banner17

Üsküdarlı Ariflerin Mütevazı Mekânı: Attar Dükkanı

Galatasaray Lisesi’ni olimpik rekorla bitirerek, Türkiye’nin ilk atom mühendisi olan Ahmet Yüksel Özemre, Üsküdar’ın tarihini, döneminin fikir insanlarını, bir aktar dükkânı üzerinden anlatıyor…

Üsküdarlı Ariflerin Mütevazı Mekânı: Attar Dükkanı

Ramazan ayının son günleriydi. İçimden geldi, gündüz vakti güzel semtlerde dolaştım. Zeytinburnu, Beyazıt derken ne zamandır Beyazıt Kitap Fuarı’nı ziyaret etmek istediğim aklımdan geçti; lakin iftar vakti de yaklaşıyordu.

Çok ilginç, yolum bir anda fuar alanına çıktı. Düşünebiliyor musunuz bütün yayınevleri bir arada! Bir kitapsever için essiz bir vaha... Aslında aklımda baskısı bitmiş bir iki kitap vardı. Sor sor bulamadım, hemen her stantta aynı cevap: sahaflarda olabilir…

Daha sonra bir kitap standı karsıma çıktı. Şiir kitapları, beni bir anda o “aradığını bulamama” halinden mutmain hale dönüştürdü…

Klasikler ve yeni çıkan kitaplar okuyucuların ilgisi ile en hareketli stantları oluştursa da benim aradığım başkaydı…

O anda İsmet Özel’in kitapları ile dolu bir stant gördüm. Ben kitaplara göz gezdirirken standın diğer tarafında iki beyefendi kitap sohbeti halindeydi... İsminin Çetin Öğüt olduğunu sonradan öğrendiğim ve beni çok güzel kitaplarla tanıştıran kitap muhibbi yayıncı, aradığım kitabın son baskısının kendilerinden çıktığını fakat baskısının artık olmadığını söyledi.

İşte o sihirli cümle! İnsanı nasıl da yollara düşürür o kitabı bulmak için. Sahafın internet sitesinden de alınabilir fakat öyle olmaz ki! Emek vermek lazım o kitap için…

İste o an, nadide kitaplarla tanışmama vesile olan sohbet başladı. Çetin Bey, “Öyle güzel kitaplar var ki aslında.” dedi ve “Üsküdar’da Bir Attar Dükkânı’nı okudunuz mu?” diye sordu. Hiç duymamıştım! “O ‘aktar’ değil miydi?” diye düşünürken, “İsmini yazayım bir ara bakarı.” dedim. “Bu fırsatı kaçırmayın hemen ilerdeki stantta” dedi, sağ olsun bizzat eşlik etti. Kitabı okumam için özel gayret sarf ediyordu.

Derin sohbetlerin mekanı

Üsküdar’daki o attar dükkânının çok derin manevi sohbetlerin mekânı olduğunu söyledi. İncecik bir kitaptı… Kapağında, raflarda bir attar (Halk arasında “aktar” olarak bilinmesinin sebebi, Üsküdarlıların o dönem attar kelimesine aktar olarak söylemesinden kaynaklanıyor) dükkânında bulunabilecek türden malzemeler ve ortasında bir yerde asılı nazar boncukları vardı.

Bayram geçti ve Ege seyahatinde okuyacağım kitapları seçerken hemen aklıma düştü, Üsküdar’da Bir Attar Dükkânı. İlk anda öyle naif bir dille karşılaştım ki içinde bulunduğumuz zamandan 1940’lara, 1950’lere doğru çekildim. İnsanın yüreğine dokunan bir zarafet. Türkiye’nin ilk atom mühendisi olup NATO Bilim Komitesi ve CERN (Avrupa Nükleer Araştırmalar Merkezi) Konseyi’nde Türkiye’yi temsil eden yazarın kendisinden “Fakir” diye söz ettiği bir tevazu...

Bu hatıratı, ıtırlar, yani güzel kokular manasına gelen attar dükkânının ortağı olan iki kardeş Saim Efendi ve Bekir Efendiler ile müdavimlerinin hikâyesi oluşturuyor. Zamanın bazı meşhur sanatkârlarının, ariflerinin sohbet etmek için bir araya geldiği bu mekân adeta bir akademi görevi üstlenmiş.

Bu kişiler arasında Osmanlı hanedanının son müezzin başı ve Dümbüllü İsmail Efendi’nin amcası Hafız Muhiddin (Tanık) Efendi, eski tarz ciltte ve ebrûda güzel eserler vermiş olan Necmeddin Okyay, Özbekler Tekkesi’nin son şeyhi Necmeddin Efendi, araştırmacı-yazar Abdülbakî Gölpınarlı da bulunuyor...

Ve böylesi bir irfan meclisi olmuş, Aktar Hocaların dükkânı. Yedi sekiz kişinin zar zor sığdığı bu küçük attar dükkânının, iki aileyi geçindirdiğine insan inanamıyor! Attarlık erkânından da uzunca bahsedilen kitapta, müşterinin hakkının geçmemesi için nelere özen gösterildiği; her şey cüzi kârlar ile satılmasına rağmen bu kadar kişinin kimseye muhtaç olmadan nasıl geçindiği sayfalarda cevap buluyor...

Yazarın anlatımıyla, “Attarlık sadece dükkândaki malzemeleri satmak değildir. Aynı zamanda, şifa veren bitkiler aracılığıyla bir nevi pratik hekimliktir de. Kuru öksürükten, kabızlıktan, halsizlikten, mide gazından, iştahsızlıktan, dolamadan ve daha pek çok illetten mustarip olanlar çareyi Attar Dükkânı’nda ararlardı. Bunlar arasında doktora ve ilaca verecek parası olmayan fakirlerin, o zamanlarda, Saim Efendi Amca’nın Attâr Dükkânı’ndan başka başvuracak yerleri yoktu.” Bereketin sırrı, bu hastaların ve yakınlarının dualarında olsa gerek...

Seda Ersoy, “Üsküdar’da Bir Attar Dükkânı”, Bilimevi Kitabın Ortası dergisi, Ağustos 2017, Sayı 5.

 

Güncelleme Tarihi: 31 Mayıs 2018, 12:18
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20