Türkçe yetersiz midir?!

Osman Toprak, dil hakkındaki düşüncelerini Dil ve İmkân adını verdiği kitabıyla yayımladı. Kitabı Profil Yayıncılık okura sundu.

Türkçe yetersiz midir?!

Osman Toprak, Türk dili ve dil meseleleri üzerine uzun yıllardır zihin yoran, araştıran, okuyan bir isim. Bu meseleler karşısındaki fikirlerini zaman zaman yazılarıyla kamuoyuna açıklıyordu. Bunları yeni yazılarla beraber bir kitap halinde Dil ve İmkân adıyla yayımladı.

Dil ve İmkân adıyla bu yılın Eylül ayında okura sunulan kitap, her şeyden önce bir cesaretin ürünü. Çünkü dil meseleleri bu ülkede özellikle akademik camia ve eski yazı kültürüne vakıf olan âlimlerce çokça tartışıldı. Mayınlı bir sahadır bu yüzden dil. Söylenecek sözleri tüketmiştir. Akademik bir unvanın arkasına saklanmadan, genç yaşın biriktirdikleriyle bu alana el atabilmek elbette ki cesaret isteyen bir iştir.

Dil ve İmkânKitap, önsöz haricinde iki bölümden oluşuyor. İlk bölümde yazar her deneme altında farklı kelime ya da kelime gruplarının gelişim sürecini, bugünkü işlerliğini, ilk anlamıyla bugünkü kullanımları arasındaki değişimi tartışıyor. Dil ve İmkân’ın bu açıdan bakıldığında dili günümüzün siyasi, sosyal meseleleriyle irtibatlandırma gibi önemli bir amacı da var. Tek tek tetkik edilen kelimelerin bazen güncel hayatımızla ilişkili olanlardan seçildiğini görüyoruz. Mesela tüket- ve tüketici tabirleri. Toprak, bu kelimelere “Bir malı veya hizmeti satın almak” olarak verilen anlamı aldatıcı buluyor. Ortada tükenen bir para ve karşı tarafın yok olan malları kalıyorken bu durumda kimin kârlı olduğunu sorguluyor.

Burada aynı zamanda Kur’an-ı Kerim’den ve Klasik Türk Edebiyatı’nın önemli birçok eserinden misallemeler yapıldığını görüyoruz. Bazı kelimelerin ilginç serüvenlerini de okuyoruz. Mesela tabanca kelimesi tokat ve avuç içi anlamlarına geliyormuş.

“Sadece Hayvanlar Eğitilir”

“Eğitim Maarifeti” başlıklı denemede de çok ilginç noktalarla temas kuruyor Osman Toprak. Maarif kelimesi manevi bir bilgeliği işaret ederken onun yerine getirilen eğitim kelimesinin hayvan terbiye etmek anlamına geldiğine dikkati çekiyor. Sevan Nişanyan’ın bir eserini referans göstererek. 1935’te maarif anlamında ortaya çıkartılan eğitim kelimesi, “içi boşaltılan kelime” ifadesinin en bariz örneği.

“Efendim!” de ilgiyle okuduğum denemelerdendi. Hem geçmiş kültürümüz hem de günümüz edebiyatının kutsal anlamlar yüklediği efendim, Toprak’a göre bugün Erenköy’deki apartman kapıcılarına söylenen bir hitap haline dönmüştür. Bundan önce, Aziz Mahmud Hüdayi’nin bir şiirinde Allah’a seslenerek, Allah’ı karşılamak için efendim nidasını kullandığını söylüyor yazar. 

“İlk İnsan Hangi Dili Biliyordu?” diye sorarak söze başlıyor bir yerde Osman Toprak. Bu sorunun ilim çevrelerinde asırlardır konuşulduğunu hatırlattıktan sonra Feraizcizade Mehmed Şakir Efendi’nin 1890 yılında yazdığı Persenk adlı eserinde ilk insan Hz. Âdem’in Türkçe konuştuğunu söylediğini yazıyor. (Meraklılarına duyurulur; Persenk’in neşrini Doç Dr. Mustafa Koç yaptı. Kale Yay.)

Osman Toprak’ın “Dilim Dolaşmadan” üst başlığını verdiği ilk bölümdeki amacı “Kelimelerin hayatı bizi ne kadar ilgilendiriyor?” ifadesiyle akrabalık kuruyor.

Yunus Emre“Yunus, Boynu İnce, Hükmü Keskince”

“Dil Mimarisi” adı verilen ikinci bölümde ise Türk dilinin gelişimine azami derecede destek olmuş sanatçıları konu ediniyor. Bunların başında da haliyle Yunus Emre geliyor. En uzun bölümlerden birini Yunus’a ayırdığını gördüğümüz Osman Toprak’ın Yunus için söylediği -divanından derleyerek- şu sözleri burada paylaşmalıyız: “ (Yunus Emre) Sevgisi aşkın, neş’esi taşkın, dili çözülmüş, kelimeleri dizilmiş, boynu ince hükmü keskincedir.”

Daha sonra Mehmet Akif, Yahya Kemal ve Nihad Sami Banarlı’nın Türk dili için önemine dikkat çekiyor Osman Toprak. Baştaki iki şairin de şiirlerinden örnekler vererek onların Türk diline yaptıkları hizmetleri ispatlıyor. Burada Nihad Sami Banarlı’nın yabancı dillerden alınan kelimeler için söylediği ifadeyi tekrarlamak durumundayız. Anlamca “Ülke fethedilir, millileştirilir, dilde de fethedilmiş kelimeler vardır.” Diyor, Banarlı. Yahya Kemal’in “Türkçe’nin çekilmediği yerler vatandır.” sözünü yine Dil ve İmkân sayesinde hatırlamış oluyoruz.

Hayatımızdan çekilen kelimelerin yerlerinin nasıl bir anda doldurulduğundan da bahsediyor bu önemli kitap. Bir yerde önemli bir tespitte bulunuyor Osman Toprak ve diyor ki; “Türk dili böylece tasfiye edilirken, Batı’dan gelen yeni konuklara karşı bir hazırlığın olmadığı da anlaşıldı.” Gerçekten de Batı kökenli birçok kelime inadına kullanılmasına rağmen dilde kabul göremedi. Vücudun bir mikrobu dışarı atması gibi Türkçe de bu kelimeleri bertaraf etmek için büyük çabalar gösterdi, gösteriyor.

Son olarak şunu belirtmeliyiz ki, Dil ve İmkân hamasi duyguların alabildiğine yükseldiği bir kitap. Osman Toprak sıkça dil-din birliğinden, İslam mülkünde bu toprakların öneminden söz açıyor. “Geçmiş Olsun” bu mesele üzerine yazılmış kitaptaki numune yazılardan. Sözünü esirgemiyor. “Geçmek fiilinin tam otuz yedi anlamda kullanıldığını yazıyor sözlük. Türkçe’yi yetersiz gören körlere bilmem bir şey ifade eder mi?” Bu toprakların din unsurunu İslam teşkil ettiği gibi din unsurunu da Türkçe sağlamıştır diyor. Sıkça…

Her ne kadar haklı olsa da bu türden ifadelerin sıklıkla vurgulanması hem okur nazarında, hem de kitabın edebi kıymeti noktasında maraz çıkarıyor… Çünkü bir dönem birilerinin dönemin siyasi havasını yıkmak için bıkmadan, usanmadan yazdıklarını bugün Osman Toprak tekrar etmek durumunda kalmış.

Not: Osman Toprak’ın fotoğrafı için Kerim Akbulut’a teşekkürler.

Yakup Öztürk

Yayın Tarihi: 13 Kasım 2009 Cuma 08:53 Güncelleme Tarihi: 17 Mart 2021, 14:09
banner25
YORUM EKLE

banner26