Uzmanlıklar, insanı ifsad ediyor!

Metin Karabaşoğlu, 'Oyuncak Tamirhanesi' isimli eserinde modern insanın dertlerine dokunuyor.

Uzmanlıklar, insanı ifsad ediyor!

Kitap 23 Nisan 2011 imzalı. Eşim için imzalamış Metin Karabaşoğlu. Fakat benim kitabı görmem Haziran başı. Okumak için kitap ararken galiba ismi sebebiyle bu kitabı elime aldım ve bu ismin neden bir kitaba konulduğunu merak ettim. Tabii iki çocuklu olmanın ve bozulan oyuncakların tamiriyle uğraşmanın etkisiyle (oyuncakların nasıl tamir edileceğini anlatmadığını tahmin ederek) hemen okumaya başladım. ‘Yenisini alırız’ demeyen bir anne olarak, yazarın oyuncak üzerinden nesne-özne ilişkisini değerlendirmesi ve bunun biz büyüklerin hayatına etkisini yazar kendine has bir üslupla anlatması dikkatimi çekti. Nesnenin (oyuncağın) aslında sadece bir nesne olmadığı çocuğun ona yüklediği öznellikle, ona karşı kurduğu bağlar; (s.a.v)’in Mekke’ye, Uhud’a, aya yüklediği anlam arasındaki ilişkiyi Bediuzzaman’ın kırık kaşığını atmayıp gömmesini okurken hemen bir kurulmalı diyorum yazarın da bir temennisini dile getirerek.

Kabiliyetsizleştirici Uzmanlıklar ÇağıMetin Karabaşoğlu

Oyuncak Tamirhanesi 4 bölümden oluşuyor. Karabaşoğlu Kur’an kıssalarından, fıtratımızın sırrına, oradan kendi iç sesimize çağrışımlar, göndermeler ve değiniler yaparak yazmış yazılarını. Yazar Ivan Illich’ in  ‘Kabiliyetsizleştirici Uzmanlıklar Çağı’ sözünü yanına alarak her konuyu  “uzman”ına bırakma yanlışlığından vazgeçip vahyin, vicdanın ve fıtratın sesine kulak kabartmamızı salık veriyor.

Günümüzde psikolog, psikiyatrist ve diğer  “uzmanların” sadece insan üzerine konuşma, onları yönlendirme yetkisi ve bilgisi varmış gibi yapılmaya çalışılıyor. İşte Karabaşoğlu  hayatlarımıza şekil vermeye çalışan, hayatımıza tahakküm eden, hayatımızı fanus ortamına dönüştürmeye çalışan bu uzmanlıkların karşısına vahyi, iradeyi ve iç sesi(ni) çıkarıyor. Acıya, sabra, ölüme, yoksulluğa uzak yetiştirilmeye çalışılan fanus çocuklarının ileride ne gibi sorunlar yaşayacağını, bu duygulara karşı ne tepkiler geliştireceğini, ve bu tepkilerin nasıl problemler oluşturabileceği ihtimalini göz önüne seriyor.

Vahyin aydınlığı, çıkar bizi kuyudan!

Karabaşoğlu, “Uzmanların”(psikolog v.s) kendine gelen kişinin ortaya çıkmış bir problemine karşı  genelde o kişinin çocukluğuna dönüp ebeveyninin ona karşı davranışı ya da yaşadığı bir acıyı (kişinin kendi iradesini belki de yok sayıp) göstermesine karşın “Kuyu” başlıklı yazısında Hz. Yusuf’un  kıssasını anlatır. Kuyudan, zindandan saraya;  kölelikten şahlığa vahyî fıtrat ve iradesinin iç sesiyle ulaşan peygamberin, bedenine karşı ruhunun asla kuyulara düşmediğini, modern insandan “uzmanlık” kuyularına karşı uyanık olup kendi iradesiyle vahyin esrarını birleştirmesi gerektiğini vurgular yazar. Nesil Yayınlarından çıkan bu kitap vahyin aydınlığında ve yazarın iç sesiyle yazılmıştır. Okumak isteyene duyurulur… 

Nurdan Gültekin yazdı

Güncelleme Tarihi: 06 Mayıs 2019, 18:26
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
cihan aktaş
cihan aktaş - 8 yıl Önce

Ne güzel bir yazı... Işte böyle hayatın icinden ama kitaplara da atıfla yazmak gerek... Sevgili Nurdan da karşımda sanki...

banner19

banner13