Yetmiş iki milletten bir bağ çorbası Sakarya

Sakarya dendiğinde akla gelen en önemli isimlerden biridir Necati Mert. Yaşadığı şehrin canlı tarihi olan Mert, 'Bağ Çorbası' adlı kitabında sevdalısı olduğu Sakarya’nın dünden bugüne portresini çizmiş. Mustafa Uçurum yazdı.

Yetmiş iki milletten bir bağ çorbası Sakarya

Yaşadığı yerle özdeşleşmek ve yaşadığı yere anlam katmak. Bunu herhalde en çok edebiyatçılar başarıyor. Doğup büyüdükleri ya da yaşamlarını sürdürdükleri şehri cümleleriyle yaşatmaya, şehrin geçmişle günümüz arasındaki görünmez bağını sağlamlaştırmaya edebiyatçılar ister istemez önayak oluyorlar. Edebiyatçının en büyük sermayesidir yaşanmışlıklar ve şehirler cümlelerin üzerine serpilen can damarıdır.

Necati Mert adı da Sakarya ile birlikte anılır. Yaşadığı şehri kendine yurt bellemiş bir yazardır Necati Mert. Üniversite yılları dışında Sakarya’dan hiç ayrılmayan yazar, bu şehri doyasıya yaşamayı ve yazmayı kendine bir görev bilmiştir. “Bağ Çorbası” adlı kitabında Sakarya’nın tarihini yazan yazar, önsözde bunun gerekçesini de açıklıyor: “Bugün var yarın yokuz. Bu yazılarla tarihe not düşülüyor bence. Edebi not. İnsani hayat.”

Şehirlerin hafızasını diri tutan yazarlar vardır. Yaşadıkları her anın karesini not ederler. Necati Mert de bir Sakarya sevdalısı olarak bunu en iyi yapan yazarlardandır. Şehrini yazmaktan hem mutluluk duyar, hem de bunu kendine bir görev bilir o. Şehrin geçmişten günümüze uzanan serüvenini yeni kuşaklara aktarmak ve şehrin kıymetini bilmelerini sağlamak Necati Mert’in yazarken arzuladığı bir duyarlılıktır.

Dünden bugüne Sakarya’yı anlatıyor

Bağ Çorbası kitabında otuz sekiz deneme var. Necati Mert’in “Yeni Sakarya” gazetesinde ve dergilerde Sakarya üzerine yazdığı yazılardan oluşan kitapta Sakarya adının nereden geldiğinden başlayıp günümüz Sakarya’sının hallerine dair izlenimler yer alıyor. Sakarya nehri önemli bir yer tutuyor kitapta. Hem imgesiyle hem de bereketiyle Sakarya’nın en gözde sembollerinden biridir Sakarya nehri.

Fakat Sakarya’nın halinden memnun değildir Necati Mert. Nehrin bakımsızlığından yakınır. Şehre kattığı değerin azizliğe uğradığını söyler. Şehrin adının Sakarya nehrinden mi yoksa Sakarya Meydan Muharebesi’nden mi geldiği üzerine yazılar kitapta dikkat çeken yazılar arasında. Sakarya Nehri’nin illeri aşarak nazlı nazlı akışına eşlik eden yazılar da kaleme almış yazar.

Bir de Sakarya üzerine yazılan yazı ve şiirlerden örnekler veriyor yazar. Sait Faik, Orhan Veli, Turgut Uyar, Sezai Karakoç… Fakat burada bir ayrıntıya dikkat çekiyor Necati Mert, bütün bu yazılanlarda Sakarya’nın ilçeleri, köyleri, semtleri isimleriyle var ama Sakarya adı yok. “Söyleyin Allah aşkına Sakarya nerde?” diye soruyor.

Tuhaf ve güzel şehrim

Çark suyunun Sakarya’da yeri çok özeldir. Su ve çark. Şehrin önemli sembollerinden. Mesire yeri, nefes almak için tercih edilecek en gözde mekân. Bir zamanlar atıl halde iken şimdilerde tekrar canlanan şehrin yemyeşil seyirlik alanı. Çark suyunun çevre düzenlemesi yapılıp da Kent Park adıyla şehrin en büyük parklarından biri Çark Suyu’na şenlik edince açılışta bir konuşma yaptırılır Necati Mert’e. Ne güzel bir tercihtir bu böyle. Şehri ustasına anlattırmak. “Çark’a ve Suyuna Dair” bir konuşma yapar Mert. Bu konuşma metni de kitapta yer almakta. Çark suyunun tarihinden, şehre kattığı değerden bahseder. Ne olursa olsun bu şehrin sevdalısı olduğu her cümlesine yansıyan bir konuşma ile şehre bir not daha düşer yazar.

Yetmiş iki milletten bir bağ çorbası

Sakarya için, yetmiş iki millet vardır bu şehirde denir. Ömrünün büyük kısmını Sakarya’da geçirmiş biri olarak buna ben de gönül rahatlığıyla katılıyorum. Hatta dikkatimi çeken bir özellik de şudur ki biriyle tanıştığınızda adınızı sorduktan sonra sorduğu ikinci soru “Hangi millettensin? sorusudur. Tokat’ta bu soru neredeyse hiç sorulmadığından yetmişli yılların başında bize mahallede bu soru sorulunca babaannem hemen cevabı yapıştırırdı: “Türkoğlu Türküz biz.” Aradan geçen onca yıla rağmen yine yeni tanıştığımız bir Sakaryalının ikinci sorusu “Hangi millettensin?” oluyor. Bu bir ayrıştırma değil elbette. Kendisiyle bir ünsiyet kurmak için bir kapı aralama çalışmasından öte bir şey değil.

Kitaba da adını veren “Bağ Çorbası” adlı denemede Necati Mert, babaannesinin yaptığı bağ çorbasından bahseder. Sonra bu şehre anlam katan ve geldikleri ülkenin değerlerini bu şehre katan Arnavutlardan, Kafkaslardan, Boşnaklardan, Abazalardan, mutfak kültürüne kattıkları damak tatları eşliğinde örnekler verir. Onca farklı millete rağmen kurulan dost ikliminden ne kadar hoşnut olduğunu anlatır. “Velhasıl, Adapazarı, her milletin kendi nakışıyla katıldığı bir seccadedir ve o seccade, çok şükür, henüz çarşılardır.”

Necati Mert’in bu Sakarya kitabı şehir kitapları serisine eklenecek nadide bir eserdir. Onun eşsiz üslubuyla Sakarya şehrinin dününe ve bugününe eğilmek için bir nehir çağıltısı, Çark suyunun serinliği ve bağ çorbasının tadı sayfalar arasında okuyucusunu bekliyor.

Mustafa Uçurum, Sakaryalı günlerini anarak yazdı

Güncelleme Tarihi: 18 Aralık 2018, 17:57
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Ezgi Kula
Ezgi Kula - 5 yıl Önce

Sakarya ve Tokat konulu bir haber gördüğümde altında Mustafa Uçurum imzasını görünce daha bir severek haberi okuyorum. Güzel yerlerle anılmak ne güzel.

banner19

banner13