Uçsuz bucaksız bir eser, Hikem-i Ataiyye

"Ucu bucağı olmayan kitaplar vardır, Hikem-i Atâiyye o kitaplardan biri." Ömer Yalçınova; Yahya Pakiş'in Hikem-i Ataiyye şerhi hakkında yazdı.

Uçsuz bucaksız bir eser, Hikem-i Ataiyye

Haberdar olduğumuz olmadığımız, gördüğümüz görmediğimiz birçok Hikem-i Atâiyye çevirisi ve şerhi vardır. Onlardan biri hiç beklemediğimiz bir anda karşımıza çıkabilir. O anlardan birindeydi Mustafa Kara’nın Tasavvufî Hikmetler (Dergâh y.) ismiyle çevirdiği Hikem-i Atâiyye’yle kütüphane raflarının birinde karşılaşmam. Saatlerce okuyup, hiçbir şey anlamayıp, huzur bulduğum, ikinci üçüncü defa elime aldığımda ise damla damla bir şeyler edindiğimi hissettiğim bir kitaptı Hikem-i Atâiyye.

İlginçtir bu zaman zarfında hiçbir zaman ben bu kitabı neden anlamıyorum diye düşünmemiştim. Bir şekilde anlaşılacağını veya belirli bir zamanın geçmesini, belki belli bir yaşa ermem gerektiğini, ondan sonra anlamaya başlayacağımı düşünmüş olmalıyım. Şu da ihtimallerden bir ihtimal: Henüz bu eseri anlamak için yeterli birikime sahip değildim.

Bunların hepsi doğru. Hikem-i Atâiyye için entelektüel bir birikim gerekir. Ama yeterli olmaz. En basitinden tasavvufi terimlere aşina olunmalıdır. Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i Şerifler bilinmelidir. İslam tarihine bir aşinalık illaki gerekir. O aşinalık dolayısıyla Hikem-i Atâiyye’yi kelime düzeyinde olsun hissetmeye başlayabilirsin. Fakat bu kesinlikle onu hakkıyla anlayabileceğin anlamına gelmez. Çünkü Hikem-i Atâiyye sadece tasavvuf terimlerinden oluşan bir tavsiye veya nasihat kitabı değil. Onda bazı cümle ve işaretler vardır ki İbn Ataullah İskenderî’nin sık sık sözünü ettiği hallere sahip kişiler anlayabilir. Bu manada Hikem-i Atâiyye teorik, kuramsal, teolojik bir kitap değildir. Zihnî olmaktan ziyade hayata ve uygulamaya dönüktür. Entelektüel bir çalışma sonucunda yazılmamıştır. Tamamen tecrübeye dayanır. Hayattan gelir, insana gider, hayata döner de diyebiliriz. Dolayısıyla ortak haller içindeki kişiler arasındaki bir dertleşme veya sohbete de benzer Hikem-i Ataiyye, mürşitle mürit arasındaki mektuplaşmaya da.

Kur'an ve hadis okumanın sonu olmaz

Yanlış anlaşılabilir veya bir önyargıya sebep olabilir diyerek şu notu düşmeliyiz. Hikemi Atâiyye öyle bir eserdir ki onu anlamak için önce Kur’an-ı Kerim ve Sahih-i Buhari’yi anlamak gerekir diye bir şey söylemiyoruz, böyle bir iddiamız yoktur. Zaten bu tür kıyasların tümden hatalı olduğunu düşünüyoruz. Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i Şerifleri okumanın sonundan söz edilemez. Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i Şerifleri her şeyden önce ve sonra elimizden düşürmememiz gerekir. Hikemi Atâiyye’yi şu kitapları okumadıysan anlayamazsın gibi bir iddiamız da yoktur. Ne belli belki de hiçbir okumuş yazmışlığı olmayan kişiler, İbn Ataullah İskenderî’nin cümlelerini, değme entelektüelden daha iyi anlar, derinlemesine düşünür.

Yukarıda belirtmeye çalıştığımız şey budur zaten. Hikem-i Atâiyye hayattan gelmiş, tecrübeden beslenmiş, ona dönük olan; o yüzden benzer haller içindeki kişilerin anlayabileceği, derinliğine hissedebileceği bir kitaptır. Fakat bu, ondan bizim nasiplenemeyeceğimiz anlamına gelmez. Nasiplenmek için neler gerekir, ne yapmalıdır sorusuna binaen yukarıdaki cümleleri kurduk. Ya da bunlar sadece haberi yazan kişinin geçirdiği bir okuma serüvenidir. Başkalarını bağlamaz. Bu da söylenebilir.

O zaman devam edelim Hikem-i Atâiyye konusuna. Onun yapılmış nefis bir şerhiyle karşılaşmam eserle ilgili merakımı, ilgimi, sevgimi, okumalarımı artırdı: Yahya Pakişin çevirdiği ve şerh ettiği Hikem-i Atâiyye (Semerkant y.). Bu şerh, okuyucuya farklı bir deneyim sunar. Eğer şerhsiz Mustafa Kara çevirisini okumuşsanız Yahya Pakiş’in şerhi ayrı bir tat, ayrı bir tecrübe olur. Çünkü sizin ucundan bucağından fazlasıyla zorlanarak ulaşmaya çalıştığınız anlamları, Yahya Pakiş sade ve berrak üslubuyla, usta açıklamalarıyla adeta avucunuzun içine bırakır. 

Yahya Pakiş de İbn Ataullah İskenderî’nin bütün söylediklerini kelime kelime açıklamaz. Bazı konuları ayrıntılarıyla, örnekler üzerinden giderek anlatır. Bazı konulara geldiğinde susar. Ya da sadece ehlinin anlayabileceği dilden konuşur. Az konuşur, ehli onu anlar. Susarak anlar belki de. Fakat günümüz modern okuyucu, orayı fark etmeyebilir. Bu manada Yahya Pakiş’in şerhi, ayrı bir eserdir. Yahya Pakiş, eserin sınırlarını aşmadan, maksadından kesinlikle sapmadan, Hikem-i Atâiyye’yi günümüz diline tercüme eder. Daha doğrusu ona nasıl yaklaşmamız gerektiğini gösterir.

Ahmet Murat Özel tashih etti

Yahya Pakiş’in şerhini okuduğumuzda şerh geleneğinin ne kadar mühim bir şey olduğunu, başlı başına bir çalışma gerektirdiğini, zinhar söylenmiş şeylerin tekrarı anlamına gelmediğini de anlarız. Şerh etmek, geleneğe eklenmektir, geleneği tekrar etmek değil. Yahya Pakiş’in şerhi buna en güzel örneklerden biri.

Yahya Pakiş’in Hikem-i Atâiyye şerhini Ahmet Murat Özel tashih etmiş. Yayımına ayrı bir özen gösterilmiş. Mustafa Kara’nın çevirisinde bulunmayan, konulara bölmeler mevcut bu çeviride. Muallakta kalan bir cümle bile bırakılmamış. Her kelime ve cümleye özen gösterilmiş.

Ahmet Murat Özel denilince belki hemen çıkaramayanlar olur, şair Ahmet Murat’tan söz ediyoruz. Ayrıca Ahmet Murat’ın İbn Ataullah El-İskenderi Hayatı, Eserleri, Görüşleri (İnsan y.) isminde bir çalışması da varmış. İlk fırsatta edinmek lazım.

Hikem-i Atâiyye hangi çeviri veya şerhi olursa olsun okurken her birinde farklı duygu ve düşüncelere kapılabileceğimiz, kapağını her açtığımızda o anki halimizle ilgili bir cümle veya kelimeye rastlayabileceğimiz bir eser. Ucu bucağı olmayan kitaplar vardır, Hikem-i Atâiyye o kitaplardan biri.

Ömer Yalçınova değindi.

Güncelleme Tarihi: 13 Şubat 2019, 18:11
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mustafa
Mustafa - 3 yıl Önce

Balıklızade şerhini unutmayalım. Nefesi yetenlereirfan ve ruh dünyamızageleneksel bir harita. Tabi ki yitik hikmette sadra şifa.

mahmut temel
mahmut temel - 3 yıl Önce

güzel bir yazı olmuş. gerçekten kitap muhteşem, şerh de muhteşem. şahsen yıllardır okuduğum en güzel kitap. 3 kez okudum ama hala yeni okuyormuşum gibi zevk ve bilgi alıyorum.kitap işi çözmüş birinin reçetesi niteliğinde. okumayan varsa bilhassa bu şerhli versiyonunu mutlaka okusun ne demek istediğimi anlar zaten

banner19