Yakın geçmişin perde arkası: “Milli Mücadele Gerçekleri”

Gerçek Yayınları’ndan Mustafa Müftüoğlu imzasıyla çıkan “ Yakın geçmişin perde arkası: Milli Mücadele Gerçekleri” adlı bu eser, zor bir misyon yüklenerek Millî Mücadele Gerçekleri’nden bazılarına açıklık getiriyor.

Yakın geçmişin perde arkası: “Milli Mücadele Gerçekleri”

Bizde henüz tam, gerçek, mufassal bir “Millî Mücadele Tarihi” yoktur, yazılmamıştır. Oysa bu ihtiyaç daha 1922’de duyulmuş ve Bursa milletvekillerinden bir zat, Millî Mücadele’nin o günkü tabirle “Harekât-ı Milliye”nin nasıl başlayıp ne gibi bir seyir takip ettiğinin bilinmediğinden bahisle Meclis’e verdiği takrirde (önergede), tarih mevzuunda ihtisas sahibi kimselerden kurulu bir heyete gerekli bilgi ve vesaikin verilip bir “Millî Mücadele Tarihi” yazılmasını istemişse de Bursa milletvekilinin bu teklifi; talebi nazar-ı itibara alınmamış, dolayısıyla beklenen tarih yazılmamış, yazılamamıştır. Millî Mücadele’ye dair yayınlanan bazı araştırmalar elbette vardır. Ancak bunlar kâfi değildir. Yazılanların mühim bir kısmı “resmî görüş” çerçevesindedir. Pek çok gerçeğe parmak basılamamıştır. Yayınlanan bazı tetkikler de kanunî mevzuat dolayısıyla noksandır; olaylar, yazılabildiği kadarıyla kaleme alınmıştır. Düşmanın denize dökülmesinden bu yana geçen üç çeyrek asra yakın zamandaki bu kısır neşriyat, “tarih şuuru”na muhtaç milletin bilhassa gençlerin işini zora sokmuştur. Gerçek Yayınları’ndan Mustafa Müftüoğlu imzasıyla çıkan “ Yakın geçmişin perde arkası: Milli Mücadele Gerçekleri” adlı bu eser, bu zor işi kolaylaştırır ümidiyle Millî Mücadele Gerçekleri’nden bazılarına açıklık getiriyor.

Ekte iki cilt halinde yayınlanan kitapta yer alan önemli bir bölüme yer veriyoruz:

Milli Mücadele’de Mustafa Kemal Paşa’nın davetine rağmen Anadolu’ya geçmeyenler kimlerdir?

1946 milletvekili seçimi sonunda Demokrat Parti, yirmi yedi milletvekili ile otuz altı ildeki seçimlere itiraz etmiş ve bu itiraz o günkü mevzuata göre Meclis’te, ekseriyeti CHP’lilerden kurulu bir komisyonca reddedildiği gibi Demokrat Parti İstanbul milletvekillerinden Zeki Rıza Sporel’le Abdurrahman Münib Berkan’ın seçim mazbatalarının reddi yolunda aynı komisyonca alınan karar Meclis’e gelmiş ve Zeki Rıza’nın Millî Mücadele’ye katılmadığı esbab-ı mucibesiyle mazbatasının iptali istenmiştir. Meclis’in 6 Aralık 1946 Cuma günkü toplantısında konuşan Demokrat Parti kurucularından Refik Koraltan: “Arkadaşlar, tekrar bu mevzulara dönmeyelim. Eğer maziye karışmış olan bu mevzuları ele alır ve verilen emirlere rağmen Anadolu’ya millî kurtuluş hareketine karışmamış veya emre itaat etmemiş olanları muahezeye kalkar, bu yaraları deşmeye devam edersek birçok kimseleri hakikaten zor duruma düşürmüş oluruz. Hepimiz biliyoruz ki o gün çağırılıp da gelmeyenler arasında devlet teşkilatında bulunan ve her türlü mesleğe mensup olanlardan birçok vazifeliler işgal mıntıkalarında kalmışlar, gelmemişler, verilen emre rağmen gelmemiş veya gelememişlerdir.

Yine bu suretle bunlar arasında İstanbul’da toplanmış olan Osmanlı Meclis-i Mebusanı’na iştirak eden mebuslardan buraya o zaman gelmeyenleri ve sonra yani milletin kurtuluşunu müteakip Büyük Millet Meclisi’ne iştirak edenleri ve hatta bu arada vekilliklere kadar ilerleyerek vazife almış arkadaşları da zor bir duruma koymuş oluruz.” diyerek Zeki Rıza’nın seçim mazbatasının kabulü yolunda konuşmuşsa da söz alan CHP milletvekilleri, mazbatanın reddi hususunda ısrar etmişlerdir. Bu ısrar üzerine tekrar kürsüye gelen Refik Koraltan elinde bulunan bazı vesikalardan bahisle: “Görüyorum ki çoğunluk hukukî mesnetlere dayanmayarak sırf Zeki Rıza’nın Anadolu’ya gelmemesini ele alıp mazbatanın reddi cihetine gidiyor. Size mühim bir meseleden bahsetmiştim. Buraya Mustafa Kemal tarafından gelmeleri emredilip de gelmeyenler olduğunu ve bunlardan vekilliğe kadar vazife alanlar bulunduğunu söylemiştim. Bunları göz önüne alarak verilecek kararın adalet ölçüsüyle kabil-i telif şekle konulmasını istiyorum. Devlet teşkilatında bugün o emre itaat etmeyenler arasında daha başkaları da vardır. O zaman Anadolu’ya gelmek şöyle dursun, İtalyan hatta o günkü düşmanımız Yunan pasaportunu taşıyarak kendisini hiçbir surette tevil edilemeyecek nahoş bir şekilde Anadolu’dan uzak tutan ve şahsını bu himaye pasaportlarıyla sözde emniyet altına alanlar da vardır. Ve sonra yani zaferden, kurtuluştan sonra mebus olarak aramızda bulunan da mevcuttur. Bunun vesikası da elimizdedir.” demiş, böylesine ağır bir itham üzerine söz alan Başbakan Yardımcısı Mümtaz Ökmen, Koraltan’ın iddiasının manidar olduğunu ve bildiğini açıklamasını istemiş, bu isteğe Refik Koraltan’ın cevabı ise şu olmuştur: “Meclis isterse bir encümen teşkil etsin, vesikayı o encümene vereyim. Bu suretle Meclis’e çağrıldıkları hâlde gelmeyerek geride kalanları o encümen takip etsin veya Mümtaz Ökmen arkadaşımız arzu ederlerse vesikaları hususi olarak kendisine de göstermeye hazırım.” Büyük Millet Meclisi’nin 6 Aralık günkü toplantısında Refik Koraltan’ın yaptığı bu son konuşma üzerinden bir hafta geçmesine rağmen CHP’lilerden bu müddet içinde hiç ses çıkmamış ve Refik Koraltan’ın bilahare gazetecilere yaptığı açıklamadan öğrendiğimize göre Başbakan Yardımcısı Mümtaz Ökmen de mevcut vesikaları görmek arzusunda bulunmamış, bu arada o günlerin ünlü “Tasvir” gazetesi 10 Aralık günkü nüshasında Refik Koraltan’ın CHP’li Mümtaz Ökmen’in de teklifine uyarak Mustafa Kemal Paşa’nın davetine rağmen Anadolu’ya geçmeyen, fakat zaferden sonra gelip mebus, hatta bakan olanları açıklamasını istemiştir. “Tasvir” gazetesinin bu neşriyatı üzerine Refik Koraltan bir açıklama yapmış ve elindeki vesikaların fotoğraflarını da “Tasvir” gazetesine vermiştir. Açıklamasına, “İstanbul’daki Meclis-i Mebusan’a iştirak edip vaki davete icabet etmeyen ve zaferden sonra mebus olarak Büyük Millet Meclisi’nin muhtelif devrelerine karışan ve bunlardan vekil, bakan olanları açıklamaya bilmem lüzum var mı? Bunlar, gizli kapaklı şeyler mi?” diye başlayan Koraltan devamla: “İstanbul’daki son Meclis-i Mebusan zabıtlarıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi zabıtlarını incelediğimiz zaman zaferden sonra kimlerin geldiğini ve bu sonradan gelenlerden kimlerin vekil olduğunu veya hangi vazifelerde bulunduğunu kolaylıkla anlarsınız. Ortada gizli bir şey yoktur, merak eden mezkûr zabıtları açıp bakar. İtalyan ve Yunan pasaportunu hamilen buhran zamanında ve tehlikeli bir anda Anadolu’ya geçmemiş bulunan zatı, Millet Meclisi’nde hemen açıklamaya yakın söyledim. Buna rağmen hâlâ bulamadınız. Bu durumda sizi daha fazla bekletmeyeyim. O zat, zaferden sonra mebus olan, bilahare yıllarca Maliye vekilliği yapan Fuad Ağralı’dır. Aldığı pasaportların fotoğraflarını da buyurun. Bunlardan biri İtalyan himaye pasaportu, diğeri de Yunan himaye pasaportudur.” demiştir. Refik Koraltan’ın bu beyanatını yayınlayan “Tasvir” gazetesi, beyanatın sonuna koyduğu notta, Meclis zabıtlarını tetkik ettiklerini ve İstanbul Meclis-i Mebusanı’na seçilip de Ankara’ya gitmeyenler arasında CHP’nin mühim simalarının bulunduğu; Şükrü Saraçoğlu, Emin Erişirgil, Hilmi 253 Uran gibi şahıslar yanı sıra İzmit Mebusu Ali Dikmen’le Bursa Mebusu Ahmed Münir’in de bunlar arasında olduğunu bildirmiş; ertesi günkü nüshasında da Koraltan’ın verdiği fotoğrafların, İstanbul Altıncı Noter Vekili Fahri Toker imzalı tercümelerini yayınlamıştır ki bu noter tercümeleri şunlardır: Fuad Ağralı’ya verilen Yunan Himaye Pasaportu Noter Tercümesi: Renk Pul Drahmi 4 Hususi İşaretleri Pul Drahmi 4 Sancak: Midilli No: 10742 Vesika sahibinin imzası: (Resmî mühürle musaddak fotoğraf mevcuttur.) Kuvvetli yardım ve teshilat (kolaylık) İstanbul’da bugün 13 Temmuz 1920 senesinde itâ kılınmıştır. Konsolosluk kısmı şefi İmza: Okunmuyor Resmî Mühür: Yüksek Yunan Komiserliği İstanbul Bu tercümenin Tasvîr gazetesi tarafından ibraz edilip bir örneği dairede alıkonulduktan sonra getirene geri verilen Rumca belgeden çekilmiş fotoğrafa uygun olduğunu tasdik ederim. 12 Aralık 1946 İstanbul Altıncı Noter Vekili Fahri Toker Fuad Ağralı’ya verilen İtalyan Himaye Pasaportu Noter Tercümesi No: 3892 İtalyan Yüksek Komiserliği Biz İstanbul İtalyan Yüksek Komiserlik delegesi asayişi temine memur dost ve müttefik devletlerin sivil ve askerî bütün makamlarından ve İtalyan kraliyet makamatından aşağıda ismi yazılı zatın serbest geçebilmesinin temini. ...ve icabında kendisine yardım ve himayenin gösterilmesini rica ederiz.

Bay: Ali Fuad

Babasının Adı: İbrahim Ethem

Doğduğu yer: Midilli

Tarihi: 5 Ağustos 1897

İşi: Emlak sahibi

Gittiği yer: Midilli, İzmir, İtalya ve dönüşü (Fotoğraf ve resmî mühür mevcuttur)

İstanbul’da 7 Eylül 1920’de verilmiştir Yüksek Komiser yerine İmza: Nuvolari Kraliyet Umum Konsolosu İmza: Nuvolari Resmî mühür: Yüksek Komiserlik Bu tercümenin Tasvir gazetesi tarafından ibraz edilip bir örneği dairede alıkonulduktan sonra getirene geri verilen Rumca belgeden çekilmiş fotoğrafa uygun olduğunu tasdik ederim. 12 Aralık 1946 İstanbul Altıncı Noter vekili Fahri Toker Refik Koraltan’ın bu iddiası üzerine Fuad Ağralı, gazetecilere “Tasvir”i henüz görmediğini, görmesi için de aceleye lüzum olmadığını, bilahare beyanda bulunacağını söylemişse de kendisine yakın olanlar, yukarıdaki pasaport vakasını teyit ile Fuad Ağralı’nın mütarekede Bahriye Nezareti’nde vazifeli olduğunu, bilahare Edremit’e ve Midilli’ye gittiğini, daha sonra Akhisar’a dönüp Ankara’ya geçtiğini söylemişlerdir. Koraltan’ın iddiasına gazetenin notunda adı karışanlardan Bursa Mebusu Ahmed Münir, Millî Mücadele’nin başından sonuna dek Ankara’da bulunduğunu, aksini kimsenin iddia edemeyeceğini, esasen Koraltan’ın da kendisinden bahsetmediğini söylemiş; Şükrü Saraçoğlu, hakkında yazılanları cevaplandırmamış, Hilmi Uran ve Emin Erişirgil ise gazetecilere bir açıklamada bulunacaklarını önce söyleyip bilahare vazgeçmişlerdir. O günlerde, “Siyasî hayatımızın inkişafında şayan-ı dikkat bir hadise” olarak görülen Koraltan’ın ifşaatı, sonraları çok partili hayata geçişin türlü olayları arasında unutulup gitmiş ve bu meselenin tahkiki de niceleri gibi yarının gerçek tarihçisinin himmetine kalmıştır.

Yayın Tarihi: 07 Aralık 2021 Salı 14:00 Güncelleme Tarihi: 10 Aralık 2021, 11:59
YORUM EKLE

banner19

banner36