Yıldızlı Atlas'ın sahibine açık çağrı!

Çocukken okuduğunuz kitabı, yıllar sonra tekrar okudunuz mu hiç? Kaç kitap vardır böyle kendini okutan? Ben bunlardan birini biliyorum: 'Yıldızlı Atlas'. Gül Hanım Gürsoy yazdı.

Yıldızlı Atlas'ın sahibine açık çağrı!

2003 yılında tanışmıştım Yıldızlı Atlas’la. Yıllar sonra beni bu kitapla tekrar buluşturan sebep, Bursa’daki arkadaşımın deliler gibi kitabı arıyor olmasıydı. Kütüphanemin bir köşesinde duran kitabı, 10 sene sonra elime aldığımda fark edecektim, kitap kapağında yer alan “Çocuklar İçin Denemeler” alt başlığının külliyen yalan olduğunu… “Ben bu kitabı ne zaman okumuşum sahi? Yıllar önce bir çırpıda okuduğum kitap sen miydin? Böyle su gibi akan cümlelere aşinalığım yıllar öncesinden miymiş meğer?” gibi çılgınca sorularla boğuştu zihnim kitabın kapağını kapattığımda...

Sadece “Çocuklar İçin Denemeler” mi?

Kitabın kapağında yazan, “Çocuklar İçin Denemeler” başlığı kaç yetişkinin yalanladığı cümledir kim bilir. “‘İçinizdeki Çocuklar İçin Denemeler’ olmalıydı bu cümle" diye başlığı kendi kafasında değiştiren ne çok okuyucu var bilir misin ey okur?

Bu kitap kalbi/kalbî olanlara…

Kitapta 44 deneme yer alıyor; denemeleri çizgilerle süslemek görevini de Dağıstan Çetinkaya üstlenmiş. Bu kitapta ne mi var? Bu kitapta sevgi var, umut var, merhamet var, kardeşlik var. Bu kitapta kuşlar, kelebekler, bulutlar, ırmaklar var. Bu detaylar bize çok ütopik gelebilir. Bugün bir kuşu, bir kelebeği görmek için gökdelenlerimizden kafamızı çıkarmamız, kırlara, bayırlara koşmamız gerekiyor çünkü. Merhamet, kardeşlik meselâ; bunlar gerçekten uzak şeyler mi bize? Bi’ düşünelim. Bu kitapta, Cemal Süreya’yı görüyoruz, Ümmi Sinan’ın o meşhur dörtlüğüne rastlıyoruz. Sayfalarda dinlene dinlene yolculuk ediyoruz, yolumuzun bir bölümünde Küçük Prens’i bile görebiliyoruz. Bitmesin istiyoruz yol, o son sayfaya ulaşmak istemiyoruz. Fakat her kitabın bir kaderi var…

Parmaklarıyla çocuğunun saçlarını tarayan o anne var ya… Üç şey var o annenin kalbiyle parmakları arasında. Biri sevinç, biri umut, biri hüzün. Üçü de soluk soluğa akar, annenin kalbiyle parmakları arasında…” derken yazar, kaç annenin kalbi titremiştir meselâ bu satırlar arasında, kaç evlat anne kıymetini idrâk edebilmiştir?

Yıldızlı Atlas’ı çocuk yaşta tanıyanlar, büyüdüklerinde bu kitabı tekrar okumanın hazzını tarif edemiyorlar; ben dâhil, okuyanlardan biliyorum. Arkadaşları vesilesiyle kitabın adını duyanlar ise sahaf sahaf dolaşıyorlar şu sıra; çocuk kitapları reyonlarında kitaba rastlarım da okurum belki diye…

Burhan Eren, kitabı için, “Bu kitabı bitirdikten sonra, yazdıklarımın kötü olduğunu düşünürsen, onu hemen yırt ve çöpe at” diyecek kadar gözü kara bir cümle kuruyor. “Eğer güzelse; seninle ve çocuklarla iyi anlaştığını düşündüğün yetişkinlere de okut. Çünkü onlar, çocuklar için yazılmış bir kitabı anlayacak yetenektedirler.” diyerek kitabın kitlelere ne denli ulaşılacağını görür gibi okunmasını/okutulmasını salık veriyor.

Yıldızlı Atlas’ın sahibine çağrı!

Birçok forumda, Yıldızlı Atlas kitabına ilişkin paylaşım yapılan yerlerde yorumların geneli, “Bu kitabı okumak istiyoruz.”, “Kitabı nerde bulabiliriz?”, “Yeni baskısı yapıldı mı acaba?” sorularıyla dolu. Abartmıyorum. Bu yazının, yazara ve yayınevlerine bir çağrı olmasını diliyorum. Bu kadar okunan, beğenilen, herkesin muhakkak bir şeyler bulabileceği kitap neden basılmaz, neden bunca yıl beklenir? Bilemiyorum. Biz, içimizdeki çocuğu büyütemeyenler olarak sesleniyoruz buradan. Seslenmek isteyenlere ses oluyoruz. Son sayfasında, “Şimdi sana Yıldızlı Atlas’ın son sayfasını açıyorum. Bir gün bir yerlerde yine karşılaşır mıyız, bilmem. Ama ben, senin için açtığım bu defteri yine senin için kapatıp gidiyorum” diyen yazarın, “Sizinle yeniden buluşmak için kitabımızı tekrar basıyoruz!” diyeceği günlerin özlemini yaşıyoruz.

Gül Hanım Gürsoy yazdı

Güncelleme Tarihi: 21 Aralık 2018, 14:57
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13