Yetiş ki, yetiştiresin!

112-Öğretmenliğime Notlar; tüm öğretmenlere, öğretmen adaylarına ve öğrenmeye gönlünü vermiş herkese acil çağrı hükmünde değerli bir kitap. Büşra Ayar Al kitaptan tuttuğu notları paylaştı bizimle.

Yetiş ki, yetiştiresin!

112-Öğretmenliğime Notlar; tüm öğretmenlere, öğretmen adaylarına ve öğrenmeye gönlünü vermiş herkese acil çağrı hükmündedir. Müjdat Ataman kendi öğretmenlik ve öğrenme sürecinde gözlemlediği durumları (sınıf içi, okul, yöneticilik, öğretmen, öğrenci, sistem, vb. açısından) inceleyerek 112 maddede toplamış ve psikolojik, sosyolojik, pedagojik misallerle yapılanları, yapılması gerekenleri, yapılmayan/yapılamayanları okura aktarmıştır. Meslekî anlamda önem arz eden fakat görmezden gelinen detayları iletirken öğretmene; kalbini, aklını ve yeteneklerini öğrencisi için daima doldurması gerektiği çağrısında bulunmuştur. Dikkat! Acil Durum. Bu bir tecrübe paylaşma kitabıdır.

Elma Yayınları vasıtasıyla okurla buluşan Müjdat Ataman eseri, Bilgi-İyilik-Gelişim Serisi’ne ait.

Kitap; Ercan Kesal’ın, “Müjdat Ataman Ne Yazmış?” dediği bölümde, okurun niçin acil alanda toplanması ve dikkat kesilmesi gerektiğini anlatır. Kesal, Ataman’ın yalnızca öğretmenler için değil ebeveyn için de sağlam bir kılavuz hazırladığının altını çizerken dert sahibi olmanın önemini de vurgular.

Başlarken; Müjdat Ataman, hayal kurmamış, başkalarının hayallerine erişememiş ve kavak yellerinin rüzgârıyla kendisini bir anda Hacettepe Sınıf Öğretmenliği’nde buluvermiştir.

“Öğretmenlik, uzun bir yolculuktur; katar, alır, yaşatır.” diyor yazar.

Bu yolculukta fedakârlık şarttır, kaygılar fazladır. Sosyal statüde mükemmel yerlere gelemeyeceğini bilir öğretmen, maddî anlamda koca hayaller kuramaz. Aslında bu kaygı, süreci daha fakülte sıralarındayken dış mihrakların atanma, iş bulma gibi yüklediği ağırlıklarla ilk yarayı alır sonrasında o yarayla beraber gelecek diğer yaraları, kendinde ve başkalarında, iyileştirmek de yolculuğumuzun gayesi olacaktır.

Yola yeni çıkanlar için yaşanmış örnek olaylarla, “Ben bunları yaşadım, sen de benzerlerini yaşayabilirsin, aklında bulunsun” mesajını veren, kolaylaştırmayı hedefleyen bir acil toplanma yeridir.

Öğrenci gerek ders/sınıf içinde gerekse dışında öğretmeninden ve çevresinden öğrenmeye hayat boyu devam edecektir. Bunun içi sınıfımızın içinde ve dışında hayatı kolaylaştırmak ve iletişimi kuvvetlendirmek üzere yapacaklarımızı ders içeriğinden farklı etkinliklere, kitap okuma alışkanlığından öğrenci dünyasına, yönetici-öğretmen-veli tutumlarından ahlak-etik vb. davranışlara, yeni metodlardan bilime ve sevgiye kadar geniş bir alanda incelemek ve misallendirmek mümkün.

1.Ders içinde ve dışında öğretmen daima uyanık olmalıdır, gözlerini ve kalbini öğrencisinin üzerinden bir an olsun uzağa çevirmemelidir.

Öğrencilerinizi gözden kaçırmayın, isimlerini bilin. İsim ile hitap etmek değer vermek anlamına gelir. “Şişt! Sen mavili tahtaya bakalım.”, “Köşedeki kıvırcık sıra sende!”, ... gibi seslenmeler öğrenciye kendisini değersiz hissettirecek ve dersten uzaklaştıracaktır. Çoğu öğretmenin arkasına saklandığı “(...) ama benim isim hafızam zayıf,” gibi basit bir bahane vardır fakat bu zayıflığın aşılması da her şeyde olduğu gibi sağlam bir iradeye bağlıdır. Öğrencilerinize değer verin, her birinin gözden kaçırılmayacak kadar değerli olduğunu unutmayın. Küçüklerin kalbi daha kolay kırılır, kırılmalarına izin vermeyin.

Konuşurken mutlaka göz teması kurun, bunun için eğilmeniz gerektiğinde eğilin, dinlediğinizi ve söylediklerine önem verdiğinizi belli etmekten kaçınmayın. Güvenlerini kazanın. Soru sormalarına zemin hazırlayın, meraklarını besleyin. Kelimelerinizi özenle seçin, kullanılan dil ve üslûp çok önemli; hiç kimseyi, hiçbir grubu asla ötekileştirmeyin. Kıyaslamayın; kıyaslanan öğrenci, zannedildiği gibi, kendisini daha iyi için zorlamaz aksine fark etmeden pes etmesine ve uzaklaşmasına sebep olabilirsiniz. Bunun yanı sıra nefret, kıskançlık, öfke, intikam gibi olumsuz duyguları uyandırabilirsiniz.

Hata yaptığınızda özür dilemekten kaçmayın. “Çocuktur, unutur” gibi bahanelere sarılmayın; yetişkinler unutabilir ama çocuklar unutmaz.

Öğrencilerinizle gereksiz yere güç mücadelesine girmeyin; kendinizi zayıf göstermek bir yana, öğrencilerinizle ilişkiniz olumsuz etkilenecek ve dersin verimi düşecektir.

Sınıfta otorite ile disiplin kurmaya çalışmayın. Dersin içeriğiyle ve çekiciliğiyle disiplin oluşturmasına katkıda bulunun; akılda kalan ve etkili olan bu olacaktır. Ders esnasında kalemle oynayan, resim çizen öğrencileriniz olabilir; müdahale etmeyin, dikkatlerini bu şekilde toplayarak dersi daha kolay öğreniyor olmaları mümkün.

Ödev vermeyin, öğrettiklerinizi pekiştirmek üzere farklı yöntemler üretin. Heyecanla yapmayacakları şeyden öğrencilerinizi de, kendinizi de uzak tutun.

Öğrencilerinizi, ders işlenirken herhangi bir nedenle sınıftan uzaklaştırmayın. Dersin içinde istenmeyen/dersten kovulan öğrenci, sınıfa alınsa bile dersle bağını kesmiştir artık ve bu bağı tekrar kuramaması ihtimaller arasındadır. Öğrencilerinizi her anlamda ve her zaman “içinde” tutun. Onlara teneffüslerde de zaman ayırın, hiçbirini; ilginizden, sevginizden, muhabbetinizden mahrum etmeyin. Teneffüs öğrencilerle iletişimin en iyi yoludur. Anlamsız dedikodulardan uzaklaşın ve öğrencilerle vaktinizi paylaşın. Öğrencilerinizle -hangi seviyede olurlarsa olsunlar- oyun oynayın; oyun dağarcığınız kuvvetli olsun. Sosyal gelişimlerini de en az akademik gelişimlerini takip ettiğiniz kadar takip edin.

“Koşma, yapma, dur, bırak” gibi tek kelimelik cümleler kurmak yerine bu davranışların niçin zararlı olduğunu anlatın, etkisinin kalıcı olduğunu iyi davranışlardan anlayacaksınız.

Öğrencilerinize sadece bir şey başardıklarında değil, onları, koşulsuz sevdiğinizi hissettirin.

2. Sınıfın düzeni öğretmeni yansıtır; sınıf, yaşamalıdır.

Sınıflarınız sizi yansıtır; yapacağınız en ufak dokunuş sınıfınıza bambaşka bir hava katacak ve ortamı, tekdüzelikten kurtaracaktır. Kapıyı, duvarları, tavanı, panoyu özelleştirerek öğrencilerinize ait kılmak sizin elinizde. Yapılan her şeyin öğrencinin göz seviyesinde ve öğrencinin emeği ile olmasına dikkat edin, önem verin ki yapılanlar değerli olsun.

Sınıfta mekân kullanımı önemlidir. Hep aynı durmak gözden kaçırmak anlamına ve daha birçok anlama gelebilir, bunun için hep aynı yerde durmayın, sınıfın her yerinde sıcaklığınız olsun.

Tahta kullanma şekliniz ve yazınız öğrenciler için önem taşır. Aynı zamanda bu sizin düzen ve planlama becerinizin durumunu gösterirken öğrencilerinize de plan ve düzen bahsinde yansıması olur. Ritüelleriniz bulunsun ve bu ritüelleri, öğrencilerinizle beraber belirleyin.

Öğrencileriniz sizi örnek alırlar. Bir süre sonra karşınızda sizin ufak versiyonlarınızı görmeye başlarsınız; bu sebeple sınıfa dair düzene kendinizi de dahil edin, yani giyiminizden konuşmanıza, jest ve mimiklerinize kadar her türlü hâlinize özen gösterin.

3. Deneyim bütünleyici bir niteliktir.

Deneyim her alan ve meslekte olduğu gibi öğretmenlikte de belirleyici ve bütünleyici bir niteliktir. Siz daha deneyimli kimselerin bilgilerinden faydalanın; sizden daha deneyimsiz kimselerle deneyimlerinizi paylaşın. Kimseyi küçümseyin, hayatta herkesten ve her şeyden öğrenecekleriniz olduğunu unutmayın.

Özlük haklarınızı bilin. Maaşınızı, tatillerinizi, okul içindeki ve dışındaki haklarınızı belleyin ki hakkınızı koruyabilesiniz.

Okulda, sınıfta ve sistemde yeriniz nedir bilin; yöneticilik, müfettişlik, vb. görevi bulunanlar da sizin mesai arkadaşlarınızdır, bundan daha farklı şekilde konumlandırarak kendinizi, işinizi ve başkalarını asla küçümseyin.

Öğretmen arkadaşlarınızı, dersinizi izlemeye davet edin. Yoruma ve eleştiriye açık olun. Nelerin eksik, nelerin yerinde olduğunu tespit için faydalı olacaktır. Gelişim için bütün kanalları kullanın.

Öğrencilerden izin alarak derslerinizi kaydedin ve bu kaydı evde izleyerek sınıftaki durumunuzu gözlemleyin; pekiştirilmesi veya uzaklaşılması gereken davranışları daha iyi fark edeceksiniz.

Meslektaşlarınızla, yaptığınız iyi çalışmaları paylaşın. Çoğunlukla bu konuda bir bencillik vardır, çalışmayı yapan kendine saklar oysaki sizden öğrenilenlerin başka bir öğretmen tarafından kullanılması öğrencilerin faydasınadır ve önceliğiniz ulaşabileceğiniz her öğrenciye fayda sağlamak olmalıdır.

Okul psikologlarının alan uzmanlıklarından yararlanın. Sürekli elinde çayla gezdiği, odasında bir iş yapmadan oturduğu zannedilen ve nöbet tutmadığı için göz hapsine alınan okul psikologları ve psikolojik danışmanların aslında zannedilenin ötesinde görevleri vardır. Öğrencileriniz hakkında uzmanların görüş ve yardımlarından yararlanmanız, özel ve genel anlamlarda sizlere de katkı sağlayacaktır.

4. Kim, neden rahatsız olur gibi düşüncelerle, hayallerinden vazgeçme. Öğrencilerin için emek ver. Evet, dünyayı sen kurtaracaksın!

Gülümseyin, neşeniz eksik olmasın. Nerede, ne işle meşgul olursa olsun gülümseyen insan daima öndedir. Hiç kimse sürekli somurtan, her şeyden nefret eden, karamsar insanlarla bir arada kalmak, zamanını paylaşmak istemeyeceği gibi böyle insanların da hayatta başarabileceği şeyler sınırlıdır ve hatta hayal kurmaya bile enerjisi yoktur. O hâlde gülümseyerek başlayın; enerjinizi gereksiz yere tüketmeyin. “Kim ne demiş, ne düşünür,” diyerek yapabileceklerinizin önüne set çekmeyin. Hayal edin ve yapın.

Öğrencileriniz için daima çaba göstermeniz gerektiğini unutmayın. Bugün bir sınıf, yarın bir sınıf derken bir bakmışsınız memleket sınıfınız olmuş. Yarınlar sizin elinizdeyken bugünlerinizi verimli geçirin. Öğretmenler odasından dünya kurtarılmıyor. Her zaman “Daha toysun, bu hevesler geçer,” diyenler olacaktır; iyisi mi hep toy ve hevesli kalın ama “Yap evladım, çalış, paylaş” diyenlerin de varlığını aklınızdan çıkarmayın.

Dışarda ders işleme ihtimallerinizi iyi değerlendirin. Öğrencinin aktif katıldığı ve farklılaştırılan dersten daha iyi hatırlananı yoktur. “A sınıfı rahatsız olur, müdür istemez...” gibi bahanelerin arkasına saklanmayın. Kontrol sizde.

Sosyal sorumluluk projelerine destek olun. Öğrencilerinizin için de, sizin için de faydalı olduğunu göreceksiniz. “Bu gruba katılmam, destek olmam çalıştığım kurumda olumlu karşılanmaz...” gibi düşüncelerle kendinizi ve öğrencilerinizi destek olmaktan mahrum bırakmayın. Öğrencilerinizin bu kurumlar vesilesiyle hayatı ve insanlığı öğreneceğini, hayallerini etkileyebileceğini ve etik/ahlakı özümseyeceğini unutmayın.

Her ne ile ilgileniyorsanız, yapmış olmak için yapmayın. Elinizden gelenin en iyisini yapmak sizi ve eriştiğiniz herkesi mutlu edecektir.

5. Öğrencilerine ahlakı ve etiği öğret; barışı, sevmeyi, kardeşliği, paylaşmayı öğret.

Etik önemlidir; öğrencileriniz sizin tutumlarınız ile öğrenir. “Dediğimi yap, yaptığımı yapma,” gibi önermelerin hiçbir geçerliliği yoktur yani yediden yetmişe kalıcı bir davranış oluşturmak, örnek olmak istiyorsanız önce sizin harekete geçmeniz gerekir.

Sevgi, barış, kardeşlik, paylaşmak, üretmek, ... gibi değerleri savunmaktan ve öğretmekten korkmayın aksine bu değerlerin bilinmemesinden doğacak kaostan, savaştan, nefretten korkun.

Adalet için mücadele verin; her ne karşısında olursa olsun adil olmaktan ve merhamet etmekten asla vazgeçmeyin.

Öğrencilerinize eşit söz hakkı verin, dersi birkaç öğrenci ile götürmeyin. Velileriniz sizin ortaklarınızdır; onlara karşı açık ve gerçekçi olun. Kullandığınız dil ve üslûba her zaman, her yerde olduğu gibi velileriniz arasında da dikkat edin. Makamlarına, durumlarına, vs bakarak gereksiz övgü veya yergilerde bulunmayın. Öğrencilerinizin fotoğraflarını/videolarını (izinlerini almış olsanız bile) sosyal medyada paylaşmayın. Başında belirttiğimiz gibi öğrencileriniz ve çevrenizde yer alan herkes, etiği ve ahlakı sizin tutumlarınız ile öğrenir.

6. Sınırları kaldır.

Ders kitapları yalnızca araçtır, amaç değildir. Ders kitaplarından yararlanın, müfredatın gerektirdiklerini yapın fakat daha değerlisi, kendi ürünlerinizi geliştirin. Sınırları kaldırın ve hayalleri gerçekleştirmeye imkân verin.

Öğrencilerinizi götürmeyi düşündüğünüz etkinlikler, belirli gün ve haftalar için düzenlenen etkinlikler, sınıfta yaptırmayı düşündüğünüz etkinlikler, vs. tüm etkinlikler, öğrencilerinizin yaş grubuna uygun, katkı sağlayacak, anlamlı türden olsun. Kimsenin boşa geçirecek en ufak vakti yoktur. Kendinize, öğrencilerinize, velilerinize ve temas edeceğiniz kimseye vakit kaybettirmeyin; kazandıracak eylemlerde bulunun.

Sınıfınıza ait bir yerküreniz olsun. Dünyanın sıkışmış, alışmış olduğumuz çevreden daha büyük olduğunun bilincini verin ki hayalleri büyük öğrenciler yetişsin.

Derslerinize sık sık ziyaretçi alın. Alan uzmanları, şair, yazar, astronot, doktor, öğretmen, kimyager, ... gibi aklınıza gelebilecek her meslekten ilgili kişilerle söyleşi zemini oluşturun. Öğrencilerin ufkunu ve hayallerini geliştirin.

Ceza, korku kültürünü besler. Cezalarla korku üzerinden hakimiyet kurmak yerine yeni çözüm yolları bulun. Nedenini, nasılını anlatın. Bu, size karşı saygısızlığı ve diğer yanlış tutumların önüne geçmenizi sağlarken olumlu tutumların önünü açacak, öğrenciyi düşünmeye ve doğrusunu uygulamaya davet edecektir.

Öğrencilerin gelişmesi için geri bildirim verirken güçlü yanlarını da belirtin aksi hâlde yalnızca zayıf yanlarını bilen öğrenci, kendisini zayıf yanlarından ibaret zannedecek ve bir sınıra hapsedip yeteneklerinin gelişimini durdurmaya kadar gidecektir.

Ama engeldir; engelleri kaldırın.

7. Öğrenmekten vazgeçme ki öğrettiklerinin faydası olsun.

Kendiniz için kısa ve uzun vadeli hedefleriniz olsun ve bu hedeflere ulaşmak için adım atın. Öğrencilerinize de hedef koymayı öğretin; ölçülebilir hedefleri olsun. Belirli aralıklarla hedeflerini kontrol edin. Öğrenmek üzere heveslendirecek ve sonuçlarını kontrol edebilmenize olanak sağlayacaktır.

Faydasız, gereksiz bilgi ile ne kendi zihninizi ne de öğrencilerinizin zihnini bulandırın. Üzerine akıl yürütebilecek, düşünebilecek alanlarda öğrencilerinizle beraber çalışın.

Birikim okuyarak oluşur. Okuyun. Evinizde kendinize ait bir kütüphaneniz bulunsun; sınıfınız ise sınıfınıza ait bir kütüphaneniz bulunsun. Öğrencilerinize kitabı sevdirmenin yolu sizi kitap okurken görmelerinden geçer. Kitabı seven öğrencinin öğrenmeyi can-ı gönülden talep edeceğini aklınızdan çıkarmayın.

Mutlaka ilk yardım eğitimi olun. Okul hâli neyin, nasıl geleceği belli olmaz. Şartları pek çetin bir yerde çalışabilirsiniz, okulun reviri bulunmayabilir, reviri bulunsa doktoru/ hemşiresi bulunmayabilir, bu gibi durumlara karşı hazırlıklı olun.

Müze gezin; kültürel birikim hem sizin öğrenmenize hem de öğrencilerinize öğretmenize büyük bir yatırımdır. Gideceğiniz müzeleri, vb. yerleri, gitmeden öncesinde muhakkak araştırın. Anlamlı bir gezi olması, öğretilenlerin etkili ve kalıcı olması açısından büyük önem taşır.

8. Farklı ol ve farklılaştır.

Düşüncelerinizi dile getirmekten çekinmeyin. Farklı düşüneni susturmaya çalışırlar, taviz vermeyin; taviz, tavizi doğurur. Sınıfınız ve öğrencileriniz üzerinde tasarruf sahibi olduğunuzu ve onları geliştirmek adına yeni fikirlere daima açık olmanız gerektiğini unutmayın. Yalnızca sınıfınızı değil, okulunuzu da farklılaştırın.

Derslerde en çok konuşan, nefes almadan bir şeyler anlatmaya çalışan kişi olmayın. Konuşma sürenizi düzenli olarak azaltın ve öğrencilerinizi konuşmasına imkân verin. Öğrencilerinizi düşündürecek sorular sorun. Gelişim düzeylerinin farklı olduğunu unutmayın; soruları yanıtlamaları için bekleyin, her öğrencinin düşünmesine fırsat verin. Soru sormalarını sağlayın, araştırma alışkanlığı kazandırın.

Dünyada yaşanan olayların, öğrencilerinizin seviyesine göre sınıfta tartışılmasına izin verin. Eğitimin yaşamdan kopuk olmamasına dikkat edin. Öğrencilerin okulda öğrendikleri, düşündükleri yaşamlarına katkı sağlasın.

Konuşma ve yazma becerilerinin gelişimi için çaba harcayın. Önemsenmeyen değerlidir, gelişimlerine zaman ayırın.

Kitap okuma saatlerinde öğrencilerinizi kontrol etmeyin. Kendini sürekli kontrol altında hisseden öğrenci, kendisinden beklenen eylemi gerçekleştirmek istemez. Öğrencileriniz kendi seçimlerini yapsın. Bırakın, güveninizi hissetsinler.

Planlarınızı kendiniz yapın. Öğretmen kılavuz kitaplarını plan olarak kullandıkça özgün dersler işleyemezsiniz.

Ders kendi içinde bir bütündür; dersinizi bir sahne performansı olarak hayal edin; iyi oynayın ki oyun iyi olsun. Dersinizin açılışı, ara değerlendirmesi ve kapanışı olsun.

Sanata ilgili olun. Sanat iyileştirir, geliştirir. Sanatı bilin ki sanatkârlar yetiştirebilesiniz.

Bilimin dili, İngilizce. İngilizcenizi geliştirin ve alanınızla alakalı evrensel çalışmaları muhakkak takip edin. Eğitimle ilgili yeni yaklaşım ve gelişmelerden haberdar olun. Mesleğinizin profesyonel bir alan olduğunu unutmayın. Yöntemler konusunda kendinizi geliştirin. Teknolojiden yararlanın fakat odağınız teknoloji olmasın.

“Yüz kere söyledim anlamıyor” demek yerine yüz birincide daha önce denemediğiniz farklı bir yöntem kullanın.

Farklı olun, öğrenin, gelişin, araştırın, uygulayın; öğretin, geliştirin, sorgulamalarını sağlayın, farklılaştırın.

Netice itibariyle; eğitim, daima iyileştirmemiz gereken mevcut sistemin en önemli parçasıdır. Anahtarlar, iyi yetişmiş öğretmenlerin elindedir. O hâlde hemen bir, “Aman dikkat!”  gelsin ve mevzunun özüne yoğunlaşalım:

  • Hayatınızı öğrenmeye adayın.
  • Merakınızı diri tutun.
  • Öğrencilerinizi gözlemleyin, fark edin. Fark edilen öğrenciler manâsını bulduğu gibi manâ verecektir, üretecektir. Ne kadar çok öğrenciyi fark edebilirseniz o kadar çok kapı aralarsınız.
  • Hayal kurun.
  • Gelişin, geliştirin.
  • Tecrübelerden faydalanın, tecrübelerinizi paylaşın.
  • Engelleri, sınırları yok edin.
  • Ahlâkî değerleri verin.
  • Emek verin, çabalayın.
  • Planlı ve düzenli olun.
  • Hedefleriniz olsun.
  • Çocuklardan uzaklaşmayın.
  • Çocuk hastalıklarını, ihtiyaçlarını, duygularını bilin.
  • Sosyal ve akademik gelişimlerini takip edin.
  • Oyun ve yöntem bilginizi geliştirin.
  • Özlük haklarınızı bilin ve koruyun.
  • Alan bilgisi kadar alan sevgisine de sahip olun.

Ve unutmayın; emaneti devraldınız. Evet, dünyayı siz kurtaracaksınız!

Büşra Ayar Al

Güncelleme Tarihi: 02 Mayıs 2019, 13:56
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13