Üzüntü nefsin hastalıklarından biridir

Kindi'nin Üzüntüden Kurtulma Yolları adlı eseri, ahlak literatüründe felsefî mahiyetteki ilk eser olması hasebiyle önemli..

Üzüntü nefsin hastalıklarından biridir

Neyi aradığımızı bilmeden aranırız ya bazen. Öyle bir zamanda rastladım Ya'kub b. İshak el-Kindi'nin Üzüntüden Kurtulma Yolları adlı risalesine. ( TDV Ahlak Klasikleri-4)

Kindi'nin bu eseri, ahlak literatüründe felsefî mahiyetteki ilk eser olması hasebiyle önemli. Eserde üzüntüden kurtulma yollarını sıralamadan evvel üzüntünün tarifi yapılıyor, zira çareleri belirleyebilmek için sebeplerin bilinmesi lüzumunun söz konusu olduğu aşikârdır.

Üzüntü, "sevilen şeylerin elden gitmesinden ya da amaçlanan şeylerin gerçekleşmemesinden doğan nefsanî bir acıdır". İnsanın, seveceği şeyleri, kevn ve fesad âleminde değişmesi zorunlu olanlardan değil, değişime uğramayacak "akıl âlemi"nden seçmesi gerekmektedir ki üzüntülere düşmekten korunabilsin.

Eserde üzüntünün nefsin hastalıklarından olduğu belirtiliyor ve nasıl ki bedenimizde bir hastalık oluştuğunda ondan kurtulma yollarını arıyorsak, ruhumuzun da hastalıktan kurtulması için çalışmamız gerekliliği vardır deniliyor. Hem bu bedenimize gösterdiğimiz ihtimamdan daha büyük olmalı zira bedenimizi yönlendiren ruhumuzdur. Ahlakın alışkanlıklarla alakalı olduğu ve alışkanlıklarımızı değiştirerek huylarımızı da değiştirebileceğimiz vurgusu yapıldıktan sonra ise üzüntüden kurtulmanın yolları sıralanıyor. Burada bunları sıralamadan meraklısının esere ulaşmasını sağlamak daha doğru olacak.

Üzüntülere düşmemek için "ahiret için amel" etmek gerektiğinden söz ediliyor

Belirtmek istediğim; ağır bir üzüntüye düşmeyen için sıralanan yolların kolay olduğu sanılabilir, üzüntünün tam göbeğinde olanlar içinse yollar o anda yürünemeyecek durumda olabilir. Yakın ya da uzak bir zamanda üzüntüyü tatmış, kurtulamasa da kurtulması gerektiğini anlayanlar için ise eser vaha niteliğinde. Tabii bunları, herkesin farklı şekilde anlaması ve anlamlandırması ihtimalini göz ardı etmeden söylüyorum. Yani kaba tabirle başına musibet gelmeden nasihati içselleştirenler elbette olacaktır. Ama hani "dünyada tükenmez murad var imiş/ ne alanı gördüm ne murad gördüm" ile başlayan şiirde mest olanlar için eserin başka bir derinliğe ulaşacağını düşünmüyor değilim.

"Ölüm var dünyada yok imiş murad" mısrası ile üzüntüden kurtulma yolları sıralanırken belirtilen, “hak sahibinin emanetini istediği zaman elimizden alacağı ve elimizden gidenler için üzülerek şükür yolunu terk etmememiz gerektiği” ifadelerini birbirinden ayıramıyorum ben. Giden için üzülmenin anlamsızlığı ölüm olduğu için söz konusu zira.

Kindi'nin eserine değinmişken TDV'nin diğer “Ahlak Klasikleri”ni de belirtelim. Ahlak Klasikleri’nin ilki Ahmed Naim'in İslam Ahlakının Esasları, ikincisi İbn-i Sina'nın Mutluluk ve İnsan Nefsinin Cevher Olduğuna İlişkin On Delil, üçüncüsü İbn Hazm'ın Ahlak ve Davranış Tarzları ve beşincisi El Kinani'nin İslami Gelenekte Eğitim Ahlakı adlı eserleridir. Burada özellikle bir benzerliğe/etkiye değinmek gerekiyor: İbn Hazm'ın eserinde de elimizden gideceği zaman üzüleceğimiz şeyleri istememek ve üzüntülere düşmemek için "ahiret için amel" etmek gerektiğinden söz ediliyor. İnsanın kaygı ve korkudan korunmaktan başka derdinin olmadığı ve bunun ancak "ahiret için amel"de yattığı ifade ediliyor. (TDV'nin ahlak klasikleri içinde olmasa da İbn Miskeveyh'in Tehzibu'l Ahlak adlı eserinin de üzüntü konusunda Kindi'nin eserinden etkilenilmiş olduğu aşikârdır.)

Her bir eserin uzun uzun anlatılması gerekiyor belki ama biz burada noktalayalım. Şifa olsun diye ve eserden önce “Dünyada Tükenmez Murad Var İmiş”in bir yorumuna kulak verelim:

Dilara Coşkun yazdı

Güncelleme Tarihi: 24 Aralık 2018, 12:14
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13