Ümmetin nabzı atıyor Seyyah'da

Dünyanın bir kitap olduğunu düşünenlerin, hayal kuranların, bir şeyleri değiştirmek için mücadele eden insanların okuyacağı bir kitap Adem Özköse'nin Seyyah'ı... Sümeyye Dila Çavuşoğlu yazdı..

Ümmetin nabzı atıyor Seyyah'da

Dünyanın bir kitap olduğunu düşünenlerin, hayal kuranların, bir şeyleri değiştirmek için mücadele eden insanların okuyacağı bir kitap Adem Özköse'nin Seyyah'ı...


'Ben kimim ve bu hal neyin nesi?/ Yetiş, yetiş ey sonsuzluk muhasebesi'... Âlem-i İslam'ı gezdikten sonra rahmetli Necip Fazıl Kısakürek'in mısralarının cevaplanması gerektiğini düşünüyor ve düşündürüyor Adem Özköse. Okudukça sahipleniyoruz, gözleri yaşlı anne Şam-ı Şerif'i, zarifliği göz kamaştıran, utangaçlığı hayranlığımızı cezbeden Saraybosna'yı, vicdanımız Gazze'yi, masallar diyarı Bağdat'ı...

Bu kitapta Adem Özköse yaptığı seyahatleri, ziyaret ettiği yerleri gerek geçmiş hatlarıyla gerek yaşadığı anılarıyla sunuyor bize. Kitapta Saraybosna, Nepal, Yemen, Nijer, Fas, Moritanya, Tunus, Libya ülkelerinden Gazze, Beyrut, Amman, Tahran, Hartum, Üsküp, Akabe, Petra, Palmira, İsfahan, Medine şehirlerine kadar ulaşıyor yolculuk. İslam coğrafyasını daha iyi anlıyoruz, geçmişten izler buluyoruz kitapta vebilmediğimiz nice şeyleri. Şehitlerimize, Aliya İzzetbegoviç'e, Ömer Muhtar'a ve nicelerine Fatihalar okumadan geçilemiyor sayfalar.


Tunus'ta başörtüyü yasakladıklarını söylüyor sayfalar bize, yüzlerce âlim, dindar insanın idam edildiklerini okudukça bizi bizden nasıl kopardıklarını anlıyoruz, dinimizden, kültürümüzden, özümüzden... İsrail-Hizbullah savaşı esnasında Beyrut'ta 5 yaşındaki çocuğun cesedine annesi kokusu nedeniyle sarılamıyor. Sayfalar halimize ağlatıyor. İsrail'in derdi ne, çocuğun suçu ne?
Sorularının içinde kendimizi kaybediyoruz adeta..

Ümmet bilincini yaşattırıyor kitap her sayfasında bize

Sayfalar ilerliyor, Fas'ta minaresi tüm Marakesh'ten görülen Kutubiye Camii ağırlıyor bizi. Mimariye hayranlık, Kutubiye'de namaz kılma duaları ile... Tahran'da keşke Türkiye'de olsa dedirten bir uygulama görüyoruz. Her yüz, iki yüz metrede bir sadaka kutusu varmış ve hükümet paraları ihtiyaç sahibi insanlara veriyormuş. Osmanlı'nın sadaka taşları gibi, gerçekten harika. Sayfalar bizi Nijer'e götürdüğünde ise Adem Özköse'nin Afrikalılara Malcom X'i sorduğunu ancak çoğu gencin tanımadığını öğreniyoruz. Ayrıca Nijer'de kırk bin kişiye yalnızca bir doktor düştüğünü de haber veriyor sayfalar bize.

Ümmet bilincini yaşattırıyor kitap her sayfasında bize. Gazze'de şehit olup, Medine'de canlanıyoruz sanki. İstanbul'dan Saraybosna'ya ümmet-i Muhammed için gelen ve şehid olan Selami Yurdan fedakarlığını yaşıyoruz gönlümüzde. Gazze'nin kanlı geçen günlerine, şehitlerine ağlatıyor, Hamas'ın varlığına şükrettiyor en kalbi duygularla...

Sayfalar ilerledikçe sahiplenme artıyor. Adem Özköse'nin dediği gibi alıyoruz, yüreğimizin en özel yerinde saklıyoruz İstanbul'u, Saraybosna'yı, Gazze'yi, Bağdat'ı, Şam-ı Şerif'i, Kudüs'ü... Benim diyoruz okuduğumuz her coğrafyaya... İşte bu hisleri bize canlı canlı yaşatan Seyyah kitabı, "Genç seyyahlara yol tavsiyeleri" ile son buluyor. Kitabın sonunda Üstad Necip Fazıl'ın mısralarını daha iyi anlıyoruz.

Bize bizi anlatan, bize bizden haber veren, mutlaka okunması gereken kitap sorular içinde bizi bize yönlendiriyor...

Sümeyye Dila Çavuşoğlu yazdı

Güncelleme Tarihi: 03 Mayıs 2019, 17:21
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13