Îydiniz saîd ömrünüz mezîd olsun

Dursun Gürlek Dersaadet’te Bayram isimli derleme eserinde eski bayramların türlü türlü renklerine ışıklar tutuyor. Yunus Sürücü değerlendiriyor...

Îydiniz saîd ömrünüz mezîd olsun

https://www.ktpkitabevi.com/urun/dersaadette-bayram-sabahlari-121290142Evet, artık oruçlu günleri geride bırakarak bayrama ulaştık. Allah tuttuğumuz oruçları kabul etsin, ümmet-i Muhammed’in bayramı mübarek olsun. Savmın, sabırla tekâmüle erdirdiği insan, bayramı görünce sevinmez mi? Ruhumuz, ramazanın o neyyir havasından bayramın o cünbüşî havasına doğru bir seyahate çıkarken farklı hislerle dolup taşıyor. Ramazan ve bayram denince akla ilk gelen şeylerden birisi eski İstanbul ramazanları ve bayramları. Eski İstanbul’da bayramlar nasıldı? Kimler hangi hazırlıkları yapardı? Îydgâhlar nerelerdeydi?

Bayram kelimesi üzerine

Ramazanın nihayete ermesi manasına gelen bayramın kelime olarak kadîm bir mazisi vardır. Türkler arasında kelime, İslamiyet ile beraber ayrı bir hüviyet kesbetmiştir. Bu kelime dilimize girmekle kalmamış aynı zamanda bütün içtimâî hayatımıza da girmiş bulunmaktadır. Çok sevindiğimiz zaman bayram ederiz. Yediğimiz zaman midemiz, sigara içtiğimiz zaman ciğerlerimiz bayram eder. Güzel bir şey duyduğumuz zaman kulaklarımız bayram eder. Fazla kalabalık bir yer ile karşı karşıya geldiğimizde orayı “bayram yeri” olarak tesmiye ederiz. Daha nice ifadeler Türk milletinin bayrama ne kadar ehemmiyet atfettiğini aksettirmektedir. Aksi hâlde bu kelime hayatın her noktasında karşımıza nasıl çıkabilirdi?

Bütün bir millet bayrama hazırlık yapardı


Dursun Gürlek’in derlediği Kubbealtı Neşriyat’ın yayınladığı güzel yazılardan derleme bir eser olan Dersaadet’te Bayram Sabahları kitabı, İstanbul’un kadîm bayramlarına ışık tutuyor. Kitapta alakamı cezbeden en mühim nokta herkesin bayrama bir şekilde hazırlıklı, iştiyaklı girmesiydi. Nedir hazırlıktan, iştiyaktan kastım? Eski İstanbul bayramlarında öne çıkan hususlardan bir tanesi bayramın büyük bir iştiyak içerisinde geçmesiydi. Şimdilerde maalesef o havayı teneffüs etmek haylice zorlaştı. Şimdiki hazırlıklar daha çok sunî hazırlıklar gibi geliyor insana. Fakat İstanbul’un bayramlarında gözümüze çarpan bütün bir milletin yekpâre bir surette meserret içine dâhil olmasıdır. Mesela Ahmet Rasim’in anlattığına göre gelen misafirlere mendil dağıtmak adettendi. Yahut Reşat Ekrem Koçu’nun gözümüzün önüne getirmeye çalıştığı saraydaki bayram hazırlıkları tahayyül edilmeye değer. Günlerce Mahmutpaşa’da alışverişler yapılır, fakir fukara da unutulmazdı. Herkes elinin altındakine, ehline karşı bayrama girerken hürmetkâr ve şefkatli olmaya ihtimam gösterirdi. Bütün bir millet olarak hareket etmek Müslümanların en temel meselelerinden birisi olmak mecburiyetini taşımaktadır. Oruç ile kendisini hayatta tutan kudretin yalnız Allah olduğunu bütün âleme haykıran mümin, aynı irade ve istikameti bayramda da topyekûn haykırmak mecburiyetindedir. Bu da ancak ümmetçe hareket ederek husûle gelir bir meziyettir.

Bayramda dargınlar barışmalı, ziyaretler ihmal edilmemelidir

Refii Cevad Ulunay’ın bir yazısını da kitabına alan Dursun Hoca, bu yazıyla dikkatimizi bayramın kırgınlık, dargınlıktan uzak geçmesi gerektiğine çekmek istemiş. Yazıda Ulunay, Paris’te tek başına yaşarken bayram günü yalnız ve hazin bir şekilde bir parka gider. Çünkü bayram günüdür ve bayramlaşacak kimse yoktur. Parkta ağaçları izlerken bir çınar gözüne çarpar ve çınarın yanına giderek çınarla konuşmaya başlar. Çınar asıl yurdunun Paris değil namazgâhlar olduğunu ifade edip, sılaya hasretini dile getirirken Ulunay onu teselli eder, o da Ulunay’ı. İki garîb gurbette birbirlerine sarılıp hasret giderirler. Evet, bu küçük hikâye bize çok şey anlatmakta. Bayram bizim birbirimize olan muhabbetimizi teşdîd etmek için vardır. Efendimiz “İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız.” diye buyururken müminlerin birbirlerine karşı beslemesi gereken muhabbettin ne kadar elzem olduğunu ifade eder. Bayram Akif’in deyişiyle bir “şetâret” zamanı olmalıdır. Gönüller bir, kalpler bir, emeller bir hâsılı bizi mümin kılan her ne varsa hepsi bir ve aynı zeminde buluşmalıdır. Bu arada Yahya Kemal’in Süleymaniye’de Bayram Sabahı şiirini unutmamak lazım. Temin ettiği ruhî havayı gönüllerde tadabilmeniz temennisiyle îydiniz saîd ömrünüz mezîd olsun efendim.


Ulu mâbedde karıştım vatanın birliğine

Çok şükür Allaha, gördüm, bu saatlerde yine

Yaşayanlarla beraber bulunan ervâhı

Doludur gönlüm ışıklarla bu bayram sabahı

Yunus Sürücü

Yayın Tarihi: 04 Temmuz 2016 Pazartesi 14:39 Güncelleme Tarihi: 01 Nisan 2020, 11:59
banner25
YORUM EKLE

banner26