Tuttuğun Eli, Aldığın Nefesi, Kokladığın Çiçeği Sev

Bilal Kemikli'nin 'Sen Sen Ol, Sevgili Kızım' kitabı, farklı olmanın, fark yaratmanın, fark atmanın, bir adım önde, her daim gözde ve popüler olmanın algılarımıza işlendiği günümüzde, 'şifâhi kültürümüzün, kendi tecrübe ve bakışımızın tanığı' olmaları için açılmış hoş bir pencere. Sevil Dağcı yazdı.

Tuttuğun Eli, Aldığın Nefesi, Kokladığın Çiçeği Sev

“Farklı şehir, ülke ve mekânlarda yazılan bu yazılarla, değişen kadın ve kız algımıza kendi değerlerimiz açısından bir bakış sunma çabasının yanında, kızlarımın zamanın ruhuna uygun huzurlu ve mutlu bir hayat sürmeleri için gerekli olan ahlâkî ilkeleri bilmesini de arzuladım.” Bu güzel temenni Bilal Kemikli’ye ait. Yazarın bu halis niyeti sayfa sayfa, satır satır, kelime kelime, “Sen Sen Ol, Sevgili Kızım” adlı kitabın iliklerine kadar işlemiş.

Prof. Dr. Bilal Kemikli’nin geçtiğimiz sene “Oğul, sen sen ol…” başlıklı kitabı yayımlanmıştı. Yazar “oğul” ifadesiyle hem kız, hem de erkeğin kastedildiğini, hatta kendisi için tutulan notlar olduğunu belirtmişti. Fakat arkadaşlarının ısrarları üzerine, kızlarını düşünerek bu kitabı yazdığını belirtiyor. Her ne kadar birbirinin devamı gibi görünseler de iki kitap arasındaki üslup farkını okuyunca anlıyorsunuz. Daha içten hitap şekli, özenle seçilmiş ince ifadeler, içten bir sohbet tadı var kitapta. Yazar, bir yandan kavramlara yüklediğimiz yanlış anlamların yol açtığı çelişkiler üzerinden düşünmemizi sağlarken, diğer yandan kastedilen doğru manayı akıcı ve anlaşılır bir dille okuyucuya sunuyor.

Yazılarda bir babanın içten niyazları, temennileri, umutları, hasret ve özlemleri var. “Sevgili kızım, insan hatıralarıyla çoğalıyor. En önemli hatıralarımız çocuklarımızla ve ailelerimizle ilgili olanlardır. Şimdi burada, senden uzak bir köşede, senin de güzel hatıralarını çoğaltacağın hayırlı ve huzurlu bir yuva kurman için niyaz ediyorum; bahtınız, yolunuz, ufkunuz, gönlünüz ve aklınız her daim açık olsun!”

Tuttuğun eli, aldığın nefesi, kokladığın çiçeği, yaşadığın an’ı sev

Sen Sen Ol, Sevgili Kızım, farklı olmanın, fark yaratmanın, fark atmanın, bir adım önde, her daim gözde ve popüler olmanın algılarımıza işlendiği günümüzde, “şifâhi kültürümüzün, kendi tecrübe ve bakışımızın tanığı” olmaları için açılmış hoş bir pencere. Bu naif pencereden baktığınızda, bütün mevcudatı cömertçe aydınlatan, ısıtan hakikat güneşi, içinizi ısıtıp aydınlatacak. Rahmet bulutlarına eşlik eden tertemiz rüzgârlar, bin bir çeşnili dağ kokularıyla yüzünüzü okşayacak. Tazeleneceksiniz. İçinizin en derin köşelerine mis kokularıyla bahar gelecek. Gönül köşkünüz ıhlamur, hanımeli ve lavanta kokularıyla tazelenecek. Beton duvarları görmekten kararmış gözleriniz, gökyüzünün engin mavisinde, sonsuz kudret sahibinin hayranı olacak. Kendi benliğinizin esiri olmuş ruhunuz, o ilk saf haline dönebilmenin iştiyakını duyacak. Küçük bir kız çocuğunun çağrısına kulak verecek belki. Kendini çocukken oynadığı evcilik oyununun içinde bulacak. Oyundan da olsa anne olabilmenin sevincini yaşayacak. “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuna, hiç düşünmeden “anne” cevabını verdiğini hatırlayacak. Bir gülümseme belirecek dudaklarında, samimiyetsiz ifadelere inat. Gün boyu yorgunluktan solan yanaklarına, mis kokulu güller değecek. Nasırlaşmış elleriniz Efendimiz’den güller derecek. Bülbül sesleri, hep bir ağızdan koparılan gürültülerin pasını silecek. Kaba ve argo kelimelerin yaydığı kötü kokuyu, nezaket ve sevgi dili bertaraf edecek. Ağır yükler altında ezilen sırtınız Elif’çe doğrulacak. Hak olana dönüp, gücünü Hak’tan, adaletten alacak. Durup baktığınız pencereden zamanın telaşla akışını gözlemleyecek, bir dem durup İlahî Huzur’da seyrana çıkacaksınız. Gözünüzden damlayan bir damla yaş, o bir damladaki yaratılış mucizesini hatırlatacak size. Tevazu ile ellerinizi açıp dua edeceksiniz, geldiğiniz ve gideceğiniz yerin idrakine vararak. Karşılıksız sevmeyi sevdirecek Yunus’un sözleri. Sezai Karakoç’un, Karacaoğlan’ın şiirleri kalbinize dokunacak. Bir fincan Türk kahvesi ya da ince belli cam bardaktan içilen bir bardak çay eşlik edecek, bu doyumsuz anlara. Doğru bakışlar kazanacaksınız, kusuru kendinizden bilerek. Verdikçe çoğalmanın hazzını tadacaksınız. Sevgi dolu cümleler dilinize, merhamet yüklü duygular kalbinize dolanacak: “Dünyaya geliş sebebi sevgi; sevmek, sevilmek için geldik. Sen sev kızım, sev. Baktığında aynaya cemalini sev, seni var edene şükret. İçtiğin bir bardak suyu, yediğin lokmayı sev. Tuttuğun eli, aldığın nefesi, kokladığın çiçeği, yaşadığın an’ı sev.” Kitabın ana temasını sevgi oluşturuyor dersek yanılmış olmayız herhalde.

Yazar her ne cihetten bakarsa baksın, bardağın dolu tarafını ustalıkla göstermeyi başarmış: “Sevgili kızım, bırak sıradan insan desinler sana… Sen mutlu olmanın, huzurlu olmanın yolunu ara. Sıradan insan, işine yoğunlaşan, çevresine duyarlı, karşılaştığı meselelere kendince çözümler arayan, kendi halinde olan insan… Karmaşık, hep göz önünde, hep bencil, ‘büyük adam’ rollerinde olmaktansa sıradan olmak daima iyidir.”

Bilal Kemikli, kış mevsiminde, tam da zamanında yağması gereken karı, kaos olarak isimlendirenlere inat, bakın ne de güzel tasvir ediyor: “Elif gibi inen kar taneleri vazife bilinciyle, bize sorumluluğumuzu ve tevdi edilen ilahi teklifleri hatırlatır. Kar taneleri, ‘ak elleri kalem tutan’ bir Elif’tir; parklara, bahçelere, şehrin sokak ve caddelerine, dağlara, tepelere elif yazar. Kâinat elif olur, âlem eliften ibaret kalır.” Yazara göre ayrılıklar bile yeni kavuşmaların vesilesidir. Ne diyelim, bu pozitif bakış açısına sahip olabilmeyi niyaz edelim.

“Bu satırları yazarken seninle sohbet ettiğimin farkındayım”

Kitap belli başlı konu ya da başlıklara ayrılmamış. Kemikli, mesnevi geleneğine bağlı kalarak, yazılan mektuplara veya aforizmalara başlık koymadan, gönle düştüğü gibi yazdığını belirtmiş. Kitabın dibâce ve hatime bölümlerini de mutlaka okuyun derim çünkü o sayfalarda da ayrı bir güzellik var. Yazar sözüne kâfi derken, hayatın sohbetten ibaret olduğunu ve sohbetin devam etmesi gerektiğini şöyle dile getiriyor: “Evet, huzur veren sohbet ortamının, insanı düşündüren, ona yeni bilgiler ve bakışlar sunan kitapların bitmesini istemeyiz. Bilmem bu kitap sana bu duyguyu verdi mi? Lakin şunu bil, ben bu satırları yazarken seninle sohbet ettiğimin farkındayım. Çaylar içtim, kitaplar okudum, söze, sohbete kulak verdim, dertlendim, yazdım, söyledim ama zaman mahlûktur, bir yerde ‘kâfi’ demek lazım…” Söze kâfi derken yazarın yaptığı duaya içten âminlerimizle iştirak edelim: “Hakk sığınağın, el-Muallim olan Hz. Peygamber daima rehberin olsun!”

“Sen Sen Ol, Sevgili Kızım…”, her duyarlı insanın okuması geren bir kitap olmuş. Modern çağın hastalıklarıyla başa çıkabilmenin mücadelesini verirken, doğru kaynakların rehberliğine ihtiyacımız var. Bilal Kemikli’nin bu güzel kitabının, bütün aile bireylerinin bir arada olduğu sıcak sohbet ortamlarında okunmasını temenni ederim. Emeği geçen herkesten Allah razı olsun efendim. İyilikler ve güzellikler çoğalsın, hayırda yarışanların sayısı artsın inşallah.

Bilal Kemikli, Sen Sen Ol, Sevgili Kızım, Hayy Kitap.

Sevil Dağcı

Güncelleme Tarihi: 05 Aralık 2018, 14:48
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13