Türkiye'de eleştiri ve dergicilik bir kültür işidir

Üç Sütun, Hakan Arslanbenzer’in diğer deneme kitaplarıyla birlikte okunduğunda Türkiye’nin son yirmi senesinin edebi, kültürel ve düşünsel bir dökümü, siyaseti ve değerlendirmesidir..

Türkiye'de eleştiri ve dergicilik bir kültür işidir

Hakan Arslanbenzer’in dergi sayfalarında kalan yazılarından bir kısmı daha Üç Sütun: Şiir, Hikaye, Eleştiri (2013, Okur Kitaplığı) başlığı altında kitap olarak yayımlandı. Üç Sütun’la Hakan Arslanbenzer’in edebiyatçı kimliği daha bir belirginleşti, kendini derli toplu gösterme imkânı buldu. Şöyle söyleyebiliriz: Arslanbenzer, Neo-Epik Şiir’le şiir düşüncesini (poetikasını), Kültürel İktidar Solda mı?’yla (2011, Avangard y.) kültürel meselelerle ilgili düşüncelerini ortaya koydu. Zaten şiir, kültür ve edebiyat birbirinden ayrı düşünülemez, iç içe geçmiş, birbirini etkileyen ve belirleyen, birbiri içinden doğan ve büyüyen alanlardır.

Hakan Arslanbenzer’in Üç Sütun’da Neo-Epik Şiir’e (2012, Okur Kitaplığı) girmeyen şiir yazılarıyla karşılaşıyoruz. Üç Sütun bu yönüyle Dünyaya Saldıran Şair’in (1998, Dergâh y.) devamı niteliğinde. Her iki kitap da okuma ağırlıklıdır. Diğer deyişle Arslanbenzer’in okuma, araştırma ve bu araştırmalardan çıkardığı neticeler, kitapların çerçevesini oluşturur. Dünyaya Saldıran Şair’de teorik metinler de vardır. Fakat bu metinler Neo-Epik Şiir’deki yazılarla kıyaslandığı zaman dağınık düşüncelerden oluştuğu görülür. Arslanbenzer Dünyaya Saldıran Şair’de durum araştırması yapar gibidir. Adeta yeni bir şehre girmiş, şehri araştırmış, şehrin eksikliklerini, fazlalıklarını tahlil etmiş ve ne yapması gerektiğini düşünmüştür.

Üç Sütun’daki edebiyatçı kimliğin tohumlarına Dünyaya Saldıran Şair’de rastlıyoruz

Şiirde İkinci Yeni ve 80 Kuşağı’na dönük okumalarını ve eleştirilerini Dünyaya Saldıran Şair’de derinleştirmiş ve ilk örneklerini vermiştir. Aynı kitapta Hakan Şarkdemir ve Murat Menteş’in şiir kitaplarıyla ilgili de yazmıştır. Bu da Türk şiirinde gelinen durumdan, nasıl bir çıkış yapılabileceğine dönük çalışmalar ve arayışlar olarak okunabilir. Dünyaya Saldıran Şair’deki eleştirel ton, yöntem ve tarz yıkmaya dönüktür. Sanki yıkım amacıyla geliştirilmiş ve yazılmıştır. Diğer bir ifadeyle Arslanbenzer, Dünyaya Saldıran Şair’de kendine bir çalışma alanı açmıştır. Çünkü içine girdiği şehirde (Türk şiirinde) nefes alınacak alan kalmamıştır. Bazı yapılar dökülmüş, yıkılmaya yüz tutmuş, bazı alan, tarz veya isimler ise kangren olmuş, haddinden fazla büyümüş ve çoğalmıştır. Ortama müdahale edilmesi gerekmiştir. Bu müdahaleyi Arslanbenzer Dünyaya Saldıran Şair’le yapar. Bir yıkım çalışması olduğu için de dağınıktır, fazla tozludur, geride bıraktığı hafriyat göze batar.

Neo-Epik Şiir; Dünyaya Saldıran Şair’in açtığı alanda yapılmış bir yapıya benzetilebilir. Neo-Epik Şiir’deki eleştirel ton, yıkıma değil yapıma dönüktür. Şu söylenebilir: Dünyaya Saldıran Şair’den iki kitap meydana gelmiştir. Yani iki kitabın yapım aşamasına Dünyaya Saldıran Şair’de başlanmıştır. Arslanbenzer’in Üç Sütun’daki edebiyatçı kimliğinin tohumlarına Dünyaya Saldıran Şair’de rastlıyoruz. Çünkü şiir, şiirden ibaret değildir. Neo-epik şiirin doğuşu için Arslanbenzer’in hikâyeden sosyolojiye, romandan tarihe geniş bir alanda at koşturması gerekmiştir. Türk düşüncesinde hiçbir şey hazır lokma değil. Adeta her seferinde Türk şiiri yeniden yıkılıp yapılmaya mahkum. Osmanlı’dan Cumhuriyete geçiş yapmış bir Türkiye’nin dili, kültürü, tarihi ve edebiyatı da bu özelliği taşır. Üç Sütun neo-epik şiirin edebiyat, Kültürel İktidar Solda mı? ise kültürel alandaki araştırmalarını oluşturur.

Arslanbenzer yine eleştirel zekâsını ve şair duyarlılığı birleştiriyor

Üç Sütun’daki şiir yazıları, Neo-Epik Şiir’in daha iyi anlaşılmasına dönük yazılardır. Çünkü Arslanbenzer Neo-Epik Şiir’de neo-epik şiirin başarılı örneklerini incelemiş ve değerlendirmiştir. Oysa bir şey, kendisi olmayan şeyle daha iyi anlatılabilir. Bir şeyin ne olduğunu söylemek kadar, ne olmadığını söylemek de o şeyi anlatmaya ve tanıtmaya yarar. Üç Sütun’daki şiir yazıları bu açıdan, yani neo-epik şiirin ne olmadığı üzerinden yine neo-epik şiiri anlatır. Bu, yazıların bir yönü.

Diğer yönü ise 1990’lardan günümüze yazılan şiirlerle ilgili fikir vermesi… Arslanbenzer, yazılmakta olan şiirin nirengi noktalarını, isim ve kitaplarını tespit eder ve onlar üzerinden ilerler. Bu, profesyonel bir okumadır. Bu şekilde günümüz şiiriyle ilgili okuyucunun gözünde dağınık, renksiz, ayrımsız, ölçüsüz bir yığın değil, sınıflandırılmış, temizlenmiş, net bir portre oluşur.

Üç Sütun’daki hikâye, roman ve edebiyat dergiciliği üzerine yazılarda Arslanbenzer yine eleştirel zekâsını ve şair duyarlılığı birleştirir. Buna sorumluluk diyoruz. Bu yazılar genel okuyucuya ayrı, hikâyeci veya romancılara ayrı şeyler söyler. Genel okuyucu, okumalarını hangi istikamette yoğunlaştıracağını ve ilerleteceğini, Üç Sütun’un sayfalarında bulabilir. Hikâyeci ve romancılar ise Üç Sütun’da belki de kendilerinin daha önce fark etmedikleri açılarla karşılaşırlar. Türkiye’de eleştiri ve dergicilik ise bir kültür işidir. Dergicilik üzerine Arslanbenzer’in geliştirdiği ve öne sürdüğü fikirler, kültür tarihimizin geldiği noktayı ve gidişatını gösterir.

Üç Sütun, Hakan Arslanbenzer’in diğer deneme kitaplarıyla birlikte okunduğunda Türkiye’nin son yirmi senesinin edebi, kültürel ve düşünsel bir dökümü, siyaseti ve değerlendirmesidir.

Ya da Hakan Arslanbenzer’in eleştirel denemeleri; şiiri için giriştiği çalışmalar esnasında nelerle karşılaştığını görmek ve anlamak için bir kılavuzdur.

Ömer Yalçınova yazdı

Güncelleme Tarihi: 25 Aralık 2018, 13:16
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Hatice Nar
Hatice Nar - 6 yıl Önce

Ömer Beyden artık bir Hakan Arslanbenzer kitabı bekliyoruz. Güzel yazı.

banner19

banner13