculuğunu, yitirişin ıstırabını seçmiş olmasına rağmen anlatım teknikleri bağlamında klasik ve modern öykü biçimlerini dener. Bir tarza bağımlı kalmaz. Anlatacağı şeyi en güzel nasıl anlatacaksa onu bulup, o tarz üzerinden yazarak öykülerini ortaya çıkarır. Yani Şakar’ın öykülerini genel geçer bir kalıp içinde değerlendirmek pek de mantıklı değil. Değişen, anlatım biçimlerini zorlayan, kısa cümlelerle vurucu atışlar yapan, metinle adeta bir yapboz oyunu oynayan bir anlatım biçimi var. Kendine has…

Öyküleri okurken zihin yorulmuyor

Portakal Bahçeleri on sekiz öyküden müteşekkil. Öyküleri okurken aynı zamanda tarihte bir yolculuk da yapmış oluyoruz. “Zarurat-ı Hamse” öyküsündeki mağara imgesi hemen eski zamanlardaki Ashab-ı Kehf kıssasını aklımıza getiriyor. O zaman da zulümden kaçan bir avuç genç mağaraya sığınmıştı. Öyküdeki insanlar da mağaraya sığınıyorlar. Öyküde zulümden kaçan insanların psikolojileri büyük bir ustalıkla yansıtılmış. Adeta öykünün içinde nefes alıp veriyoruz.

Şakar’ın bu kitaptaki öyküleri uzun tutmamış olması, okuyucunun dikkatinin dağılmasını engelliyor. Öyküleri okurken zihin yorulmuyor. Geçmişle bugün arasındaki göndermeler sıkıcılığı da ortadan kaldırıyor.

Portakal Bahçeleri” adlı öyküyü okurken aklımıza hemen Filistin geliyor, Gazze… Oradaki duvarların arkasına hapsedilmiş hayatlar. Silahların, esaretin, zulmün kirli, karanlık, kahredici iklimi… Acıların çocuklar üzerindeki yıkıcılığı, çocukların yıldızlarla kayıp giden çocuklukları, korkunun içinde eriyip giden dünyaları… Bütün bu trajedileri yüreğimizin en ince yerine dokunan bir üslupla anlatıyor Şakar.

Cennet Güzeli” öyküsünü okurken birdenbire Rachel Corrie gülümser gibi oluyor uzaklardan. Vakur bir tebessüm… O, tebessüm ediyor. Bizim içimizde bir alev harlanıyor. Bir sızı içimizde…

Nasıl ki işgal altındakiler portakal kokularını hissedemiyorsa...

On sekiz öykü… Dramların, kaybedişlerin, yıkımların, zulümlerin iç içe geçtiği on sekiz öykü. Modern zamanların insandan ve doğadan çaldığı güzelliklerin ağıtı da yükseliyor yer yer satırlardan. Aynı zamanda tabiatın, rüzgârın, suların berrak çağıltısı da. Savaşların, yıkımların arasından kendini yeniden ve yeniden gösteren var oluş. Şakar, iyinin de kötünün de sinematografik resmini çekiyor cümleleriyle. “Esfel’i Safilin” öyküsünde yörüngesini, odağını yitirmiş, dekadans halindeki insanı anlatıyor. İnsanı, insanın zihninden sadır olan kelimeleriyle…

Portakal Bahçeleri'nde bir sürpriz yapıyor Şakar okuyucusuna. Hasan Aycın’la birlikte kaleme aldıkları bir öykü var: Yarım… Evet, “Yarım” adlı bir öykü. Hasan Aycın’ın çizgisi… İçli bir mektup havasında. Bir iç konuşması…

Portakal Bahçeleri kitabını portakal bahçelerinin içinde, portakal ağaçlarının değil betondan dağların yükseldiği, ağaçların kesildiği, bahar ayında sokakların limon çiçeği kokusundan mest olamadığı, her yerin asfalt koktuğu bir zamanda okudum. Portakal ağaçlarının memleketi Akdeniz bölgesindeyim. Nasıl ki kitaba adını veren öyküde işgal altındakiler portakal kokularını hissedemiyorsa biz de buralarda insanoğlunun kazanma hırsına yenik düşen tabiatın diriliş sesini, insanı kendine getiren kokusunu hissedemiyoruz. Cemal Şakar’ın öykülerinde dikkat çektiği gibi bir yıkım, çöküş… Esfel’i Safilin halinin kanıksanışı…

Portakal Bahçeleri, hacmi küçük ama etkisi büyük bir kitap. Kuşatıcı, düşündürücü… Okunması gerekir.

Muaz Ergü yazdı

Güncelleme Tarihi: 03 Mayıs 2019, 17:17
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26