Yeni Tarih Yazımının Öne Çıkan Özellikleri Neler? Tarih İlmini Gelecekte Ne Bekliyor?

''Sosyal Bilimlerde Yeni Eğilimler'' kitabında yer alan makalesinde A. Teyfur Erdoğdu, tarih araştırmalarında yeni eğilimleri tartışırken, şimdiye kadar yaygın olan tarihçinin anlattığı - okuyucunun dinlediği, tarihçinin yazdığı - okuyucunun okuduğu usulün, yerini çok boyutlu, çok farklı, ortaklaşa inşa edilecek eserlere bırakacağını belirtiyor. Hatta yakın gelecekte her okuyucu tarihçisi ile birlikte kendine has bir tarih üretmeye başlayacaktır. Metin Uygun yazdı.

Yeni Tarih Yazımının Öne Çıkan Özellikleri Neler? Tarih İlmini Gelecekte Ne Bekliyor?

İlmi Etüdler Derneği (İLEM) tarafından 1. baskısı 2015 yılında yapılan Sosyal Bilimlerde Yeni Eğilimler kitabında; sosyal bilim dallarından Siyaset Bilimi, İktisat, Tarih, Siyasi Coğrafya, Felsefe, Psikoloji, Medya ve İletişim alanlarında, bu disiplinlerin dünyada ve Türkiye’deki tarihi, gelişimleri, yaklaşımları, özellikle Türkiye’de bu alanlardaki durumumuz ve yeni eğilimler hususları ele anlıyor. Editör Lütfi Sunar bu kitabın oluşmasındaki temel fikrin İlmi Etüdler Derneği’nde 2011-2012 yıllarında yürütülen “Yeni Eğilimler” seminerlerine dayandığını ifade ediyor. Amaç yeni eğilimleri değerlendirmek ve gelecekte gerçekleşebilecek değişimlere bir ışık tutmaktır.

Lütfi Sunar, kitaptaki bölümlerin mümkün olduğunca birbirini tamamlar bir biçimde ve birbiri ile diyalog içerisinde olmasına özen gösterdiklerini belirtiyor. Kitapta “Siyaset Biliminde Yeni Eğilimler” konusu Haluk Alkan, “Tarih Araştırmalarında Yeni Eğilimler” başlıklı konu A. Teyfur Erdoğdu, “Neoklasik İktisat Okulu” konusu Tony Lowson, “Felsefe’de Yeni Eğilimler” Songül Demir, “Siyasi Coğrafyada Disipliner Gelişmeler ve Türkiye’de Siyasi Coğrafya Çalışmaları” Necati Anaz, “Psikolojide Güncel Yaklaşımlar” Erol Yıldırım ve “Türkiye’de Medya ve İletişim Çalışmalarına İlişkin Bir Çerçeve ve Yeni Yönelimler” konusu da Hediyetullah Aydeniz tarafından işleniyor.

Modern Türk tarihçiliğinin üç dönüm noktası

Dünyada ve ülkemizde Tarih ilmindeki, disiplinindeki yaklaşımlar, problemler, gelişmeler ve yeni eğilimler A. Teyfur Erdoğdu tarafından Tarih Araştırmalarında Yeni Eğilimler başlıklı bölümde değerlendiriliyor. Erdoğdu, makalesinde modern manada Türk tarihçiliğinin kurulması, dönüm noktaları ve bu dönemlerde ele alınan konular ile günümüzdeki gelişmeleri inceliyor. Bu süreçle ilgili olarak bir tablo ortaya koyuyor. Buna göre Türkiye’de modern tarihçiliğin ilk dönüm noktasını Fuat Köprülü’nün eserleri oluşturmaktadır. Hatta Batılı manada tarihçiliğin kurucusu Fuat Köprülü’dür. Birinci nesil tarihçilerdendir. Bu dönemde öne çıkan diğer tarihçiler, Ahmet Refik Altınay, Zeki Velidi Togan, Ömer Lütfi Barkan, İsmail Hakkı Uzunçarşılı ve Enver Ziya Karal’dır.

İkinci dönüm noktasını da Halil İnalcık’ın verdiği eserler ve eserlerinde kullandığı araştırma yöntemleri oluşturmaktadır. Bu dönemin öne çıkan diğer tarihçileri Halil Sahillioğlu ve Kemal Karpat’tır.

Üçüncü dönüm noktası ise 12 Eylül 1980 darbesi ve 1990’da üniversitelerdeki tarih bölümleri sayısındaki artıştır.

Popüler tarihin büyük bir intikam ile sahaya dönmesi

Dünyada ve Türkiye’de 90’lı yıllarda başlayan gelişmeler, 2000’den sonraki tarih alanında üretilen eserlerin niteliğinde ve içeriğinde belirleyici rol oynamıştır. Yazar bu dönemde Türkiye’deki tarih çalışmaları ve projelerinin milli tarih ve coğrafyanın sınırları içinden seçildiğini, gayrı milli unsurların tarih konularından ayıklandığını, Avrupa tarihi, Osmanlı İmparatorluğu’nun Anadolu coğrafyası dışında kalan bölgeleriyle ilgili eserlerin oranında düşüş görüldüğünü belirtiyor. Bu dönemin ideolojik dayatmaları karşısında bir tepki ve alternatif literatür ortaya çıkar. Burada tartışılan ve çalışılan konular; II. Abdülhamit, M. Kemal Atatürk, Ermeni Meselesi, Varlık vergisi, laiklik, padişahların nesebi, harem hayatı gibi konulardır. Son dönemde ise demokratikleşme hamleleri ile resmi tarih ve geçmişle hesaplaşma, bir yaklaşım olarak kendini göstermektedir. Bu dönemin en belirgin özelliğini İttihat -Terakki ve Cumhuriyet’in ilk otuz yılı ile hesaplaşmak istenen konular oluşturmaktadır.

21. yüzyılın başındaki durumu yazar, ‘tarihi romanlar, tarihi filmler, tarihi belgeseller, tarihi çizgi romanlar, müzeler, web siteleri ve bloglar formlarında popüler tarihin büyük bir intikam ile sahaya dönmesi olarak ortaya çıkmıştır‘ sözleriyle değerlendiriyor.

Yakın gelecekte her okuyucu, tarihçisi ile birlikte kendine has bir tarih üretmeye başlayacaktır

Disiplinin geleceği konusunda dünyada ve Türkiye’deki yeni tarih anlayışının özelliklerini ve yeni yaklaşımları ortaya koyan Erdoğdu, şimdiye kadar var olan anlatı tarih anlayışının gittikçe terk edildiğini, bunun yerine çoklu anlatımın ve sorun odaklı yazımın akademik çevrelerde kabul gördüğünü belirtiyor. Yazara göre anlatı tarihte, baştan sona kadar okuyucu sadece bir yol takip etmektedir. Bu anlayış tarihsel anlayışa uygun değildir. Tarihte anlatılan, işlenen konuda yol çokludur; en küçükten en büyüğe olan biten her şeyin birçok boyutu, farklı bireysel, toplumsal, kurumsal hayatlar üzerinde etkisi vardır. Bugün tek bir sona ulaşan hikaye yerine, geriye dönüşler, şuur akımları, farklı anlatıcılar ve alternatifli sonlar, hatta sadece okuyucunun belirleyebileceği sonlar yeni tarih yazımının öne çıkan özelliklerini oluşturmaktadır.

Yazarın bahsettiği diğer bir yenilik; şimdiye kadar yaygın olan tarihçinin anlattığı - okuyucunun dinlediği, tarihçinin yazdığı - okuyucunun okuduğu usulün, yerini çok boyutlu, çok farklı, ortaklaşa inşa edilecek eserlere bırakmasıdır. Hatta yakın gelecekte her okuyucu tarihçisi ile birlikte kendine has bir tarih üretmeye başlayacaktır. Bu durumda üretilen eserin sadece tarihçinin eseri olduğundan söz etmek zorlaşacaktır.

Türkiye’de gözden düşen tarih konuları, gözde tarih konuları, dünyadaki tarih yaklaşımları, ülkemizde popüler tarih yazımındaki artış karşısında akademimiz neler yapabilir gibi konuları makalesinde tartışan Erdoğdu, sonuç olarak, ‘Türkiye’de 2000’den itibaren tarihçilikte baş döndürücü sayısal ve teknolojik ilerlemelere, birincil kaynak sağlayan resmi, yarı resmi ve özel arşivlerin çok daha rahat kullanılmasına ve dünya piyasalarındaki, kütüphanelerindeki ikincil kaynaklara muazzam ulaşım kolaylıklarına rağmen başta alet ilimlerindeki eksiklik ve yönteme yeterince önem verilmemesi yüzünden niteliksel gelişmeyi maalesef gözlemleyemediğimizi belirtmek gerekmektedir’ sözleriyle bu ilim dalındaki durumumuzu ortaya koyuyor.

Kitapta sosyal bilimlerde zikredilen dallarda dünyada ve ülkemizde mevcut yaklaşımlar, gelişmeler, problemler ve yeni eğilimler hususlarında ufuk açıcı değerlendirmelere yer veriliyor. Bu konularla ilgilenenler ve merakı olanlar için istifade edilebilecek önemli bir kaynak ve hizmet…

Sosyal Bilimlerde Yeni Eğilimler, İLEM Kitaplığı

 

Metin Uygun

Güncelleme Tarihi: 30 Mart 2018, 16:06
YORUM EKLE

banner19