'Üzüntüden' ile Temiz Bir Dünya Kurmuş Gökhan Ergür

''Üzüntüden'' kitabı için, Gökhan Ergür’ün iyi bir ilk kitabı dememizde sakınca yok. Her bir şiiri, incelikle işlenmiş, emek verilmiş, düşünülmüş şiirler. Orhan Özekinci yazdı.

'Üzüntüden' ile Temiz Bir Dünya Kurmuş Gökhan Ergür

Gökhan Ergür, 1989 doğumlu, çalışkan bir şair. Üzüntüden, ilk şiir kitabı, ilk göz ağrısı. Bu eseri oluşturan şiirlerin yazıldığı dönemin tümüne tanık olduk.

Ergür’le ilk tanıştığım gün, onu ilk fark edişim de oldu aynı zamanda. İlk şiirinde yer alan “Anne emziği sıcak suya tutar.” dizesi üzerine düşünmüştük beraberce. İdrak etmek zor, fark etmek kolaydır. Bu dizeyle başlayan fark ediş, şairle giderek hemhal olmamızdan da olsa gerek kuvvetli bir idrake dönüştü.

2010 kuşağı şiiri için söyleyebileceğim ilk şey, gözlemci ve buluşçu şairlerin bir arada bulunması. Ergür’ün şiiri, gözlemci bir şiir, gündelik yaşamda görerek alıştığımız ve sonrasında körleştiğimiz şeyleri fark ettiriyor. Aynı zamanda psikolog olan şair, bir avantaj olarak insanların iç hallerine, iç dünyalarına tanıklık edebiliyor. Aksi takdirde “İçimin iç yanlarında / Sahipsiz oğlak sessizliği” dizesini yazmak, iç dünyayı bilmeyen bir şair için pek mümkün değil.

Ergür’ün şiirindeki dil, nezaket sahibi bir sokak dili

Bu eser için, Ergür’ün iyi bir ilk kitabı dememizde sakınca yok. Her bir şiiri, incelikle işlenmiş, emek verilmiş, düşünülmüş şiirler. Burada “düşünülmüş şiirler” derken, durup düşünmeyle alakalı bir mefhumdan bahsediyorum, izdihamın ortasında adına düşünmek dediğimiz şeyden değil.

Şiirlerde göze ilk çarpan, acı acı gülümsemedir. Ergür, mesaili bir işte çalışan, mesleğini hayatının idamesi için sponsor olarak gören birisi. Yazdıklarıyla, bu keşmekeş ve hengâme arasından bize bir ihtar çekiyor. Onun şiirleri bazen anlatamadığımız, bazen de anlayamadığımız durumların karşısına geçip fotoğrafını çekiyor. “Sürprizi önceden bilip sevinmek, hayat” yahut “Mumları tekrar yakıp gülümse, üflerken makinaya”… Bir başkası “Erkeklerin mesleğiyle evlenir kadınlar”… Bu öyle bir fotoğraf ki, olduğu gibi değil de görüldüğü gibi. Farklı ve hep bizim bilip de ifade edemediğimiz bir açıdan basıyor deklanşöre. Türk şiiri için bu ifade edilemeyen hali görüp yazabilmek mühim bir iş. Daha önce okuyup tam olarak bende oturmayan şeyler, bu dizelerle yerli yerine oturuyor. Hah, işte tam da bu diyorum.

Ergür’ün şiirindeki dil, nezaket sahibi bir sokak dili. Günlük yaşamımızda aslında konuştuğumuz, lafladığımız şeyler. Her gün metrobüse binen, profesyonel iş yaşantısı olan, kavga eden, eve geç giden, hayata dair bir planı olan insanın aklından ve başımızdan geçenler, bu şiirin dilini meydana getiriyor: “Golün tekrarına tekrar sevinen.”

Temiz bir dünya kurmuş bir şair

Eserin tamamında modern hayata karşı isyan var. Evet, isyan… Her dizeyi meydana getiren ana unsur, modern hayatın içinde var olan şeyler. Buradaki asıl mesele modern hayatı kendi silahıyla vurmak. Bunu eserin tamamında görmemiz ise şairin burada yapmak istediğinin bilinçli bir şekilde olmasıdır.

Yusuf Genç, “modern hayatın asıl yoksulluğu, kıymet bilen insanların azlığıdır.” der. “Topraktan Gelen” isimli şiirde yer alan “Çamuru kir sanıyor topraktan gelen insan” mısraı, aslında tüm anlatılmak istenenin küçük bir özeti. Çoğumuz, patronların istediği saatte uyanıyor, onların istediği saatte işe gidiyoruz. Onların istediği biçimde giyiniyor, her gün tıraş oluyoruz. Geçim sıkıntısı, işsizlik, borçlar, kuyumuzu kazanlar, kalbimizi kıranlar, yoranlar ve daha fazlası. Asıl meseleye gelelim. Tüm bunların arasında tek derdimiz, kendimize temiz bir dünya nasıl kurarız sorusudur. Güzel bir dolma kalemin peşinden gitmek, güzel mürekkeplerle güzel defterlere yazmak, güzel yazı çalışmak, iyi bir tespihle uzunca vakit geçirmek, tatlı kiraz yemek için Geyve’ye, demli bir çay içmek için köye gitmek, temiz dünyamızı oluşturan bazı şeyler. Şimdi saydığım her şey, Gökhan Ergür’ün şiirine, şairliğine dâhil. Tanık olarak söyleyebilirim ki, Gökhan Ergür, temiz bir dünyayı kendine kurmuş vaziyette. Şiiri, temiz bir dünyayı temsil ediyor.

Yahya Kemal vefat ettiğinde yayınlanmış bir eseri dahi yoktu. Bugün baktığımızda ismi giderek büyüyor. Ergür’ün şiirleri kitaplaşmamış olsaydı bile, şiirleri belli bir muhitin bilgisi dâhilinde olurdu.

Edebiyata dava gözüyle bakan bir muhitin içerisindeyiz. Amacımız sadece güzel sanat dallarına katkı değil, hakka da hizmet etmektir. En büyük gayemiz budur. Bu dava sağlam bir yürüyüş ve bu yürüyüş sırasında sağlam arkadaşlıklar gerektirir. İtibar dergisinin işte bu noktada önemli bir yeri var. Ergür’ün şiirlerini kıymetli yapan şeylerden birisi de budur. Hiç şüphesiz, İbrahim Tenekeci’nin ve Furkan Çalışkan’ın bu eserin meydana geliş noktasındaki katkıları oldukça mühimdir.

Şiirlerinde duygulu bir tavır da gözden kaçmıyor

Gözden kaçabilir, bu şiirlerin hamurunu oluşturan unsurlardan birisi de duygulu bir tavır. Burada duygusallığı romantik yahut bohem bir tavır olarak kullanmıyorum. “Saati gökten anlar ninem” mısraı dönüşle ilgili bir meseledir; eve, şarkıya, kalbine… 

“Çıkış bir yerden bir yere intikal, dönüş ise yürünülmesi gereken bir yerdir. Fuzuli’ye göre insan, çıkış noktası ile dönüş noktası arasında bir harekettir.” İhsan Fazlıoğlu’nun bu tespiti, Ergür’ün şiirinin ve fikrinin de önemli bir göstergesidir. Onun şiiri uzun ve kutlu bir yürüyüşün ayak sesidir.

Şiir okuyarak dünyayı kurtaramayız fakat dünyamızı güzelleştirebilir, iyi bir insanın söylediklerine kulak verebiliriz. Bu noktada Üzüntüden, kulak vermemiz gereken bir ilk kitap.  

Orhan Özekinci

Yayın Tarihi: 25 Mayıs 2016 Çarşamba 10:46 Güncelleme Tarihi: 26 Aralık 2018, 18:13
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Hamidullah Albayrak
Hamidullah Albayrak - 5 yıl Önce

Gökhan yeğenimin şiirlerinde bir Ayşe Sevim şiiri tadı var. Mesela: "İnsanın yaratıldığı toprağı çamur sanan bir kavimle yaşamak zorunda kaldım." gibi. Kitapta en beğendiğim mısra şu oldu: "Kimsesizler mezarlığına bir mezartaşı daha." Zamanın adaletine inanan ama kifayetsiz muhteris olanlar, model almalı bu örnek gencimizi.

Saki
Saki - 4 yıl Önce

"Allah gönlü kırıklarla beraberdir/Kırıldık elde var bir." Kalp kırıklıklarını, sancıları, dünyaya ait olamama hissini bulup bulup kırgınlıklarımızı yeniden çoğalttığımız bir ilk kitap. Yolu açık olsun. Zarif kalbine gelen ilham dilerim birçok okurun yaralı ruhuna ve kalbine şifa hükmünce ulaşır. Hâmilerin geleceğe armağan ettiği bir kalem nazarıyla bakıyorum Gökhan ERGÜR'e. Yalnızlığın ilhamını kainatın ve Yaradan'ın nasip ettiği bereket ile yansıtmış kalemine.

banner26