Yavuz Altınışık okuyorum!

Şiire ihtiyacımız var. Su gibi, ekmek gibi, nefes gibi şiire ihtiyacımız var. Yavuz Altınışık'ın şiiri nefes alıyor. Kimilerine ise bir avuç su serpiyor…

Yavuz Altınışık okuyorum!

Yavuz Altınışık şiiri hakkında birkaç söz söylemenin sancısı var üzerimde. Çok zamandır yazmak istiyordum. Ben yazmazsam elbet birileri yazardı.  Ama bir türlü beceremedim iki kelimeyi bir araya getirmeyi. Bu bir deneme ya da Yavuz Altınışık şiiri’ni anlamaya giriş denemem.

 

Yavuz Altınışık

 

Geçen ay Makyaj Hatası ismiyle şiirleri bir kitapta toplandı ve üzerimize üzerimize gelmekte Yavuz Altınışık. Kelimelerin paslı dünyasına inananlar için hemen söyleyeyim; Yavuz kelime oyunlarını seviyor. Folk-Lirik diyor, Yas Tatili diyor, Sıfat Damlaması diyor mesela. Bu tarz isimlendirmelerin esprisi yüksek. Benim dikkatimi çekense bu tarz kelime oyunları değil “lirik” kelimesinin kanlı canlı hal alması şiirde: 

 

Yavuz Altınışık, Makyaj Hatası“kirli bir dişlisiyken bile bu döndüğümüz çarkların

Alnın ne güzel değiyor alnıma güzel” diyerek

Sesinden palazlanıp üstüne yürüyerek dünyanın

Üst üste üç kere haykıracağım

Bir adam bul bir adam… patlayacağım! 

 

Ses patlaması neredeyse son kerteye ulaşmış bir şiir var Makyaj Hatası’nda. Yavuz, postmodern diye adlandırdığımız lakin modernizmin daha tam olarak uğramadığı toprağın üzerinde çırpınan insanın şiirini yazıyor. Komplike ya da karmaşık bir ruh haliyle değil; daha durgun ama vurgulu bir sesle karıyor şiirini. 

 

Beni ciddiye al mecburem beni büyük marketlere

Beni bir uçtan bir uca uzanmış rafların hizmetine

Sırala sıkış tepiş toparla beni tartıya tezgâhlara

Tart beni balık unundan şampuana

Ya pet şişe gazoz ya üç paket makarna 

 

“Mecburen” yaşamak durumunda kaldığımız hallerin şiiri var biraz da Makyaj Hatası’nda.

Bir edebiyat dergisine ya da ne bileyim bir almanaka yazmadığımı biliyorum. Aslında size; Yavuz Altınışık’ın ilk kitabı çıktı! Mutlaka okuyun, yollu bir haber yazmam daha doğru olurdu. Ancak, bu şekilde yazılan bir haber, Makyaj Hatası’nı haber’e kurban etmekten başka bir şey olmazdı. 

 

Karagözİki şair tanıdım bu yıl!

2009 yılında iki şairle tanıştım. Has şiire yalın kılıç dalan bu şairler; Zafer Acar ve Yavuz Altınışık’tır. Aralarında şiir, üslûp benzerliği yok mu? Elbette var. Öncelikle avazları her iki şairde de derin soluklu. Anlam örgüsü ayaküstü atıştırmaya gelmeyecek kadar dişli. Kalite ise benim alanımı aşar. Şurası kesin ki her iki şair de perdeyi üst perdeden açıyor. Bir dönem Sıtkı Caney’in ilk şiirlerinde en üstten başlaması gibi bir benzerlikte yok değil şiirlerinde. Bu durumun sakıncaları yok mu? Tabi ki var. Ama, şiiri besleyen damarlar kesilmedikçe inanıyorum ki her iki şairimiz de tiradlarına kuvvetli bir biçimde devam edeceklerdir. Biraz da poetikaya değer vermekle ilgili bir haldir bu.

Yavuz’un şiiri yanında şiir hakkında değerlendirme yazıları, poetika kurma çabası şiirini daha muhkem kılacaktır kanaatindeyim.

 

Karagöz Dergisi’ndeki poetik yazılarında edebiyattaki çeteleşme ya da biat sisteminin genç şairin istikbali açısından ne kadar sancılı bir hal olduğuna dair tespitleri doğrudur. “Büyüklerin” küçükleri ya da yeni yetişen  şair, öykücü, romancı vasfındaki gençleri kanatları altına alma teşebbüslerinin sanatçıda kol kanat bırakmadığı; dışlama ya da görmezden gelmelerinin ise doğurganlığı-üretkenliği kestiği hakikati “muktedir edebiyat” sahnesinde mevcut. Olmaz olsun!

 

Bu dumanlı ortamda Yavuz’un Karagöz dergisi’nde eserlerini sürekli yayınlıyor olması hem kendisi, hem de okuyucusu için iyidir. Ebabil Yayınları gibi şiire değer veren bir yayınevinde Osman Özbahçe, HakanŞarkdemir, Şaban Abak gibi güzel şairlerin yanında kitabının çıkması da ayrı bir güzellik. 

 

“ağzım telaş taşıyor şimdi

Yarı çocuk bir adam liften

Kolay olmuyor elbet bir adam bulmak sesime

Yenilgi bize uzak olsun yenilgi

Gömelim kafamızı gövdemize ölüler gibi

Şimdi biraz müzik lütfen. 

 

Yavuz Altınışık

 

Genç şair değil!

Evet, ahenge ihtiyacımız var Türk şiirinde. Ahenge su taşıyan şairlerden Yavuz. Hatta “yenilgiyi kutsamanın” geride kalmasını dillendiren bir yenilikle geliyor sesi. Her ne kadar geleneksel bir çizgi kursak ve şiirinde İsmet Özel’i, Sezai Karakoç’u, Turgut Uyar’ı andıran seslenmeler yakalasak da; Yavuz unutulmayacak şiirlere şimdiden imza atmıştır. “Genç şair” demeyeceğim, kafama bir demet şiir yerim diye korkarım. 

Son not; Yavuz’un bir sözüne zeyldir: Herhangi bir edebiyat dergisinin köşesinde ilişik kalmayacak kadar hoyrat, rahat, sağlam bir şiir Makyaj Hatası! Hata olarak gören yanılır. 

Makyaj Hatası/Ebabil yayınları-Nisan-2009 

 

Zeki Bulduk

Yayın Tarihi: 12 Haziran 2009 Cuma 09:10 Güncelleme Tarihi: 21 Nisan 2016, 15:05
YORUM EKLE
YORUMLAR
yılmaz dağ
yılmaz dağ - 13 yıl Önce

ustadım sonunda benimde uzun zamandır bekledigim bir şeyi yaptın hayırlı olsun

Abdurrahman
Abdurrahman - 13 yıl Önce

hayrlı olsun.

akifselim
akifselim - 13 yıl Önce

Öykü kitabı da bekliyoruz kendisinden. Şöyle Nihat Enç tadında... Şiir kitabının adı neden "Ortadoğu Sevgilim" olmadı onu da anlamış değilim.

akifselim
akifselim - 13 yıl Önce

Nihat mı yazdım, ne ayıp.. Mitat diye değiştirin onu kimse görmeden:) Uykum gelmiş benim:)

mustafa altınışık
mustafa altınışık - 13 yıl Önce

yeni kitabınız hayırlı olsun yolunuz açık kaleminize kuvvet tebrikler

yeşim erkan gümüşbaş
yeşim erkan gümüşbaş - 13 yıl Önce

kitabın hayırlı olsun başarılar diliyoruz .))))

Yavuz ARSLAN
Yavuz ARSLAN - 13 yıl Önce

Sevgili kardeşim;uzun yılladır verdiğin emeğin haklı olarak karşılığını aldığını görmek,eski bir dostun olarak banada gurur veriyor.Başarılarının devamı dileğiyle...TEBRİKLER !!

Gül Çiğdem
Gül Çiğdem - 13 yıl Önce

Hemen okumalıyım diye iç geçirdim bu yazıdan sonra. Umarım kolay ulaşabilirim. Hayırlı olsun, kaliteli şiirleri ve şairleri özlemiştik!


banner19

banner36