Yaşlılık ebedi gençliğe açılan son kapıdır

'Kur’an-ı Kerim ve Sünnet’te Yaşlanma ve Yaşlılık' kitabında yaşlılığı her yönüyle inceleyen Osman Aldemir, İslam’a göre yaşlanma çeşitlerinin olduğunu da söyleyerek bunları dikkatlere sunar. Ahmet Serin yazdı.

Yaşlılık ebedi gençliğe açılan son kapıdır

https://www.ktpkitabevi.com/urun/kuran-i-kerim-ve-snnette-yaslanma-ve-yaslilik-9789754736090Doğum, ölümün habercisidir, o yüzden ölümün gelişine şaşanlara ben şaşarım.” der bir kadim bilgemiz. Yine İbni Arabi “Her şey zıttıyla kaimdir” cümlesini sarfederken bir şeyin ancak zıttı varsa anlamlı olacağını ifade etmektedir yüzlerce sene öncesinden. Günümüzde bilimin geldiği nokta da o değil mi? Bir şeyi tanımlamak için denir ki ‘Bir şey ancak karşıtıyla vardır ve o şey, ancak karşıtına kıyasla tanımlanabilir.’

Dilimizden düşürmediğimiz ve ömrü olanların mutlaka uğrayacağı bir durak olan yaşlılık da böyledir. O da ancak gençliğe kıyasla tanımlanabilen bir haldir.

Zaman zaman dilimize pelesenk ettiğimiz, kimi zaman da becerileri zayıflamış bir yaşlıyı gördüğümüzde belki de ibretle baktığımız yaşlılık, bir şekilde herkesin gündemi kaçınılmaz olarak. Ya aile fertlerimizden biri yaşlıdır ya da bir yaşlı akrabamız vardır ya da içimizden biri yaşlılığa doğru yavaş yavaş ilerlemektedir.

Halk arasında ölümden önceki son durak olarak bilinir yaşlılık. Bizi ölüme taşıyan son kapıdır, sayılı nefeslerin iyice azalmasının can yakıcı bir şekilde hissedildiği evredir.

Nedir yaşlılık denen şey?

Ama gerçekte nedir yaşlılık? Ve yaşlılık sadece insanları ölüme taşıyan limandan kalkan son gemi midir?

Eğitiminin ve ömrünün büyük kısmını yurt dışında, Avusturya’da geçirmiş olan Osman Aldemir de bu konuya kafa yormuş, İslam’ın yaşlılığa bakışını, yaşlılık evrelerini tanımlayışını incelemiş Beyan Yayınları’ndan çıkan “Kur’an-ı Kerim ve Sünnet’te Yaşlanma ve Yaşlılık” başlıklı kitabında. Öncelikle, kitabın hacimli bir çalışma olduğunu kayıtlara geçmek gerekir. İkinci olarak da yazarın bir tavrına, bir tercihine değinmek gerekir. Bu tavır önemli çünkü yazarın durduğu yeri ve yaslandığı dünyayı gösterme bakımından önemli.

Hayır, psikoloji değil

Kitabın girişinde Osman Aldemir, aslında bu kitabın “Kur’an’da Yaşlanma ve Yaşlılık Psikolojisi” olarak da isimlendirmenin mümkün olacağını söyleyerek neden böyle bir seçim yapmadığını şu keskin sözlerle ifade eder: “…Batı medeniyetinin modern bir bilim dalı olan psikoloji biliminin, insanın yaratıcısı ve onun muazzam eseri olan kainat ile bağlarını, insanın aslî mahiyetini, hakikatini ve bu hakikatteki gizli esrarını, insan gözüyle kavrayamayacağına ait inancım ‘psikoloji’ ifadesini kullanmaktan uzak tuttu. Zira psikoloji bilimi, insanı incelerken karşılaştığı birtakım hakikatlere cevap veremediğinde, onu ‘bilinçaltı’ kavramının derinliklerine itti ve bu yapı hâlâ devam ediyor. Mahluku halıksız tanıma gayretidir bu… (s. 9)

Osman Aldemir, Allah’ın kendisine halife kıldığı insanın doğumundan başlayarak hayatının her anını düzenlediği gerçeğine yaslanarak insanın her dönemine ait Kur’ani ve nebevi kaynakları aktarır kitabında. Esas ağırlığı da elbette yaşlılığa verir.

Yaş sürmenin diğer adı

Aldemir, yaşlanma kelimesiyle ilgili bir ayrıntıya da dikkat çeker: Yaşlanma, yaş aldığımız sürece gerçekleşen bir durumdur ve yaşlılık daha farklıdır. Yaşlılık, belli bir yaştan sonraki zaman dilimini ifade eder. Burada, daha önceki kadim bilginlerimizde dikkat çeken bir ayrıntıya da değinmek gerek. Kadim bilgelerimiz, olayların ileriye doğru akıp sona ermediğini, her döneme ve her insana göre biçim değiştirse de, sonuçta kendini tekrarladığını söyler. Osman Aldemir de bunu, yaşlılıkta unutkanlık ve beceri kaybının bir anlamda çocukluğa dönüş olduğunu söyleyerek zımnen ifade eder.

Kitabı boyunca insan hayatının her evresini, insanın diğer varlıklarla olan ilişkisini de göz önüne alarak inceleyen Osman Aldemir, 422 sayfalık kitabının neredeyse yarısını da yaşlılığa ayırır.

Yaşlılık ebedi gençliğe açılan son kapıdır

Osman Aldemir, insanın yaşlılık döneminin ‘Ebedi gençlik’i elde etmek için yaşanacak son merhale, geride kalacaklara ise son veda olduğuna dikkat çekerek bu dönemin ömrün en önemli dönemi olduğunu söyler. Bu dönem çünkü, her şeyin belirleyicisi olan dönemdir. Kur’an bu dönemi ‘erzeli’l- ömr’ olarak isimlendirmekte ve hadislerde de, çokça olumsuz yön taşıdığı için Allah’a sığınılacak bir durum olarak anılmaktadır. Yazar, Ebu Hüreyre rivayetli “Ecelini altmış yaşına kadar uzattığı kimselerden Cenab-ı Hakk, her çeşit özür ve bahaneyi kaldırmıştır.” (s.208) hadisini aktararak yaşlılığın aynı zamanda kemâlatla taçlanması gereken bir dönem olduğuna dikkat çeker. Eğer bu zamanda da kemâlat gerçekleşmezse, bunun ebedi gençlik’e engel olacağını kaynaklarıyla belirtir.

Yaşlılıktan beklenenleri sıralayan Osman Aldemir, bir hadise dayanarak Allah’ın buğzettiği üç yaşlı tipini söyler. Bunlar zina eden yaşlı, büyüklük taslayan fakir yaşlı ve hakka tecavüz eden zengin yaşlıdır.

Yaşlanma çeşitleri

Yaşlılığı her yönüyle inceleyen yazar, İslam’a göre yaşlanma çeşitlerinin olduğunu da söyleyerek bunları dikkatlere sunar. Buna göre yaşlanmalar, 1. Biyolojik Yaşlanma, 2. Psikolojik Yaşlanma (Yazar burada yine psikoloji kelimesinin bu hali ifadede yetersiz kaldığına vurgu yaparak ruh halleri için “ilmü’n-nefs” ibaresinin en doğru ibare olduğunu söyler.) 3. Sosyal Yaşlanma. Bu yaşlanma da insan için denge sarsıcı olabileceği için önemlidir yazara göre. Çünkü artık ‘yaşlı’mız, toplum hayatından yavaş yavaş çekilmekte, rol ve statülerini terk etmektedir. Bu yönüyle kritik bir evredir. 4. Sağlıklı Yaşlanma. Ancak helal yiyenlerin yaşayabileceği bir yaşlanma çeşididir yazara göre. 5.Ruhsal Yaşlanma, 6. Ahlaklı Yaşlanma. Allah’a inanan her müminin güzel ahlak üzere olmak gibi bir mükellefiyeti olduğuna dikkat çeken yazar, burada ahlakın kaynağının din olduğuna da ısrarla belirtir. 7. Manevi Yaşlanmak. Hayatın her anını Allah’ın rızasını kazanmaya hasreden bir yaşlanma çeşididir bu da.

Kitabının sonlarını ölüme ayıran yazar, aslında doğumundan ölümüne bir müminin hayatının nasıl olması gerektiğini anlatmış kitabında.

Osman Aldemir’in yazdığı dört ana bölümden oluşan kitap, Beyan Yayınları’nın 579. Kitabı olarak 2014 yılında 422 sayfa olarak yayımlanmış. “Hayatı ve hayatın evrelerini Kur’an-Sünnet ölçeğine göre nasıl yaşamamız gerek” sorusuna da bir yanıt aynı zamanda bu kitap.

Ahmet Serin yazdı

Güncelleme Tarihi: 13 Aralık 2018, 16:33
YORUM EKLE

banner19