Vâridât Literatürüne Bir Katkı: Giritli Aziz Efendi'nin Varidat'ı

M. Nedim Tan’ın yayına hazırladığı Vâridât-ı Aziz Efendi, Muhayyelât adlı eseriyle tanıdığımız Giritli Aziz Efendi’yi daha yakından tanımamıza ve onun tasavvufî düşüncesine ışık tutuyor. İsmail Demirel yazdı.

Vâridât Literatürüne Bir Katkı: Giritli Aziz Efendi'nin Varidat'ı

Giritli Aziz Efendi, Osmanlı zamanında basılan (1852, 1867, 1873) ve kısa adı Muhayyelât olan Muhayyelât-ı Ledünnî-i İlâhî-i Giridî Ali Aziz Efendi adlı eseriyle tanınan bir zat. Başta Ahmet Kabaklı ve Recep Duymaz olmak üzere birçok şahıs tarafından yayıma hazırlanan Muhayyelât, ilk zamanlarda masal kitabı olarak bile lanse edilmişken, bugün için fantastik öğeler içeren ilk Türk romanı olarak anılıyor.

Giritli Aziz Efendi (Girit 1749-Berlin 1798) ilginç bir şahsiyet. Devlet adamlığı yapmış, yüksek ilme ve kültüre sahip bir zat. Ezberinde binlerce beyit bulunan devrin nadide zekâlarından, hem şair hem sufi. Aziz Efendi’nin Muhayyelât dışında da eserleri var. Hazret, şiirlerini Divan ve Divançe adlı eserlerde toplamış. Toplamış mı, yoksa sevenleri tarafından toplanmış mı bilinmez. Zira her iki eser de yazmalar hâlinde kütüphanelerde himmet sahiplerinin teveccühlerini bekliyor.

Bizim burada tanıtmaya çalışacağımız eser, Aziz Efendi’nin Vâridât adını verdiği eser. Vâridât tasavvuf edebiyatında bir tür. “Kalbe gelen ilhamlar” anlamına geliyor kısaca. Aziz Efendi’nin Vâridât’ını yayıma hazırlayan M. Nedim Tan’ın deyişiyle, vâridât, “hakikatli sinelerin mazhar olduğu, esaslı sözlerin zuhuruna sebep olan, dile hikmeti ve düşünceye basireti ulaştıran doğuşların adıdır.” Tasavvuf tarihi boyunca vâridât kaleme almış birçok sufî var. İsmail Hakkı Bursevî, Aziz Mahmud Hüdâî, Hüseyin Vassaf, Şeyh Bedredddin bunlardan sadece birkaçı.

Aziz Efendi’nin eserlerini çapraz bir okumaya tâbi tutmuş

MÜ İlahiyat Fakültesi Tasavvuf bölümü hocalarından M. Nedim Tan’ın yayıma hazırladığı, Pan Yayınları’nın 2011 yılında basıp görücüye çıkardığı Vâridât (Kalbin Sohbetleri) ilginç bir eser. Hazret, gönlüne doğan ilhamları kaleme almış. Eseri yayıma hazırlarken Tan, eserin tasavvuf tarihindeki ve Giritli Aziz Efendi’nin hayatındaki yerini tebellür ettirebilmek adına 40 sayfalık bir giriş yazmış. Bu yazıda gerek Aziz Efendi’yi, gerek Vâridât’ı, gerekse Muhayyelât’ı daha yakından tanıma fırsatımız oluyor. Zira Tan, Aziz Efendi’nin eserlerini çapraz bir okumaya tâbi tutarak eserlerdeki ortak anlam dünyasını gözler önüne seriyor.

Eser üç bölümden oluşuyor. İlk bölüm Tan’ın giriş yazısı, yukarıda değindik. İkinci bölüm, metnin sadeleştirilmiş hali. Son bölüm ise metnin çevirimyazısı. Hoca, metni sadeleştirerek bugünün okuyucusunun anlayabileceği bir forma sokmuş. Metnin zorluğundan bahseden Tan, kimi yerleri anlamakta zorlandığını ifade etmiş. Bununla beraber Hoca gerek sadeleştirdiği metne, gerekse latinize ettiği metne açıklayıcı dipnotlar koyarak okuyucunun işini daha bir kolaylaştırmış. Tan, bu dipnotların metne sınır çizen dipnotlar olmadığını, bilakis metni anlamaya çalışan bir okurun çabaları olduğunu zikretmiş. Açıkçası Tan’ın bu giriş mahiyetindeki yazısı ve metin içindeki dipnotları birçok tasavvufi meselenin kendi adıma açıklığa kavuşmasına neden oldu. Giriş yazısı açıkçası yazma metinlerin neşriyle uğraşanların da ilgi ve dikkatini çekecek türden bir yazı.

Osmanlı zamanında sufi çevrelerinde çokça okunmuş olan Vâridât’ın 29 nüshasını tespit etmiş Tan. Bu nüshalardan 20’sine ulaşmış ve okumuş. Metnini de bunlar üzerine inşa etmiş. Nedim Tan, adeta mukayeseli bir okuma yaparak hazretin düşünce dünyasının kavramsal haritasını Divançe’sinden de tahriç etmektedir. Vâridât’ta geçen kimi kavramları çeşitli tasavvufî kaynaklardan yararlanarak izah ederken, aynı kavramlar için hazretin şiirlerine de müracaat eder. Böylece okur, hazretin tasavvufî düşüncesini iki ana yoldan takip etme imkânını elde etmiş olur.

Vârideler ne anlatıyor?

Toplam 34 varidenin yer aldığı Vâridât bize hazretin tasavvufî birikimi konusunda da işaretler gösterir. İlk varidede Âşık Paşa’yı, 17. vâridede İbn Arabî’yi, 10. ve 11. vâridelerde Mevlânâ’yı, 18. vâridede Yazıcızâde Mehmet Bicân’ı, 20.vâridede İbrahim Desûkî ve Abdülkadir Geylânî’yi anar. 17. vâridede Niyazî-i Mısrî’den 20. vâridede Hafız’dan beyitler iktibas eder. 19.vâridede Reşâhât Aynü’l-Hayât’a atıf yapan Aziz Efendi, 33. vâridede Hurûfîlik’in falcılıktan başka bir şey olmadığını, 30. vâridede tenâsühün/reenkarnasyonun bâtıl olduğunu ifade eder. 9. vâridede terkin mahiyetini ve derecelerini, 22. vâridede mücâhede ve bölümlerini, 33. vâridede âlemin mertebelerini konu edinir.

M. Nedim Tan’ın hazretin hayatı hakkındaki bilgileri eserlerinden, özellikle de şiirlerinden yola çıkarak yorumladığını, bu yorumların hazret hakkında karanlık/muğlak kalmış kimi noktaları açığa çıkardığını belirtelim. Bunun en önemli ve güzel örneği hazretin tarikatı konusudur. Bugüne kadarki metinlerde hazretin Bektâşî veya Hurûfî olduğu iddia olunagelmişken, Tan, hazretin Kübreviyye, Halvetiyye gibi tariklerden birine müntesip olma ihtimalini masaya yatırır.

2011 yılında Pan Yayıncılık tarafından basılmış olan bu nadide eser, gerek Giritli Aziz Efendi’yi daha yakından tanımamıza yardımcı olduğu için, gerekse vâridât literatürümüze eşine az rastlanır cinsten bir birikim ilave ettiği için yoğun bir dikkati ve ilgiyi hak ediyor. Bu vesileyle M. Nedim Tan’a ve Pan’a teşekkürler…

Yazımızı Giritli aziz efendinin bir şiiri ile bitirelim:

Dil âb-ı hayret ile edermiş tahârtei

Çıkmaz efendi su ile sivânın cenâbeti

Merd-i mükellef eylemez ismetten iddâ

Kendi vücududur anın ekber-i kabâhati

Giritli Aziz Efendi, Varidat & Kalbin Sohbetleri, Haz. Nedim Tan, Pan Yayınları.

İsmail Demirel

Yayın Tarihi: 09 Haziran 2016 Perşembe 12:57 Güncelleme Tarihi: 01 Nisan 2020, 12:23
banner25
YORUM EKLE

banner26