banner17

Yaralı Ceylanlar Kulübü'nün kapısında

Yaralı Ceylanlar Kulübü, Prof. Mim Kemal Öke ile, Fatih Vural'ın yaptığı nehir söyleşinin kitabı. Rabia Gülcan Kardaş kitap hakkında yazdı.

Yaralı Ceylanlar Kulübü'nün kapısında

https://www.ktpkitabevi.com/urun/yarali-ceylanlar-kulubuYaralı Ceylanlar Kulübü, Prof. Mim Kemal Öke ile, Fatih Vural'ın yaptığı nehir söyleşinin kitabı. Elimde, Sufi Kitap'ın ikinci baskısı var.

Kitap ilk çıktığında içinden alıntılarla sosyal medyada paylaşıldı sıkça. Alıntılar dikkat çekici idi. Mim Kemal Öke'nin ehli tasavvuf olduğunu bilmiyordum ve hatırımda çok iyi konuşan, zeki ve kızı Nazlı ile kalan bu adamın, tasavvufi macerasını okumak/dinlemek üzerine bir istek uyandı. Fakat nedense çok acele etmedim.

Eve giren her kitabı hemen okumuyoruz. Bazılarının vakti olduğuna inanıyorum. Tabi o vakti tembellikle uzatmama taraftarıyım. Bazı kitabı uzaktan izler, göz göze gelir ve belli bir müddet sonra alırız. Bazı kitapların daha ismini duyduğumuzda alınması kararlaştırılmış olur, hissederiz. Bu kitabı da biraz beklettim. Hatta almaya karar veren ben olmadım. Fakat ilk baskısı tükendiği için biraz da ikinci baskı için bekledik.

Mim Kemal Öke "cins" bir kafa. Türkiye'nin en genç profesörü. İlk sayfalarda yalnız bir çocukluk hikayesi ile karşılaşıyoruz. Bu yüzden bütün klasikler çocuk denecek yaşta okunuyor mesela. Çünkü bu tek çocukluktan vs. kaynaklanan bir yalnızlık değil. Özel bazı ailevi durumlar neticesinde (kitapta mevcut hepsi) yemeği bile odasında yesin, koridora dahi pek çıkmasın istenen bir çocuk. Bu isteği ona söyleyen de dadısı.

Sizin de gözünüzde uzunca ve loş, hafif soluk mavi bir koridor ve temiz giyimli, saçı taralı bir çocuğun odasına gönderilişi canlandı mı?

Biraz daha şahsî bir hikaye bekliyordum ama...

Mim Kemal Öke'nin ailesi, dedeleri, okul hayatı, Cambridge'de açılan ilk mescit.... Kitap bu detaylarla gayet güzel devam ediyor. Tasavvuf macerası ne zaman başlayacak derken kitap birden sanki Arusiyye'nin tarihini anlatan bir yola dönüveriyor. Elbette güzel insanları, tarih içinde bir tarikatın seyrini, Türklerle temasını okumak iyi olabilir fakat ben biraz daha Mim Kemal Öke ile kesişen yolları, onun acılarını, düşüşlerini, kısaca onun hikayesini dinlemek, görmek istiyorum. Bu anlamda okuyucuya verilenler o kadar az ki, kesinlikle doyuracak miktarda değil.

Yine de arka sayfalara bakmadım, kızı Nazlı'dan daha fazla bahsetmesini bekledim. Hayır olmadı, kitap bitiverdi.

Kitapta sık sık tekrarlanan ve artık mevzuyu böldüğü için dikkatimi dağıtmasına izin vermeyeyim diye okumadığım ara başlıklar var. Bir sonraki baskıda inşallah bu gözle de bakılır ve kifayet miktarı azaltılır.

Kitabı okurken bir yandan da bunu liseli gençlere tavsiye etmeli diye düşünmüştüm. İlk başlarda tabi. Keskin bir aklın nerelere gelebileceğini fakat asıl kalbi doyuranın ne olduğunu görsünler diye... Fakat sonra bundan da vazgeçtim. Çünkü çocuklar daha kitabı yarılamadan tarih okuyoruz diye sıkılabilirlerdi.

Bu eleştirilere herkesin, özellikle de yazarın katılmasını beklemek durumunda değiliz elbet. Eminim o da kendisine yol gösteren, sevdiği insanları anlatmaktan keyif almıştır. Bu zaten bir vefadır da. Fakat dediğim gibi, o insanlarla satırlarda tanışmaktan memnun olsam da yine de biraz daha şahsî bir hikaye bekliyordum galiba.

Hal böyleyken biz, Yaralı Ceylanlar Kulübü'nün kapısına anca gelmiş olmalıyız. Devamı gelir mi dersiniz?

Rabia Gülcan Kardaş yazdı

Güncelleme Tarihi: 10 Aralık 2018, 15:43
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20