Uzağın ve Yalnızlığın Öyküsünü Yazıyor Dursun Ali Sazkaya

İlk öykü kitabı ''Petersburg’da Ölüm'' ile öykücü yanını da okuyucularla paylaşan Dursun Ali Sazkaya, yaşadığı topraklardan uzak diyarlara uzanan öykülerin ardına düşerek uzun soluklu bir seyahate çıkıyor. Mustafa Uçurum yazdı.

Uzağın ve Yalnızlığın Öyküsünü Yazıyor Dursun Ali Sazkaya

Anlatı ve roman türündeki kitaplarından sonra şimdi de öyküleriyle okurlarının karşısına çıktı Dursun Ali Sazkaya. Petersburg’da Ölüm kitabı Okur Kitaplığı Yayınları arasından okuyucuya ulaştı. Geceleyin Bir Yolcu romanındaki sessizlik, bu öykülerinde de hâkim. Bir kaçış, uzakta durmak, kendi içine gizlenmek arzusu Sazkaya’nın anlatımında karşımıza çıkan belirleyici unsurlar.

Petersburg’da Ölüm kitabı isminden başlayan bir uzaklığı işaret ediyor. Bir gurbet öyküsü ile karşı karşıya kalacağımızın ilk işareti, kitabın adı. Okudukça anlıyoruz uzun bir yolculuğa çıkacağımızı.

Gurbet; soğuk ve yalnızdır

Petersburg’da Ölüm’ü okurken kendinizi farklı öykülerin değil de aynı öykünün farklı parçalarını yaşıyormuş gibi hissediyorsunuz. Petersburg, Moskova, Rusya çevresinde gelişen olaylar içinize soğuk bir iklimin gurbet acısını hissettiriyor. Birçok öyküde kahramanın Rusya’da fırıncılık yapması da yine bir bütünün parçaları gibi çıkıyor karşımıza.

Dursun Ali Sazkaya yaşadığı coğrafyaya sevdalı bir yazar. Söz dönüp dolaşıp Karadeniz’in görkeminde buluyor kendini. Geceleyin Bir Yolcu’nun mekânı Kaçkar Dağları’ydı, şimdi de Karadeniz ve oradan Rusya’nın içlerine nefes nefese uzanan bir yolculuk var.

Olayları anlatırken Sazkaya, bir tarih yolculuğuna da çıkarıyor bizi. “Soğukla Yontulmuş Bir Heykel” öyküsünde 1. Dünya Savaşı’nın gölgesinde geçen olaylar anlatılıyor. Rusya’da fırıncılık yapan öykü kahramanı, 1917 yılıyla birlikte her şeyin tersine dönmesini birebir yaşıyor ve bir Türk olarak savaştan, ihtilalden büyük ve unutulmaz darbeler yiyor. Esir hayatları, sürgünlükler, bitmek bilmez yolculuklar, yitip giden canlar ve insanın içine dokunan soğuk öyle içten ifadelerle anlatılıyor ki satırlar arasından içinize dokunan acıya ve soğuğa mani olamıyorsunuz.

“Petersburg’da Ölüm” öyküsü de yalnızlığın ve sessizliğin öyküsünü dillendiriyor. Fırıncı Rıfat, memleketine hasret, ömrünün son deminde bulduğu dostu ile ayakta kalsa da gurbet, acı, soğuk derken bir gün evinde ölü bulunmasıyla son buluyor bir hayat.

Öykülerle hakikat, yakamızı hiç bırakmıyor.

Hayat devam eder her şeye rağmen

Öykülerinde hazin bir son yoklasa da içimizi hayat canlıdır bir yerinden tutunca. Serde Karadenizli olmak var ne de olsa, hırçın dalgalar gibi çalkalanmak var. “Coğrafya Kaderdir” öyküsünü okurken yemyeşil bir dokunuşu an ben an hissediyorsunuz. Yaylalar, çayır, çimen, köy mezra derken bir mavi dokunuşla irkiliyorsunuz. Bir anda dile gelen evler, yalnızlıktan kıvranan patika yollar, birbirini görmekten hoşnut yüzler bir samimiyet hizasında veriliyor.

Derenin karşı tarafında bir yılan gibi kıvrılan yaylaya uzanan patika yola bir bak. Ne kadar da yalnız, değil mi?” “Durduğu yerden Karadeniz’i görüyor hiç zorlanmadan. Nice tepeleri, çayırlıkları, inekleri, insanları, dev ormanları görüyor.”

Karadenizliler kadar coğrafyasına sevdalı olan var mıdır bilmiyorum. Dursun Ali Sazkaya her fırsatta yaşadığı toprakları cümlelerinin başına getiriyor. İçiniz açılıyor sayfaların arasında. Rusya’nın karından, kışından kaçıp Çamlıhemşin’in huzuruna kendinizi bırakmak istiyorsunuz.

Sazkaya’nın öykü dili okuyucuyu anlatımın içine çeken bir içtenliğe sahip. Kurguya ihtiyacı yok yazarın. Uçsuz bucaksız bir coğrafyanın öykücüsü olması onun en büyük zenginliği. Bir tepenin başında babasını bekleyen çocuğun içinde sönmeyen umudun heyecanını yeşerterek diri tutuyor sözlerini.

Petersburg’da Ölüm okuyucularını bekliyor. Şehrin keşmekeşinden bunalan okuyuculara biraz Karadeniz havası teneffüs ettirecek öyküler var bu kitapta.

Dursun Ali Sazkaya, Petersburg’da Ölüm, Okur Kitaplığı Yayınları

 

Mustafa Uçurum

Güncelleme Tarihi: 29 Kasım 2017, 14:52
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER