Türkçeden İslâm'a Giriş Serisinin İlk Kitabı: Türkün Dili Kur'an Sözü

'Türkün Dili Kur’an Sözü' oldukça geniş bir çalışma. İsmet Özel’in önerisiyle başlayan ve İstiklâl Marşı Derneği Konya Şubesi’nin üzerinde çalıştığı bu çalışma, bize Türkçedeki Kur’an kökenli kelimeleri tanıtıyor. Kelimelerin kökü, bu kelimeden türetilen kelimeler, kelimenin Kur’an harfleriyle yazılışı vb. bilgileri öğreniyoruz. Mehmet Akif Öztürk yazdı.

Türkçeden İslâm'a Giriş Serisinin İlk Kitabı: Türkün Dili Kur'an Sözü

“Dil” veya “lisan” dendiğinde, toplumda bilinenlerden farklı şeyler söyleyen kim var derseniz, İsmet Özel ve İstiklâl Marşı Derneği var derim. Sadece İsmet Özel’in değil, dernek bünyesinde bu işle iştigal edenlerin de, özellikle derneğin kurulmasından beri üzerinde ısrarla durdukları bir konu bu. “Allah milletleri lisanları üzerinden yaratır” diyen ve bunu benimseyen İstiklâl Marşı Derneği’nin dil konusunda yaptıkları çalışmalara son zamanlarda daha fazla tanık oluyoruz.

“Türkün Dili Kur’an Sözü” kitabıyla ilgili bir şeyler söylemek istediğimiz zaman, İsmet Özel’in ve derneğin bu konudaki fikirlerini bilmemiz gerekir. Bu sadece İsmet Özel’in çalışması olmasa da, kitabın başındaki söyleşide bu incelemenin İsmet Özel sayesinde doğduğunu öğreniyoruz. İsmet Özel’i başa almamın sebebi budur.

“Türkün Dili Kur’an Sözü” kitabını –dernek üyeleri her ne kadar öyle değil dese de- bir sözlük çalışması olarak ele alabiliriz. Kitap, dört kısımdan oluşuyor: Kapağı açtığımızda karşımıza ilk olarak dernek üyelerinden şimdiki genel başkan Durmuş Küçükşakalak, Muammer Parlar ve Mustafa Deveci’nin İsmet Özel’le yaptığı, içeriğini Türkçe, İslâm, milliyetçilik ve bu kitap hakkındaki konuların oluşturduğu geniş ve uzun bir söyleşi çıkıyor. Biz bu çalışmanın niçin doğduğunu, neyi göstermeyi ve kanıtlamayı amaçladığını ve İsmet Özel’in Türkçe konusundaki fikirleriyle, genel anlamda dil bahsine değinen düşüncelerini bu söyleşi sayesinde öğreniyoruz. Daha sonra bu incelemede takip edilen usûl ve bu çalışmayla ilgili bazı izahlar bulunan bölümü görebiliyoruz. Sonrasında kitabın özü olan, çok geniş bir kelime incelemesi bulunuyor ve kitap fihristle sona eriyor.

Türkçe ve Kur’an-ı Kerim arasındaki sıkı bağ

İsmet Özel, Türk tanımını kâfirle çatışmayı göze alan Müslüman şeklinde yapıyor. Bundan yola çıkarak da Türkçenin İslâm’dan ve Kur’an’dan asla kopuk olamayacağını; filologların yaptıkları dil tanımlarının yanlışlığı, Azerice, Kırgızca, Kazakça gibi dillerin Türkçeyle bir bağı olmadığı, Türkçenin Latin harfleriyle değil, Kur’an harfleriyle en doğru şekilde yazılabileceği vb. konulara değinerek dile getiriyor. Bu çalışmanın önemini ve neden hazırlandığını ise Durmuş Küçükşakalak yine bu konular doğrultusunda şöyle açıklıyor: “Bu inceleme bittikten sonra yapılan işin tarihî olduğuna, inşallah bir çığır açacağına da kâni olduk. Çünkü Türkçenin Kur’an-ı Kerim ile kurulmuş sıkı bağı, yakın zamana kadar –belki de harflerimizin elimizden alınmasına kadar- insiyakî olarak biliniyordu. 1928’e kadar başımıza gelen bütün oldubittiye rağmen bugünkü konuştuğumuz dille kıyas kabul etmeyecek kadar bir başka dilin içinde yaşıyorduk. Daha sonrasında kademe kademe uzaklaştırıldığımız bu Türkçe aslında Kur’an’dan uzaklaşma ma’nâsına geliyordu.”

İsmet Özel ise Türkçenin, Arap sarf ve nahvini bilen insanların günlük hayatlarını idame ettirmek için ortaya çıkardıkları bir dil olduğunu söylüyor. Fakat Arapça değil, tek başına bir dil olduğunu da verdiği örnekle açıklıyor. Bu örneği Özel’i takip edenler farklı kitaplarında da görmüşlerdir: “Türkçe bir Müslümanın itikadî yerini yaşayarak göstermesine yarayacak bir dil. Birçok örnek verilebilir ama hepinizin bildiği ‘kaza’ örneği öğreticidir. Biz İngilizcede ‘accident’, Almancada ‘unfall’ denen şeye Türkçede ‘kaza’ deriz; ‘bir kaza geldi başıma’, ‘kaza geçirdim’… Ne demek bu? İngilizcede ‘accident’ dediğinizde bir terslikten bahsedersiniz, Almancada da aynısı geçerlidir. Ama biz Türkçe konuşan insanlar kaza geçirdiğimizi, kazaya uğradığımızı, başımıza bir kaza geldiğini söyleriz. Allah istediği için, kaderimizde bu olduğu için oldu; Arapçada ‘kaza’ bu demektir. Ama Araplar hiçbir zaman kaza geçirdiklerinde ‘kaza geçirdim’ demez. … Bunu üretmedik, icat etmedik, itikadî pozisyonumuz sebebiyle benimsedik.”

Rika yazısı

Yine İsmet Özel, Kur’an harflerine yönelik toplumun belli kesimlerinden gelen tepkilere karşı da, “bizim Kur’an harfleriyle bir bağımız yoktur” diyenlere karşı da “rika” harflerini örnek gösteriyor. Rika’nın İstanbul’da icat edildiğine değinen Özel, bizim Türk milleti olarak bu yazıya yabancı gözüyle bakmamızın ihanetin de ötesinde bir alçaklık olduğunu söylüyor.

İsmet Özel’le yapılan söyleşide, söyleşiyi gerçekleştiren Durmuş Küçükşakalak, Muammer Parlar ve Mustafa Deveci dil bahsinde İsmet Özel’in tam olarak bu konuyu anlatmasına olanak sağlayacak soruları soruyorlar. Bu konunun neden bu kadar önemli olduğunu hem kendilerinin sorularında hem de İsmet Özel’in cevaplarında defalarca görebiliyoruz. Bu bahiste sık sık 1928’de olan şeyin vahimliğine değiniliyor, Azerice, Kırgızca, Kazakça’nın Türkçeyle hiçbir alâkasının olamayacağı söyleniyor ve ünlü yazar Cengiz Aytmatov’un bile Kırgızca yazmadığı belirtiliyor. Ayrıca bize okullarda öğretilen “Türkçenin Ural-Altay dil ailesinden olduğu” şeklindeki bilgiye ise direkt karşı çıkılıyor ve bu konu hakkında şöyle bir açıklamada bulunuluyor: “Şimdi bu dil tasnifleri dediğimiz şeylerin hepsi XVII. asırdan itibaren yükselen Batı medeniyetinin uyduruk bir şey olmadığı, esaslı olduğu, köklerinin bulunduğu, ciddiye alınması gerektiğini ispat etmek üzere Avrupalıların yana yakıla ortaya çıkardıkları şeylerdir. Avrupalılar köksüzlüklerini kök icat ederek giderdiler.” Buna ek olarak da, “dil ailesi” bile diyemedikleri, sadece “dil grubu” demekle yetinildiği söyleniyor.

“Türkçeden İslâm’a Giriş” serisinin ilk kitabı

“Türkün Dili Kur’an Sözü” oldukça geniş bir çalışma. İsmet Özel’in önerisiyle başlayan ve İstiklâl Marşı Derneği Konya Şubesi’nin üzerinde çalıştığı bu çalışma, bize Türkçedeki Kur’an kökenli kelimeleri tanıtıyor. Kelimelerin kökü, bu kelimeden türetilen kelimeler, kelimenin Kur’an harfleriyle yazılışı vb. bilgileri öğreniyoruz. Kelimeden emin olunmadığında çalışmaya alınmadığı bilgisi, bize bu çalışmanın ne kadar ince elenip sık dokunarak yapıldığını da söylüyor aslında. Ayrıca bu çalışmada kullanılan kaynakların neler olduğunu okuduğumuzda, bu çalışmanın bir hisse veya inanışa değil sapasağlam temellere oturtulduğuna ikna oluyoruz.

Bu incelemenin bir diğer önemi ise, İMDER’in en önem verdiği konuların başında gelen “Türkçeden İslâm’a Giriş” serisinin ilk kitabı olması. Bundan sonra bu seriye birçok yeni kitap ekleyen İMDER’in temel kitabının “Türkün Dili Kur’an Sözü” olduğunu söyleyebiliriz.

Yazı konusu, bir millet için çok önemlidir. Bunun önemi şimdilerde, insanlarımızca kulak ardı edilse İMDER’in çalışması ve TİYO’nun neşriyle bize ulaşan bu kitabın anlamak isteyen zihinlere çok faydalı olacağı kanaatindeyim. Dil ve Türkçeye yıllarını veren İMDER fahri başkanı İsmet Özel’e ve bu çalışmada emeği geçenlere kulak vermek, bizim görevimiz. Bu çalışmayı daha da anlamlandırmak isteyenler, kitabın başındaki söyleşiyle yetinmek istemeyenler, yine İstiklâl Marşı Derneği’nin neşrettiği Çelimli Çalım ve Hanyalı Konya dergilerini karıştırabilirler. Özellikle Hanyalı Konya’nın üçüncü sayısı neredeyse dil bahsine ayrılmış gibi teferruatlı bilgiler içeriyor. Zaten İsmet Özel’i takip edenler, hemen her kitabında ama yoğun ama yüzeysel dil bahsine değindiğini de biliyor olmalılar.

Türkün Dili Kur’an Sözü, TİYO Yayınları

Mehmet Akif Öztürk

Güncelleme Tarihi: 21 Kasım 2018, 14:50
YORUM EKLE
YORUMLAR
Murat
Murat - 2 yıl Önce

Bula bula, vere vere bir "kaza" kelimesini vermişsiniz, o kadar yazıyı boşuna mı okudum. Bu gibi sevdalardan vaz geçin, varacağınız bir yer yok, islamın 5 şartını yapın, büyük günahları işlemeyin, Allah sizin dilinize değil, amellerinize bakacak

melih
melih - 2 yıl Önce

Böyle çetrefilli bir iddia ortaya atmak "dile" kolay. Ancak Arapça'dan alınan üç beş kelimenin Türkçe'deki kullanım şeklinin ne kadar Kur'an'a uygun olduğunu ispatlamakla Türkçe'nin Kur'an sözü olduğu iddiası cerbezeden öteye geçemiyor. Keşke İsmet bey maddi iletişim aracı olan lisandan ziyade -farsça'daki gönül anlamıyla- dile, yoğunlaşıp toplum içinde gönülden gönüle bir bağ kurabilseydi.

Mehmet
Mehmet - 2 yıl Önce

3-5 kelime yok bu sözlükte. 2000'e yakın var. Ayrıca 'kaza' tek bir örnekti. Özellikle İMDER'in dergilerini takip ederseniz her sayıda onlarca örneğe rastlarsınız. Üstelik kallavi kanıtlarıyla. Lafa gelince en büyük Müslüman, duruma gelince 'İsmet Özel de biraz şey canım...' Vazgeçin bu durumdan. Dünyalıklarınızdan olmak bu kadar korkutmasın sizi. Varsa kanıtınız karşı iddianız buyrun!

banner19

banner13