banner17

Yeni bir Fatma K.Barbarosoğlu romanı

Yazar Fatma Karabıyık Barbarosoğlu'nun yeni romanı Profil yayınlarından çıktı.

Yeni bir Fatma K.Barbarosoğlu romanı

Sinemaseverler 1996 yapımı, Kanadalı senarist-yönetmen David Cronenberg'in filmi Crash'ı bilir. Çarpışma adıyla Türk sinemaseverleri ile buluşan filmde, senarist Cronenberg bir kader hesaplaşmasında bulunuyor. Bir trafik kazasında kaderleri buluşan insanların geçmişleri üzerine göndermelerde bulunarak kaderleri buluşan insanların üzerinde bir "irade" kavramından bahsediyor.

Yaralı bilinçler oluştu!

Fatma Barbarosoğlu’nun bu son romanını okuduğumda izlediğim filmdeki gibi hayatlarla karşılaştım. İnsanlık bizim ortak kaderimizdir ve onu kim yazar ya da anlatırsa anlatsın bizi anlatır. Burada biz’i Gelenekçi ekolun piri Guenon’un anlam düzleminde anlamak gerekir. Guenon bir çalışmasında Doğu ve Batı kavramlarının coğrafî anlamından öte hayatî bir anlam taşıdığından bahsederek, Doğu’daki bir toplumun Batılı, Batı’daki bir toplumun ise Doğulu sayılabileceğinden bahseder. Buradan hareketle biz kavramını modernleşme ile muhatap olmuş insanlar olarak karşılayabiliriz. Modernleşme süreci herkeste onulmaz yaralar bırakan bir süreç olduğu için, bu süreç yaralı bilinçler, çözülmüş ruhlar oluşturdu.

Fatma Barbarosoğlu, Son On Beş dakikaBarbarosoğlu, “Son On Beş Dakika” adını verdiği yeni romanında modernleşme sonrası dönemle, modernleşme sonuçlarından olan "cadde" kavramı üzerinde sosyolojik bir okuma gerçekleştiriyor. Kurgu ile gerçekliğin iç içe geçtiği metin iyi bir gözlem ürünü. Eskiden mahalleler bize ait mekânlar iken bugün insanlar için bir caddeye ya da bulvara ait olmak önemli duruyor. Nerde oturuyorsun? sorusuna "filanca cadde" ya da "filanca bulvar’da oturuyorum" demek daha önemli insanlar için. Caddede ya da bulvarda oturmak için yaşıyoruz hayatı.

Fatma K. Barbarosoğlu, her gün önünden geçtiğimiz ya da bir şekilde hayatımızın içinde olan ya da olmasını istediğimiz caddelerden birinden haller bildiriyor bize. Kader en iyi kendini haller üzerinden dile getirir kendini. Romanın zamanı da kurgusu gibi birden fazla. Çünkü kaderin kurgusu da birden fazladır. Birkaç zaman artığı, yaşanan zamanda buluşuyor. Sosyal içerik ve mesaj biraz yoğun. Bunu Barbarosoğlu’nun sosyolog formasyonuyla açıklamak yerinde olur.

Derdi var bu romanın!

Sonu olduğunu düşünmediğimiz bir hayat yaşıyoruz. Ama bırakın on beş dakikayı, son bir saniyenin bile iradesi bizde değil. Buna rağmen insan teki, kendi olduğunu düşündüğü, sahiplendiği bir hayat yaşıyor. Bu durumu dert ediniyor Barbarosoğlu.

Barbarosoğlu zaman bakımından da birkaç zamanı aynı caddede buluşturmuş. Nalbant Hacı Hasan Efendi, hayatımızdan çıkalı ne kadar oldu? Ben en son kendisini Bursa Kent Müzesi’nde gördüm.

Bankacı Ece, Çiçekçi ve Eczacı-hiçbiri eski üstadları gibi olmasa da-, Cadde’nin bozduğu Seyfi bey, Nalan Hanım, Bitmeyen Mesai sahibi Beril’in annesi bizim hayatımızın renkleri.

Renkleri ve renklerdeki kaderi görmek için hikayeyi okumak lazım gelir.

Biz hesabı vererek haberdar ettik, gerisinin hesabı size ait olsun.

 

Zeki Dursun haber verdi

Editörün notu: Bugün TYB İstanbul şubesinde Barbarosoğlu ile son kitabı Mürekkebi Kurumadan programında konuşulacak. Program saat 18'de. Programı bu sefer gyy'miz Asım Gültekin değil, Mahmut Bıyıklı yönetiyor.

Güncelleme Tarihi: 06 Mayıs 2016, 11:03
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
yusuf erdem
yusuf erdem - 8 yıl Önce

artık site devri başladı... tamamen tecrit edilmiş, komşuluğun hiç olmadığı ortamlarda aidiyet duygusu da ona göre gelişiyor.

fkgk
fkgk - 8 yıl Önce

okumak içn sbırzızlnyorum.almak içn gittiğim "meşhur"ktpçımzda hala yoktu.niye hala getirmediniz dediğmde ses çıkmadı.yaynevi değişti diye belkide getirmezler ümidim pek yok.bende başk bir kitapçıya sipariş vedim.oda sağolsun hangi yaynevinden çıktığını,daha doğrusu yyınveinin profil olduğndan bihaber.niye insanlan meşgul oldukları işle daha alakalı değiller sanki.inşaallan haftaya kitabıma kavuşacağım.

banner8

banner19

banner20