Üzerinde Konuşulacak, Düşünülecek Bir Kitap: Tahayyülat

Üzerinde daha çok konuşulacak, düşünülecek bir kitap Tahayyülat. Açık mısralarla başlıyor. Tahayyülat; isimlendiremediğimiz, bu ümitsizliğin de ötesindeki ruh halinden besleniyor ve onun şiirini mırıldanıyor.

Üzerinde Konuşulacak, Düşünülecek Bir Kitap: Tahayyülat

Tahayyülat (2016, Hece y.) Ali Berkay’ın ilk şiir kitabı. Şairimiz 1989 doğumlu, genç bir şair. Kitapta 23 tane şiir var. Genel olarak Ali Berkay’ın şiirleri sade. Sade derken okuyucuyu yoracak yoğunlukta değil demek istiyorum. Mısraları kısa ve rahat. Bu rahatlık kitabın genelinde var. Aslında rahat okunurluğundan dolayı kolay anlaşılır şiirler gibi görünüyor Ali Berkay’ın şiirleri. Ama öyle değil. Kitap isminden başlayarak, bazen gerçeğin sınırlarına uğrasa da, hayaller âleminde, sanki sadece şairinin zihninde olup bitiyor. Bu da onun anlaşılmasını zorlaştırıyor.

Çok uzak çağrımları kullanıyor, bu hayal dünyasında şair. Bakıyorsunuz bir şiirde “anoktazi” kelimesiyle “derviş” kelimesi bir araya gelmiş. Bu yüzden Ali Berkay’ın kelimelerine çok takılmamak gerekiyor. Şiirlerin genel atmosferi yakalanabilirse, Tahayyülat’a yaklaşılabilir. Yoksa onun şiiri (normalde bütün şiirler ele avuca gelmez, tam olarak anlaşılmazlar) dokunmaya, yakalamaya, tutmaya çalıştığında elinden kaçıp giden bir duman gibidir. Böyle bir şiirle ilgili yazmak da o yüzden zordur.

Aslında gayet açık mısralarla başlıyor Tahayyülat: “Adım ali, herhangi bir şeyin kapısı değilim.” Dizgi hatası yaptığımız düşünülmesin, “ali” küçük harflerle yazılmış. Ali, hiçbir şeyin kapısı olmadığını, olsa olsa “boşluğa bakan bir pencere” olacağını, bu şekilde de gösterir. Tahayyülat’ın açılış ve özet mısralarıdır bunlar. Kitabın ismiyle, Ali Berkay şiirinin özellikleri tutarlılık gösterir. Hayal dünyasından neyi elinde tutabilirsin? Ondaki her şey soyut olacaktır. Hayata, insana ve meselelere yaklaşımı da öyle. 

Fakat Ali Berkay şiirinde sadece soyutluk özelliği yoktur, onun ötesinde “kaygısızlık” da kendini gösterir. Kaygısızlıktan kastımız, dünyadan elini eteğini çekmektir. Daha doğrusu dünyaya dönük müdahaleden vazgeçmektir. Ali Berkay şiirinde yapmak, etkide bulunmak, bir şeyleri değiştirmek, hatta birilerine bir şeyler anlatmak gibi kaygılar görülmez. Ali Berkay şiirinin beslendiği nokta burasıdır. Buna nihilizm denilemez, olsa olsa kendini sağlama almak, güvenli bölgeye, yani kendine doğru çekilmek denilebilir. “Hiçliğimin farkındayım.”

Belirli Bir Hayalin Peşinden Gidiyor

“Amaçsızlık” da denilebilir buna. Şiir yazmak için bir amacın gözetilmemesi… Bu yüzden şiirlerde bütünlük pek gözetilmemiş, yukarıda söylediğimiz gibi, şair kendini bir ritme bırakıyor, belirli bir hayalin peşinden gidiyor ve oradan devşirdiklerini mısralaştırıyor. Okuyucu o dünyanın içine girebilirse, o ritmi duyup, ritme kendini bırakabilirse, Ali Berkay şiiri kendini açıyor. Yoksa olanca rahat ve açık söyleşiye rağmen, oradan hiçbir şey okuyucuda kalmıyor.

Peki neden yazıyor Ali Berkay? Madem amaçsız, kaygısız, soyuttur; hiç kimseye hiçbir şey anlatma kaygısı güdülmemektedir, okuyucuyu zorlamamaktadır, o zaman bu kadar kelimenin yan yana ve alt alta gelmesi nedendir? Mesele sadece “Sana sanskrit sesleniyorum -tınısı güzel diye” mısraında olduğu gibi güzeli yakalamak, onunla yetinmek midir? Sanskrit seslenmek, zaten karşı tarafa bir anlam ulaştırma kaygısı gütmemek anlamına geliyor. Tınısının güzelliği ise müziğe, ritme yapılan çağrıdır. “Müziği dinle yeter. Müzik sonuçta dilsizdir değil mi?”

Postmodern edebiyatın amaçsızlığından sık sık söz edilmiştir. Postmodern hikaye ve romancılar parlak şeylerden söz ederler, üstelik zekice. Onların okunması kolaydır, fakat anlaşılması zordur. Çünkü yazarın en başından bir şey anlatmak gibi bir kaygısı yoktur, belki de anlatmamıştır. Bu yüzden anlatmak istediğini veya öyle anlaşılacağını düşündüğü şeyleri bilerek dağıtır. Her şeyi eğlenceye vurmuş gibi gösterir, sanki hiçbir şeyi ciddiye almıyormuş gibi. Oysa ortaya sayfalar dolusu romanlar, hikayeler çıkar. Peki, onlara bu kadar yazdıran itici güç nedir? Acıdır. Postmodern metinlerde de en az modern metinlerdekiler kadar acı ve bunalım vardır. Modern metinlerde bu acı ve bunalım bir şekilde anlamlandırılmaya çalışılırken, postmodern metinlerde böyle bir uğraş içine girilmez. Fakat metinlerden buram buram acı, hüzün, yıkılmışlık, yenilgi, pişmanlık, kahroluş yükselir.

Seni Yakan, Seni Konuşturur

Ali Berkay postmodern şiir yazıyor demek istemiyorum ama onun şiirinde de böyle bir özellik görülebilir. Ya da ben onun şiirini bu şekilde anlamlandırabiliyor, açıklayabiliyorum diyeyim. Ali Berkay şiirinde acı var. “Seni yakan / Seni konuşturur” diyor. Fakat bu durum Ali Berkay şiirinde, konuşmak ve yanmaktan ibaret kalıyor, öncesi ve sonrası yok. Örneğin muhatabına acılarını en etkili şekilde ifade edip, onda bazı değişimlerin olmasını istemek yoktur. Başka ifadeyle beklentisiz bir şiir yazıyor Ali Berkay. 

“Oysa evrenin
Senin benim onların
Hesaplayabileceğimiz taraflarının anlamı
Bizi aşardı.” 

Veya;

“İq seviyesi yüksek
İnsanlarla ağladık
Acı değişmedi”

diyor Ali Berkay. Sıfır noktasının da altında konuşmaya başlıyor. Sözü sadece sözde bırakmak istiyor. Onun eyleme dönük taraflarını buduyor. Buna ümitsizlik, karamsarlık, kötümserlik demek bile azdır. Tahayyülat isimlendiremediğimiz, bu ümitsizliğin de ötesindeki ruh halinden besleniyor ve onun şiirini mırıldanıyor. Bazen toplumsal eleştirilere de rastlanıyor Tahayyülat’ta. Fakat o mısralardan sonra bile şair, devamını getirmiyor, ironik birkaç dokundurmayla yetiniyor. “Hiç gitmiyor ki gözümün önünden / Facebook, twitter ve Kudüs mühimdir.”

Üzerinde daha çok konuşulacak, düşünülecek bir kitap Tahayyülat. Çünkü numara yapmıyor Ali Berkay. Neyse onu yazmanın derdinde. Bu yüzden kendi içinde dürüst kalıyor. Bunlara rağmen, bunlar yokmuş gibi yani, kendini başka şekilde göstermeye de çalışabilirdi. Dava şiirleri, sorumluluğun şiirlerini yazabilirdi. Öyle yapmamış, kendine çekildiğinde neyi görüyorsa, onun şiirini yazmış. Bu şekilde yapmacıklıktan kurtulmuş. Kendini ispat etmek veya büyük göstermekten kaçınmış. Bunlar, onun şiirine ayrı bir tını kazandırmış.

Tahayyülat’ın bu özelliklerine Ali Berkay’ın çağdaşı birçok şairde de rastlanabilir. Onlar belki de bunu Ali Berkay gibi açık seçik yapmamış, numara çekmişlerdir. O yüzden Tahayyülat için, üzerinde daha çok konuşulacak, düşünülecek bir kitap diyorum.

Ömer Yalçınova yazdı

Yayın Tarihi: 12 Temmuz 2016 Salı 17:46 Güncelleme Tarihi: 01 Nisan 2020, 11:52
banner25
YORUM EKLE

banner26