Ülke ne günlerden geçti, bu hatıralarda var

Sivas'ta bir memur oğlu olarak başlayan, hayatının gençlik ve delikanlılık bölümünü Malatya'da sürdüren Yavuz Bülent Bakiler, hayatında yaşadığı çarpıklıkları acı ve esprili üslubuyla okuyucuna ulaştırır: Hatıralar Işığında Cumhuriyet Tarihi Okumaları: Unutamadıklarım.. Haşim Akın yazdı.

Ülke ne günlerden geçti, bu hatıralarda var

https://www.ktpkitabevi.com/urun/gnlmdekiler-ve-tekiler-hatiralar-isiginda-cumhuriyet-tarihi-okumalari-2-9786055027070

Sivas'ta bir memur oğlu olarak başlayan, hayatının gençlik ve delikanlılık bölümünü Malatya'da sürdüren Yavuz Bülent Bakiler, hayatında yaşadığı çarpıklıkları acı ve esprili üslubuyla okuyucuna ulaştırır. Daha çocukluk yıllarında başlayan maceralı hayatında, ülkenin üzerinde “Demokles'in kılıcı” gibi duran ve sahiplerince ihtiyaç (!) hissedildiğinde halkın boynuna indirilen bir heyula sistem ve düşünceden bahseder.

Hatıralar Işığında Cumhuriyet Tarihi Okumaları: Unutamadıklarım”. Unutulmayan özel hatıraların yer aldığı bir eser. Bu dönemi yaşamış olanlar için, bu hatıratın paylaşılması ve okunup-yazılması bile çok şey. Sakın basit görmeyiniz. Zira bunları konuşmak ve yazmak bile çok büyük cesaret isterdi. Şahsen ben de bunu hissetmekteyim.

Farklı meslek ve tecrübeler

Bu dönem, hâkim zihniyetce, yeni bir idari sistemden daha çok, yeni yaşam ve düşünce tarzı yerleştirme çabalarının belirginleştiği günlerdir. Bu nedenle de eskiye ait olanlar silinmeli, çok yeni ve orijinal şeyler (!) ikame edilmelidir. Bu gün 25 yaş altı olanlar, bu hissiyatı ve olayları anlamakta zorlanacaklardır. “Bu kadarı da fazla ama!” diyecek, işin failleri için, “Ne beton kafalı adamlarmış be!” diye tepki verilecek macera ve hatırattır. Bu işi hakka'l-yakin yaşamakla bir kitaptan okumak kesinlikle aynı sonucu doğurmayacaktır. (Aman gençler yanlış anlamasın; duamız odur ki, Allah tekrar yaşatmasın!)

Yoksa sen de düşman mısın?

Üstat Bakiler'e, lise öğrenciliğinde 10 Kasım’da konuşma yapma görevi verilir. Hazırlık için okul kütüphanesinden aldığı ve dönemin Edirne milletvekili tarafından kaleme alınmış kitaba, başkaları tarafından yapılan itiraz cümlelerinden dolayı suçlanır. Buna benzer dönemleri yaşayanlar çok iyi bilirler ki, Atatürk’e karşı olmakla suçlanmak, bu konuda bir iftiraya maruz kalmak, altından kalkılması zor bir durumdur. Neyse, kütüphane memurunun dikkati ve iyi niyetli araştırması sonunda paçayı kurtarır.

Bugün birçok insanın kabul etmekte zorlanacağı, Kemalizm’i bir din (!) olarak tanıtmaya çalışanları, hatta daha da ileri götürmek için gösterilen çabaları, bu konuda yazılmış şiirleri, bu şiir ve metinleri korumak için verilen gayretleri, “Aman ona bir şey olmasın da...” diye verilen mücadeleleri, müstehzi tavırla karşılarız bugün. O günlerde kim daha ileri gidecek diye bir yarış vardır sanki. Yaşınız ve uğraş alanınız gereği benzer şeyleri yaşamışsanız, bunlar size asla uçuk ve uydurma gelmeyecektir. (Bu sayfanın nezaheti gereği, benim de tamamını okumaya dayanamadığım bu şiirlerden (!) hiç bir örnek arz etmeyeceğim sizlere.)

Gerek var mı?

“Bu bilgilere ve yanlışların ifadesine gerek var mı?” diyeceksiniz. Ama insan nisyan ile maluldür. Bu nedenle de bazen dünü unutur ve bu güne bakamaz. Bu tür bilgiler, bulunduğumuz yeri ve şartları tespit etmek için önemlidir. Bir yönüyle, "Aman unutalım bu kara günleri, gidişi olsun da gelişi olmasın!" diyesi geliyor insanın. Ancak, son zamanlarda yaşadığımız olaylara da bakınca, "Hayır o günler asla unutulmamalı, hatırda tutulmalı; nereden başlayıp nereye geldiğimizi bilmek ve buna göre dostu düşmanı ayırt etmek için buna ihtiyacımız var!" diyoruz.

Bu köprüden hepimiz geçtik

Üstadın affına ve büyük müsamahasına sığınarak ifade ve ilave etsem:

Çalıştığım okula bin yıl sürmesi planlanan heyula baskı günlerinde müfettişler geldi. Rehberlik yapıp (!) daha güzel nasıl ders işlenir? Bu konuda bilgi verecek, ufuk açacaklar. Sıra bana geldi, çağrıldım. "Dosyalarını getir!" Bir koşuda dosyaları masasına serdim. İlk ve tek soru: "Atatürkçülük konularını yıllık plana yerleştirdin mi?" "Elbette!" deyip gösterdim. Ama bu sefer yeni bir soru: "Peki, sözlerini neden yıllık planda kullanmadın?" Savunmaya çalıştım; "Efendim onları günlük planda kullanıyoruz." Ama bir açık bulmalıydı. Tam da bir açık ve önemli bir suç bulmuştu ki, sayfada bir özdeyiş bulduk da işi bitirdik. Yani yaptığı tüm rehberlik bundan ibaretti: Gerçekten çok faydalandık!

Adnan Menderes

Sadece birkaç büyük şehirde asfaltın bulunduğu, 13 köyün (Yanlış değil; sadece 13 köy!) elektrikle tanıştığı, toplam 36 lise ve iki adet üniversitenin bulunduğu bir ülke düşünün. Konya-Ankara arasının toplam 27 (Yirmi yedi!) saatte aşılabildiği, Ankara'nın Yenişehir bölgesine polis ve jandarma kontrolüyle köylülerin girmesinin yasak olduğu, halkı iliklerine kadar sömüren vergi sistemi yüzünden, bir acil kurtuluş olarak eşeğini yatağa yatırıp, "Babam hasta…" diyen köylülerin bulunduğu bir ülke düşünün. Hayır, sadece düşünmeyin ve bunun var olduğunu bilin!

Bir ihtiyaç olduğuna inanıldığı için değil de dış ülkelerin tazyiki ile kurulan yeni partinin, yani Demokrat Parti’nin 1946'da açık oy gizli tasnif usulüyle yenilgisini bilin. 1950 seçimlerinde 393 milletvekili, 1954 seçimlerinde 488 milletvekili, 1957 seçimlerinde 424 milletvekili çıkarmış bir partiyi düşünün. O dönemi bilenlerin, "Biz bu filmi izlemiştik!" diye tepki vereceği bugünkü olayların benzerleri sahnelenir. Zemin hazırlanır ve 1960 darbesi gerçekleşir. Ülkeyi yukarıda saydığımız şartlarda teslim alan ve halkın gönlünde taht kuran başarılı bir başbakan ve iki çalışma arkadaşı hunharca idam edilir. Bu idama ait kitaplarda yer alan detaylar gerçekten iç burkan hadiselerdir.

“Davulun sesi uzaktan hoş gelirmiş” sözünü tam da buradan, kitapta yer verilen enstantanelerden seyredeceksiniz. Kocaman, kelli felli adamların, "döner koltukta" aldıkları pozisyonları siz de görün isterim. Demokrasi adına (!) yapılmış idamları, "Er kişi niyetine!" nidasını hak etmiş Muhsin Yazıcıoğlu değerlendirmesini, sıra dışı ve fırtına bir vali Recep Yazıcıoğlu'nu okumak için buyurun.

Belirli bir yaşın üzerinde olanlar için malumun ilamı olsa da, gençlere tavsiye ederim bu kitabı. Bugünü anlamak, eksiklerin nedenlerini bulmak, yarına hazırlanabilmek, dostu düşmanı iyi seçmek için bilinmesi gerekenler var.

Haşim Akın yazdı

Güncelleme Tarihi: 20 Aralık 2018, 17:14
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13