'Yaratılış Mitolojileri' yedi kadim mitolojiyi inceliyor

Türk okuruna Türk Edebiyatında Fantastiğin Kökenleri adıyla fantastik edebiyat üzerine bir eser kazandıran Gönül Yonar, şimdi de Yaratılış Mitolojileri eseriyle modern bir soruna gelenekten yana tavır alarak yaklaşıyor. Zeki Dursun yazdı.

'Yaratılış Mitolojileri' yedi kadim mitolojiyi inceliyor

Modernleşme tecrübemiz içerisinde en sorunlu sahalardan biri de esatir/mitoloji’nin hurafe, batıl inanç, menkıbe ve İsrailiyat ile bir arada anılarak tenkide uğramasıdır. Bu tenkidin diğer bir anlamı da içtimai hafızanın ya da sosyal belleğin yok edilmek istenmesidir. Çünkü modernleşme, nakil merkezli bütün birikimleri yok saymak gibi bir yapıya sahiptir. Adına çağdaş tarih denilen şey için, insanlık birikimi bir nesne, bir vakadan ibarettir. Kendisine sosyal bilimci denilen bilim insanı için de nesnenin ve vakanın dışında kalmak elzemdir.

Modernin toplum hafızasını nesneleştirmesi bir boyutta özne ile nesnenin karışmasına neden olmuş; başka bir boyutta ise bilim adamını toplum hafızasından koparmıştır. Kadim geleneklere sahip her toplumsal yapı için -bu İslam geleneği için de böyledir- her insanlık birikimi bir sonraki için rehber, ışık ya da kandildir. İnsan, yaşam denilen bu belirsizlik içindeki tesadüflerle bu kandiller olmadan yürüyemez. O zaman mitoloji bizim insanlık hafızamız demektir. Hele hele bu mitolojik anlatı bizatihi Yaratılış’a dair bir teori/bilgi içeriyorsa bu daha da üzerinde düşünmemiz gereken bir birikim anlamına gelir.

Başlangıçta…” ortak cümleleri ile başlayan yedi kadim yaratılış mitolojisi

Bu kabulden hareketle Türk okuruna Türk Edebiyatında Fantastiğin Kökenleri adıyla fantastik edebiyat üzerine bir eser kazandıran Gönül Yonar, şimdi de Yaratılış Mitolojileri eseriyle modern bir soruna gelenekten yana tavır alarak yaklaşıyor. Modern tarihin karanlık saydığı ama toplumsal hafızanın anlatılarla o karanlıktan işaret taşıdığı gerçeklik ya da hakikat için güzel bir eser olmuş Gönül Yonar’ın Ötüken Neşriyat'tan çıkan bu çalışması. “Başlangıçta…” ortak cümleleri ile başlayan yedi kadim yaratılış mitolojisi, toplum diye derdi olan herkesi dikkate çağırıyor. Bir başka boyutta Ana Kitap’tan bizleri haberdar ediyor.

Bugün içerikleri birbirine benzeyen insanlık mirası anlatılar var. Bunların içeriklerinin benzerliklerinden hareketle Gönül Yonar, bir gerçeğe ulaşmayı hedeflemiş: “İnsanlık tek bir kaynaktan dini, kültürel kodları oluştururken tarihsel kesintilerle birbirine zıt düşmüş ve hatta bu uğurda kan akıtmıştır.” Hatta Gönül Yonar eserini oluştururken mevcut bilimsel sınıflamaların dışında bir sınıflama ile meseleyi ele aldığını söylemektedir ki mitoloji konusunda bizdeki çalışmaların dışında kalması bağlamında eseri daha da önemli kılmaktadır.

Advenistler, İlluminati ve Ra'nın Gözü

Kitaptaki bütün anlatılar Doğu uygarlıklarına ait: Mezopotamya-Asur tabletleri, İbrani anlatılar, Orta Asya hikayeleri, İslam anlatılarındaki insan, kadın ve tufan, İran Zerdüştlüğü ve Mısır mumyalaması... Gönül Yonar, Hitit, Yunan, İnka ve Hint medeniyetleri ve onlara ait yaratılış mitleri için ikinci bir çalışma yaptığını belirtiyor.

Kitabın giriş bölümü, “Advenistler’de Yaratılış” bölümü, “İslam Medeniyetinde Ana kaynakların Dışında Yaratılış” bahsi, “Ra’nın Gözü ve İlluminati” bölümleri ile “Mitlerdeki Benzerlikler” ek bölümü dikkatimiz çeken yerleri oldu. Kitaptan öğrendiğimize göre Advenistler, İbrani anlatılarının din dışı kayıtlarıymış. Evrim teorisine karşı çıkan bir yaratılış anlatısına sahiplermiş. Advenistlerin anlatıları ile İslam anlatıları arasında bir benzerlik hemen dikkatleri çekiyor.

İslam medeniyeti içinde ana kaynakların dışında yaratılış bahsi bölümünde, yazarın, sufi kimliğiyle tanınan Aziz Mahmud Hüdayi, Konevi ve İbn Arabi metinlerini farklı tecrübeler olarak vermesi önemli.

Ra’nın Gözü ve İlluminati” bölümünde, bugün gündemi fazlasıyla meşgul eden ve modern insan üzerinde korkuya neden olan illuminati ile Ra arasındaki bağlantıdan bahsetmiş Gönül Yonar. Yonar’a göre bu korkunun nedeni, zamanla şeytan haline dönüştürülen Horus mitiymiş. Eski çağlara ait bu mit 1776 Fransa’sında gizli bir örgüt tarafından yeniden hortlatılmış.

Gönül Yonar’ın insanlık ortak mirası olan mitolojiler üzerinde yaptığı çalışma bir eksikliği de içeriyor. O da İslam dünyasında modernleşmeyle oluşan esatir/mitoloji karşıtlığına değinmemiş olması. Belki de bunu ikinci kitapta dile getirir Gönül Yonar.

Gönül Yonar’ın kitabı bize kadim insanlık hafızasını/hatırasını anlatması bakımından değerlidir ve okunmak için okurlarını beklemektedir.


 

Zeki Dursun yazdı

Yayın Tarihi: 13 Mart 2015 Cuma 11:38 Güncelleme Tarihi: 02 Ocak 2022, 19:07
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner26