banner17

Yaşama bakışa dair bir kılavuz: Karşılaşmalar

Semih Kaplanoğlu’nun bir gazetede yazmış olduğu yazılardan müteşekkil kitabının adı 'Karşılaşmalar'. Görmezden gelinmemesi gereken bu kitabı Serdar Arslan yazdı.

Yaşama bakışa dair bir kılavuz: Karşılaşmalar

https://www.ktpkitabevi.com/urun/karsilasmalar-115161002Karşılaşmalar, Semih Kaplanoğlu’nun 1996 ile 2000 yılları arasında bir gazetede yazmış olduğu yazılardan müteşekkil kitabı. İlk olarak bir gazetenin köşesinde yayımlanmış olsalar da köşe yazısı formatını aşan yazılar kitaptakiler. Farklı edebi türlerden tatlar taşıyan bu yazılar, sadece edebi türlerden değil, kimi zaman sanatsal türlerin de kesişimden tatlar sunuyor.

Yaşamın sunduğu hakikat kırıntıları

Kitapta yetmiş yedi yazı mevcut. Bu yazıların bir kısmı kısa hikâyeymiş gibi, kimisi deneme, kimisi ise film sinopsisi gibi okunabilir. Fakat yazılar çoğu zaman türler için çizilmiş yapay sınırları aşıyor. Karşımızda yaşama dikkat kesilmiş mahir bir göz ve o gözün gördüğünü kâğıda içtenlikle döken bir kalem yer alıyor. Yaşamın insana her an bir gizini açabileceğinin farkında biri olmalı ki Semih Kaplanoğlu, olanca hıza rağmen durup yaşamı dinlemeyi tercih etmiş. Yaşama dikkat kesilince yaşamın kendisini açması, insana hakikat kırıntıları sunması işten bile değil. Yazılanların her birinde yaşamın sunduğu parıltılar, kavranması gereken gizli incelikler var.

Eşyaya artistik değil derin bakış

Semih Kaplanoğlu’nun sinemadaki başarısı hepimizce malumdur. Yeni Türkiye Sineması dönemiyle başlayan, filmlerdeki karakterlerin tutulduğu yabancılaştırıcı hastalıkları Yusuf Üçlemesi ile adeta tedavi etmiş bir yönetmendir Kaplanoğlu. Bu filmlerin merkezinde yer alan Yusuf karakteri, yaşamış olduğu epilepsi nöbetleri ile adeta bu yabancılaştırıcı kirleri ruhundan kovar. Neticede elde bir çocuk şair kalır. Yabancılaşmış karakteri kirlerinden arındıran ve saflaştıran bir yönetmenin eşyaya bakışındaki işaretleri ise kitaptaki bu metinlerde görmek mümkün. Yargımızı kitaptan iki metinle örnekleyelim. “Yağmurcu” ve “Lodosun Kapıları” adlı metinler bu anlamda okunabilir. Yağmur sesindeki manaları çözmeye çalışan, yağmur sesi üzerinden varlığa dair okumalar yapan bir kulak ve esen lodusun taşıdığı hafızayı çözmeye dair ortaya konan çaba. Eşyaya bakıştaki derinlik, her iki metinde de aşikâr olarak hissediliyor. Bu bakışın artistik olmadığı da oldukça aşikâr.

Yaşamsal olanla kültürel olan arasındaki ayrımı aşmak

İletişim Yayınları'ndan çıkan Karşılaşmalar kitabı, adını yaşamsal ayrıntılarla karşılaşmalardan alıyor. Yazarın bu ayrıntıları fark etme ve anlamlandırma süreçlerini de içeren metinler bir tür ‘hayatı okuma kılavuzu’ olarak görülebilir. Bu kılavuz tabi ki öznel bir kılavuzdur. Fakat ortaya konan bakma biçimi, son sürat hayatlarda başını çevirip yaşama dikkat kesilince başı dönen çağ insanı için bir bakma biçimi kılavuzu sunabilir. Yaşamsal ayrıntıların farkındalığı ile sınırlı değil tabi ki kitapta sunulan görme biçiminin mahiyeti. Yaşamsal olanla kültürel olan arasındaki duvarın nasıl saydamlaştırılacağı ve aşılacağı noktasında da örnekler sunuyor kitap. Kimi zaman çok sevdiği bir yazarın kitabını arayan bir okur kimi zaman da oyuncu arayan bir yönetmen yaşamsal olanla kültürel olan arasındaki duvarı aşıp tecrübeler ortaya koyuyor.

Zahirî ve batınî bakış

Semih Kaplanoğlu ile yapılmış, sinema serüvenini merkeze alan uzun bir söyleşiden müteşekkil Yusuf’un Rüyası kitabı ile Karşılaşmalar’ı birlikte okumak; film sanatının hangi koşullarda daha esaslı olabileceğine dair işaretler verebilir. Zira Yusuf’un Rüyası bir yönetmenin daha çok zahirî bakışına dair detaylar içerirken Karşılaşmalar ise batınî bakışına dair bir kitap olarak okunabilir. Karşılaşmalar, bir yönetmenin dış gözünden iç gözüne doğru bir akışı sunarken Yusuf’un Rüyası okuyana iç gözün gördüklerinin dış göze nasıl yansıdığı noktasında rehberlik edebilir.

Serdar Arslan yazdı

Güncelleme Tarihi: 14 Aralık 2018, 14:48
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20