Yemek kitabından sonra bir de dergisi oldu

Portakal Ağacı sitesinin 2011 yılında bir kitabı çıkmıştı. Temmuz ayı itibarıyla artık bir de Portakal Ağacı adında dergimiz oldu.

Yemek kitabından sonra bir de dergisi oldu

Yaklaşık on yıl önce başlayan bir serüven Portakal Ağacı projesi. İnternet sitesi ile tanıştığımız yıllarda henüz daha Hatice Özdemir Hanım ailesi ile birlikte oturan bir hanımefendiyken, bir gün siteden okuduk ki evlendi, Hatice Özdemir Tülün oldu. Sonra Ayşe İkbal dünyaya geldi ve sonra kardeşi. Bir nevi Ayşe İkbal portakal ağacı sitesini, Muhammed Musab kitabını, son olarak henüz beş aylık olan İbrahim Yusuf da dergiyi temsil ediyor diyebiliriz. Ailenin genişleyip şenlenmesi gibi portakal ağacı da büyüdü ve çeşitlendi.

Portakal Ağacı dergisi tıpkı sitesinin de olduğu gibi sadece yemek tariflerinden ibaret değil. Çocuklar ve büyükler için kitap tanıtım köşeleri, ev hayatımızda işimize yarayacak pratik ve küçük detaylar. Okumadan geçemeyeceğimiz röportajlar ve keşfedilmek için bekleyen değişik mekânların sahipleri ile yapılan sohbetlerle oldukça kapsamlı bir dergi olmuş. Elbette Ramazan’a has tarifler ve sofranın aile hayatımızdaki önemine dair yazılar da mevcut dergide.

Yakından tanımayı hak eden bir isim

Röportaj yapılan isimlerden biri Şafak Tavkul. Ressam, müzisyen, heykeltıraş ve çizgi film sanatçısı olmasının yanı sıra karikatürlerinden ve okçuluk yaptığından da haberdar olduğumuz Tavkul’a ve ailesine bir sahur vaktinde misafir oluyoruz. Bu kadar çok yönlü ve maharetli bir büyüğümüzü biraz daha yakından tanıma imkânı buluyoruz böylece. Evliliklerinin ilk yıllarında yoksul bir hayat sürdürmelerine rağmen Tavkul, “Yoksulluk ve yoksunluk farklı şeylerdir” diyor.

Bir ev yoksul olabilir ama o evde mutlu bir aile varsa, kitap okunuyorsa, sanatla meşgul olunuyorsa o eve yoksun bir ev diyemeyeceğimizi söylüyor. Ramazanları nasıl geçirdiklerine dair soruya da eşi Çiğdem Tavkul Ramazan’ın davet ve tıka basa yiyip, gezip, eğlenme ayı olmadığını belirterek, sakin ve sade sofralar eşliğinde en çok da ibadetle geçirmeye çalıştıklarını söylüyor.

Çiçek gibi bir hanımefendi

İlgi çeken bir diğer röportaj ise Erdem Bayazıt’ın eşi Ayşegül Bayazıt ile yapılan röportaj. Ayşegül Hanım’ın dergi sayfalarından bile insanın içini ısıtan bir tebessümü ve sıcaklığı var. Boşa değilmiş, okuduğumuza göre kendisi tek başına adeta bir yardım derneği gibi faaliyetlerde bulunuyormuş. İhtiyaç sahipleri ile sadece kendisi ilgilenmekle kalmayıp çevresindekileri de hayır işlerine iştirak etmeleri için seferber ediyormuş.

Ayşegül Hanım’a eşinin sağlığında bu kadar meşguliyete nasıl vakit ayırdığı soruluyor. Erdem Bayazıt’ın yeni evlendiklerinde kendisini karşısına oturttuğunu ve “Sosyal hayatına lütfen devam et, sakın benim için hayatını değiştirme, benden de senin için değişmemi bekleme. Ben yemeği de, temizliği de yaparım sen hiç merak etme” dediğini aktarıyor. O günden beri dışarıda olduğunu ve çalışmalarına devam ettiğini öğreniyoruz. Ayrıca çiçekleriyle olan muhabbetini ve onlarla nasıl bir arkadaş gibi sohbet ettiğini, eşinin vefatından sonra girdiği depresyondan da çiçeklerle uğraşmaya başlayarak kurtulduğunu ve çiçeklerin Allah’a olan bağını kuvvetlendirdiğini de öğrenmiş oluyoruz.

Şüphesiz dergide yer alan daha birçok güzel haber var. Ancak es geçilmemesi gereken önemli bir ayrıntı da M.Ömür Akkor’un Selçuklu Mutfağı isimli kitabının Fransa’da yapılan dünyaca ünlü yemek kitabı yarışmasında “Dünyanın En İyi Mutfak Tarihi Kitabı” seçilmesi. Kitap dört yıllık bir çalışmanın sonucu ortaya çıkmış. Tariflerin yanı sıra Selçuklunun sosyal hayatına ve çinilerine dair bilgileri, makaleler ve öyküler eşliğinde araştırmaları sonucu elde ettiği o döneme ait ayrıntılarla birlikte kitabına almış Akkor.

F.Kebire Gündüz Karaaslan meraklısı için haberdar etti

Güncelleme Tarihi: 25 Aralık 2018, 11:33
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13